‘Adres tarif etmeyi seviyorum ama bazen de kızıyorum’
AHMET TULGAR
ahmettulgar@birgun.net
Aniden, kısa yoldan, çabucak, emek harcamadan zengin olma ihtimal hesabının karşısına onun damlaya damlata taştan çıkardığı ekmesinin gerçekliğini ve saygınlığını koyabiliriz. Tam böyle bir manzara arz eder milli piyango satıcısının köşebaşlarında, kaldırımlarda, kalabalıklara nazır konumundaki dirençli bekleyişi ve faaliyeti ile müşterisinin aceleciliğinin ilişkisi.
Milli piyango satıcısı emeğin güzelliğini, paranın, “seruet olarak paranın” dejenere edici beklentisinin karşısına koyar.
Medya, kitle kültürü medyası yılbaşlan öncesinde hatırlar onları, onları da hatırlamaz ya aslında, daha çok onların tezgâhlarının uaat ettiği umudun propagandasını yapar toplumun geniş kesimlerine. Milli piyango satıcısının gerçek hayat gailesi ile, soğuk kış akşamlarına kadar düştüğü günlük maişet derdine değil, büyük paranın hayalperestliğine yöneltir dikkatleri.
Medyanın milli piyango ile kurduğu alışıldık ilişki, toplumun emek ile, emek süreci ile ilişkisini deşifre eder.
O tezgâhın ardındaki gerçeklik, insan hikâyesi değil, Kaf dağının ardındaki hazine sandığıdır gündem maddesi kitle kültürü medyasının.
Biz de öyleyse bu yılbaşı öncesinde 15 yıldır aynı apartmanın önünde milli piyango satan ve günde yaklaşık bin kişiye adres tarif ettiğini iddia eden SSK emeklisi Salih Zorluoğlu ile konuşalım dedik.
Röportaj sırasında bir gencin gelip 1200 YTL’lik piyango bileti alması ise bir toplumsal histeriyi yalandan izleme firsatını verdi bize.
» Kaç senedir milli piyango bileti satıyorsunuz, Salih bey?
15 senedir bu işi yapıyorum.
» Bütün geçiminizi bu işten mi sağlıyorsunuz?
Hayır. Ben emekliyim. Emeklilikten sonra başladım bu işe.
» Nereden emeklisiniz?
SSK’dan. Özel sektör.
» Özel sektörde ne iş yapıyordunuz?
Tahsilat işleri yapıyordum.
» Batı ülkelerinde emeklilik uzunca bir süre çalışmış bir insanın artık kendine daha fazla zaman ayıracağı bir dönemdir. Emekli olduktan sonra 15 yıl daha böyle çalışmak zorunda olmak sizi öfkelendirmiyor mu?
Bizim ülkemizde böyle bir şey mümkün değil. Mümkün olsa yapmazdık herhalde.
» Emekli maaşınız aylık olarak ne kadar?
500-550 YTL civarında.
» Peki, sizin aylık asgari ihtiyacınız ne kadar?
1000 YTL’nin üzerinde.
» Evli misiniz?
Evet.
» Çocuk?
4 tane.
» Kız, erkek?
Hepsi erkek. Torunlarım da oldu.
» Kaç yaşındasınız?
64.
» Siz artık karınızla yaşıyorsunuz, öyle mi?
Hayır. Oğullarımdan biri benimle yaşıyor. Gelinim ve oğlumla beraber.
» Günde kaç saatiniz bu kaldırımda geçiyor?
Sabah 9, akşam 7 veya 8.
» Buraya, Şişli’ye yakın mı oturuyorsunuz?
Uzaktan geliyorum. Yeşilpınar, Alibeyköy.
» Niye Şişli’yi seçtiniz milli piyango bileti satmak için? Milli Piyango İdaresi mi belirliyor sizin nerede duracağınızı?
Hayır, kendimiz seçiyoruz.
» Kaç senedir bu noktadasınız peki?
15 senedir bu noktadayım. Bu işe başladığımdan beri. Hep bu kapıdayım. Bu apartmanın kapısında.
» Artık apartmada oturanlarla içli dışlısınızdır, değil mi?
Evet. Sağolsunlar.
» Bu apartmanda yaşayanların bu 15 yıllık süreç içinde yaşadıklarının birçoğunun tanığısı-nızdır artık.
Tabii. Sağolsunlar, bütün dertlerini paylaşırlar benimle. Zaten 35 senedir Şişli’deyim. Çalıştığım, emekli olduğum şirket de hemen burada. Şişli’yi seviyorum. Tanıdıklarım burada. Burada doğmuş, büyümüş gibiyim. Şu bankaların müdüründen tut, odacılarına kadar tanırlar beni. Tanınıyorum diye oturdum burada.
» Sizin müdaviminiz olan milli piyango tutkunları bulunuyor mu?
Evet.
» Sizden bilet alıp da kazanan oldu mu?
Oldu. Çok oldu ama yanıma gelen olmadı. Çıkmayanlar geldi yanıma.
» Bu apartmandan kazanan oldu mu hiç? Olmadı. Onlar kazansa söylerlerdi.
» Günde ortalama ne kadar kazanıyorsunuz?
20-25 YTL kalır bana günde. Onu da buralarda harcar giderim.
» Nasıl buralarda harcarsınız?
İki tane atar öyle giderim eve.
» Ne içersiniz?
Rakı.
» Neden evinizde içimiyorsunuz? Evde yasak mı?
Torunlar filan olunca olmuyor. Onlara kötü örnek olmak istemiyorum.
» Karınız anlıyordur ama içip geldiğinizi?
Tabii. 50 senelik karım artık bilmez mi içip içmediğimi.
»50 senedir mi evlisiniz?
Evet.
»50 sene aynı insanla olmak nasıl bir duygu?
Güzel bir duygu.
» Bu kadar sene koruyabildiniz mi sevginizi?
Elimizden geldiği kadar. Krizler olur. Bir kızarız, darılırız, suçlu olanın sesi çıkmaz.
» Eve gidince sizi en çok ne mutlu eder?
Eskiden daha iyiydi. Bahçemizde oturur, çolu-ğum çocuğumla haşır neşir olurdum eve gidince.
» Şimdi niye bu mümkün olmuyor?
Çünkü o bahçe apartman oldu. Eskiden gecekonduydu evimiz, şimdi apartman oldu.
» Gecekonduda yaşamak daha mı güzeldi?
Tabii.
» Akşamları yorgun argın eve gidince ne yaparsınız?
Çayımı içer, yatarım.
» Sabah kaçta kalkarsınız?
6′da kalkarım.
» Hafta sonu ne yaparsınız?
Yine burada geçer.
» Gün boyu binlerce insan geçiyor önünüzden. Bunun etkisi ne oluyor? Yoruyor mu sizi bu çok?
Bazı tanıdıklarım uğradığında iyi oluyor. Sıkılıyor, gelip derdini bana anlatıyor. Akşama kadar bin kişiye cevap veriyorum. Sürekli adres soruyorlar. Ben burada adres uzmanıyım. Seviyorum adres tarif etmeyi ama bazen tam iş anında gelip soruyorlar. O zaman da kızıyorum. Ama buradaki her yeri bilirim. Muhtarı gibiyim buranın.
» Öğle tatili yapıyor musunuz?
Yapamam. Yemeğimi de burada yiyorum. Sandviç, simit. Bizim öğle yemeğimiz ne olacak. Tanıdıklara ısmarlıyorum, getiriyorlar. Ben arkamı dönemem, hepsi para bu biletlerin.
» Bu yılbaşı öncesi bilet satışları nasıl?
Çok kötü. Es geçiyor halk bu sene biletleri. Halk sıkıntında. Bu günlerde biletler bitiyordu eskiden.
» Daha ne kadar yapmayı planlıyorsunuz bu işi?
Artık sonuna geliyorum. Belki de bu sene yazın bırakırım. Çok yoruldum. Dört çocuğu büyüttük, torun sahibi olduk. Yeter artık.
» Peki, buradaki hareketliliğe alışmadınız mı? Zorlanmaz mısınız bırakınca?
Alıştım ama çok da yoruldum.