KUDUZ: Ne biliyoruz, nasıl kandırılıyoruz? ( 1 )


“Kuduz” hakkında her şey. Nasıl kandırılıyoruz, kuduz salgını söylentileri hangi amaca hizmet ediyor? Türkiye’de ‘koruyucu veterinerlik hizmetleri’ gereğince yapılıyor mu? Aşı uygulamalarını azaltmanın yolu nedir? Gereksiz aşılamanın ve aşı ithalatının önüne nasıl geçilebilir? Kuduz hastalığı bu kadar nadirken aşılama sayısının bu kadar yüksek olması bir tezat değil midir? Ülkemizde yıllık aşı tüketimi ne kadardır? Şu an ülkemizde kuduz salgını söz konusu mu? Hayvanları öldürmek (itlaf) çözüm mü? Yaban hayatına yönelik çalışmaların yapılması gerekmiyor mu? Bir bilim insanının titizliği ve nesnelliği ile bilimsel gerçekler sayfamızda, Prof. Dr. Tamer Dodurka tarafından açıklanıyor…

* * *

KUDUZ: Ne biliyoruz, nasıl kandırılıyoruz?

Prof. Dr. Tamer Dodurka



Dünyada, 80’den fazla ülkede salgın olarak kabul edilen kuduz hastalığı nedeniyle her yıl yaklaşık 55 bin insan can veriyor. Ölüm listesinde başı Afrika ve Asya çekiyor. Gelişmiş ülkeler ise çok daha fazla yaban ve evcil hayvan varlıklarına sahip olmalarına rağmen yavaş yavaş bu hastalığı eradike ediyorlar ve böylece kuduzsuz ülkeler listesi uzuyor. Örneğin 10 sene evvel sadece ada ülkeleri kuduzsuz olarak kabul edilirken, bu gün uygun aşılama ve veteriner halk sağlığı hizmetleri sayesinde bazı gelişmiş ülkelerle birlikte komşumuz Yunanistan da kuduzsuz ülkeler listesine girmeyi başarmış durumdadır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nın 2005 Yılı resmi rakamlarına göre, ülkemizde toplam 193 kuduz olgusu saptanmıştır. Bu rakamın 11’i yaban, 182’sini ise evcil hayvanlar oluştururken hiçbir insanda kuduz görülmemiştir. ( Bknz. TABLO)

- Ülkemizde kuduz vaka sayısı bu kadar azken neden aşılara büyük paralar harcanıyor?

- WHO rakamlarına göre, dünyada kuduz görülen ülkeler listesindeki yerimiz üst sıralarda değildir. Ancak, aşı tüketimine göz attığımızda yerimizin üstlerde olduğunu görüyoruz. Bu orantısızlık ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Acaba bizlere çoğu kez gereksiz yere mi aşı yaptırılıyor? Elbette, aşının önemini ve gerekliliğini yadsıyacak değiliz, ancak halkımızın panik içersinde ve gereksiz yere aşıya koşuyor olmasını da doğru bulmuyoruz. Her yıl binlerce insan aşı olmak için sağlık merkezlerine başvuruyor. Rakamlarla ifade edersek, yılda ortalama 100 bin civarındaki “ısırık vakası” kuduz şüpheli olarak kabul edilerek aşı uygulanıyor. 2005 yılında ise bu rakam 150 bine ulaşmıştır. Böylece “ithal aşının” ülkemize olan maliyeti trilyonlara ulaşıyor. Bu maliyet için kimi birkaç trilyon diyor, kimi ise 10 trilyondan fazla diyor. Ancak, rakam ne olursa olsun ciddi ekonomik kayıplara uğradığımız ve aşı firmalarına kazandırdığımız su götürmez bir gerçektir. “Rüyanda bile ısırılsan hemen aşıya koşacaksın” diyen bir toplumda insanları panik halde aşıya sevk etmek hiç de zor değildir. Böylece sahibinin gözetimi olmaksızın evden dışarı çıkmayan, dolayısıyla kuduz bir hayvanla teması olmayan, aşılı köpekleri tarafından bir şekilde ısırılıp aşıya koşanların sayısı az değildir. O halde, bu rakamları düşürmede en önemli adım koruyucu veteriner hizmetlerindeki kalitenin artırılması ve gereksiz panikleri önlemek için söz konusu hastalığın halkımız tarafından iyice tanınmasıdır.
Bu noktadan yola çıkarak, yazımızda kuduz hakkında genel bilgilerin yanı sıra hastalığın yok edilmesinin önünde duran engelleri, uygulamadaki zafiyetleri ve bu durumdan kimlerin kârlı çıktığını anlatmaya çalışacağız. Bu arada geçen hafta Birgün’deki duyurudan sonra sizlerin e-posta yoluyla sorduğunuz soruları da yanıtlayarak bilinmeyen hiçbir şeyin kalmamasına gayret edeceğiz. Bu günkü yazımızı da sizlerden gelen sorulara göre şekillendirdik.
Bir okuyucumuzun aşıların maliyeti hakkında sorduğu soruyu yanıtladık. Bir başka okuyucu halâ bu devirde kuduzun üstesinden niye gelinemediğini, bunun altında yatan nedenlerin ne olduğunu soruyor. Şimdi de bu soruyu yanıtlayalım:

- Neden kuduzla başa çıkamıyoruz?

- Ülkemizde kuduzla mücadele ilk defa insan aşısı uygulamaya başladığımız yıl olan 1887’ den bu yana devam ediliyor ( Bilindiği gibi dünyada kuduz aşısı ilk defa 1885 yılında Pasteur tarafından üretilmiştir. 1886 yılında, II.Abdülhamit tarafından Dr. Zoeros Paşa başkanlığında veteriner cerrahi hocası olan Baytar Yarbay Hüseyin Hüsnü Bey ve zooloji hocası olan Yarbay Hüseyin Remzi Bey’den oluşan ekip, bu aşıyı ülkemize kazandırmak üzere Fransa’ya gönderilmiştir. Ekip uzun süre Paris’te çalışmalarını sürdürmüş ve 1886 yılı sonunda ülkeye dönerek aşı üretimi için faaliyetlerine başlamış ve nihayet 1887 yılında kuduz aşısı -dünyanın birçok ülkesinden daha önce- ülkemizde üretilmeye başlanmıştır ).

Peki 120 yıl önce kuduz konusunda bir hayli ileri durumda olan ülkemizde neden hala bu hastalığın üstesinden gelinememektedir? Bu konuda hemen, en kolaycı ve en sığ yanıt olarak “sokak köpeklerin yok edilmediği için” diyenler vardır. İlk önce bu iddiayı irdeleyelim ve daha sonra gerçek nedenlerden bahsedelim.

- Kuduzun suçlusu, sorumlusu başıboş köpekler midir?

- Sokak hayvanları veya kırsal bölgelerdeki sahipli köpekler genellikle kudurarak şehre inen ve kuduz yayılmasında esas sorumluluğu olan “tilki” gibi yabani hayvanlarla ilk karşılaşan hayvanlardır. Bu köpekler bölgelerini, sürü hayvanlarını ve insanları koruma güdüsüyle bu hayvanlara saldırınca ısırılarak kuduz virüsünü alırlar. Böylelikle kuduzun insanlara taşınmasına aracılık ederler.
Aslına bakarsanız kuduzun suçlusu, yaban hayvanlarından koruyamadığımız sokak hayvanları değil mevcut sistemdir. Bu hastalığı kentlere taşıyan yaban hayvanlarını ve yaban hayvanlarındaki kuduzu engellemek için hemen hemen hiçbir çaba sarf etmeyen idarelerdir. Yaban hayvanlarında kuduz engellenirse, bulaşma zinciri daha başından kopar ve kuduz virüsü köpeklere de insanlara da ulaşmaz. Yakın bir tarihe kadar gelişmiş ülkelerde kol gezen yaban hayvanı kuduzu yine bu ülkelerde yapılan çalışmalar sayesinde neredeyse yok edilmiştir. O halde, işin özü yaban kuduzunun engellenmesinde yatmaktadır.

2005 yılında ülkemizdeki yaban hayvan kuduz sayısı 11 olarak bildirilmiştir. Bu rakamı gerçekçi bulmuyor ve daha yüksek olduğunu tahmin ediyorum. Bırakın ülkemizde kuduz hayvan sayısını doğru olarak saptamayı, yaban hayvan sayısının dahi doğru olarak sayıldığı şüphe götürmektedir. Kuduzla mücadeleden sorumlu olanlar bir araya geldiğinde çözüm için önerilenlerin başında hayvanların itlafı gelir. Yanlış da değildir. Tabi ki, sokaktakileri yok etmek yetmez, yabandakileri de yok etmemiz gerekir. Böylece kuduz bir süreliğine olsun engellenmiş olabilir de… Ama kara sınırları bu kadar uzun olan bir ülkeye civar ülkelerden giren hayvanlara engel olamayacağımız gibi, yüksek duvarlarla çevrili olmayan şehirlerimize de kırsal bölgeden hayvan girişine engel olunamaz. Anlayacağınız bu yöntemle kuduzun kökü kazılamaz. Sahipsiz hayvanlar için yapılması gereken şey tamamının kayıt altına alınıp aşılanması ve kısırlaştırılarak üremelerinin kontrol altına alınmasıdır.

Avrupa ülkelerinde 1989 yılından beri 90 milyondan daha fazla aşı paletlerinin geniş alanlara dağıtılması suretiyle “yaban hayvan kuduzu”nda çok önemli gerilemeler sağlanmıştır. Kanada, Amerika, Brezilya, Güney Kore gibi yüksek sayıda köpek kuduzu bildirilen ülkelerde de yaban hayvanlarına yönelik çalışmalar sayesinde köpek kuduzunda çok bariz azalma izlenmektedir.
Yayınladığımız tabloya göz attığımızda, sokaklarında sahipsiz köpeklere rastlayabildiğimiz, anacak koruyucu veteriner hekim hizmetlerinde kalitenin yüksek olduğu İtalya, Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde 2005 yılında hiçbir köpekte kuduz vakasına rastlanılmamıştır. O halde, kuduz nedeniyle suçun sahipsiz köpeklerde değil, yaban kuduzuyla mücadele edemeyen, köpeklerin kontrolsüz çoğalmasını engellemeyen, mevcutları kayıt altına alamayan ve dolayısıyla bu köpeklerin aşılanmasını beceremeyen ve bu konuda yetkili merci olan belediye veteriner işleri müdürlüklerini lav eden, bulaşıcı hastalıklarla mücadeleyi tarımcıların eline bırakan, koruyucu veteriner hekim hizmetlerini uygulatmayan sistemde aranması daha doğru değil midir?




Tablo:WHO Verilerine Göre 2005 Yılında Avrupa Ülkelerinde Kuduz Olguları:



 2005 yılında kuduz görülmeyen Avrupa ülkeleri: Portekiz, İsviçre, İsveç, Norveç, Lüksemburg, İtalya, İrlanda,İzlanda, Yunanistan, Belçika, Finlandiya

….ÜLKE……………………………………..TOPLAM…… YABAN .. EVCİL.. İNSAN














































































































































RUSYA
3087
1306
1773
4
UKRAYNA
2113
959
1152
0
LİTVANYA
1652
1312
340
0
BEYAZ RUSYA
591
442
149
0
HIRVATİSTAN
557
525
32
0
ROMANYA
530
354
176
0
ESTONYA
266
229
37
0
TÜRKİYE
193
11
182
0
POLONYA
138
98
36
0
ALMANYA
63
41
18
4
SIRBİSTAN
50
46
4
0
SLOVAKYA
50
46
4
0
BOSNA HERSEK
36
30
6
0
MACARİSTAN
9
7
2
0
BULGARİSTAN
8
4
4
0
FRANSA
3
3
0
0
SLOVENYA
3
3
0
0
HOLLANDA
2
2
0
0
ARNAVUTLUK
2
2
0
0
ÇEK CUMHURİYETİ
1
1
0
0
İSPANYA
1
0
1
0
İNGİLTERE
1
0
0
1
TOPLAM
9830
5806
3980
9






















 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


( Birgün, DÜNYA YALNIZ BİZİM DEĞİL sayfası, 28 Ekim 2006 )