Dogmatik ve küresel bir ihtar
EVRİM ALTUĞ
Aralarında tanınmış sanat tarihçi, eleştirmen ve yazar John Berger ile, meslektaşı ve aktiuist Arundhati Roy’un yanı sıra, ünlü Britanyalı müzisyenler Brian Eno ile Leon Rosselson’un da yer aldığı sanatçı ve aydınlar, İsrail’in Filistin’e yönelik süreciden politikası ve şiddet eylemlerinden hareketle, bu ülkeye gidilmemesi ve herhangi bir kültürel aktiuiteye katılınmaması yönünde ortak boykot çağrısında bulundu.
İlk olarak 15 Aralık günlü The Guardian gazetesi kültür sanat sayfasında yer alan haberde, içlerinde sinemacı Sophie Fiennes, Elia Suleiman ve Haim Bresheeth ile, belgesel sinemacı Jenny Morgan, şarkıcı Reem Kelani ve Ahdaf SoueıJ ile, ünlü yazar Eduardo Galeano’nun da yer aldığı sanatçı ve aydınlar, bu girişimi Filistinli sanatçı ve aydınların ağustos ayında dünyaya aktardıkları İsrail’i boykot çağrısına bir destek ve dayanışma hamlesi olarak sunma kararı aldı.
Bilindiği gibi Altın Palmiye ödüllü ünlü İngiliz sinemacı Ken Loach da, söz konusu dayanışma boykotuna desteğini ağustos ayı sonunda beyan etmişti. Tam adı “İsrail’i Akademik ve Kültürel Boykot için Kampanya” olan girişimi, www.pac-bi.org adlı siteden de takip edilerek iletişim kurulabiliyor.
Yazar ve sanat eleştirmeni John Berger, bu boykot çağrısını öncelikli tutmak üzere, hayatı, dünyaya ve sanata bakışı ile, edebiyat çalışmaları üzerine BirGün’e özel bir röportaj verdi.
» Destek verdiğiniz, İsrail’i kültürel ve akademik yönden boykot kampanyasına atfen, Edward Said ve Daniel Barenboim’in ortaya koydukları ve Şef Daniel Barenboim’in sürdürdüğü ‘Doğu - Batı Divanı Orkestrası’ adlı İdildir ve sanat projesine bakışınız nedir?
John Berger: Bu konser veya bu iki konser, yani Lübnan’da ve Filistin’de yapılan konserler; bu benim açıkça desteklediğim bir girişim. Bunu bilhassa vurgulamak isterim; bu (boykot kampanyası) dogmatik bir küresel ihtar. Fakat her defasında, değerlendirilmesi gereken böyle bir tercih söz konusu oluyor. Fikri destekle yapılabilecek bir değerlendirme bu; yani bugün bu protestoyu gerçekleştiren yüzlerce sanatçı var, İsrailli ve Filistinli sanatçılar da var ve artık tüm dünyaya yayılıyor. Yeterince açık değil mi?
» The Guardian gazetesinin 15 Aralık günlü sayısında, yaptığınız boykot çağrısı ve yayınlanan mektubunuza cevaben, Michael Berkeley adlı bir okur da şunları söylemişti: “John Ber-ger’in eserlerini kimin yayınlayacağını dikkatle tercih etme kararını savunsam da, bir şekilde sanatçıların birbirlerini ve takipçilerini etkileyebilme, ilgilendirebil-me ve besleyebilme imkânını bloke edebilecek bir boykota tanık olmaktan da üzüntü duyuyorum. Bu yaratıcı bağın kesilip atılamayacak kadar değerli olduğuna ve politik statükoya hapsedilmenin çok ötesinde olduğuna inanıyorum; hele onun en yetkin kınanması olabilecekken.”
Hmm… Evet, bu yazıyı okumamıştım, peki sorunuz nedir ?
» Bu durumda size sorum şu… Burada doğal bir çelişki var gibime geliyor. İçinde yer aldığınız bu ‘akademik ve kültiirel boykot’ girişimi, bir yanıyla da ifade özgürlüğü ve bireysel hakların kullanımıyla zıtlaşmıyor mu ? Yani, ‘kül-tür’ü bir çoğumuz doğası gereği, sözlükler ve pratik hayatta bağımsız, geçişken, gezici bir kavram olarak biliyoruz…
Hımm, pekala… Herkes sözgelimi Güney Afrika’da ne olduğunu unutmuş görünüyor. Ona karşı da ekonomik ve kültürel bir boykot yürütüldü. Belli bir etkisi olduğunu da söyleyebiliriz değil mi? Gelelim bu kültürel boykotun meşru veya etkili olup olmadığına; hemen Güney Afrika’yı andım, çünkü olumlu bir örnek. Ve bu tartışmada beni fazlasıyla tedirgin eden şey, insanların kültürü konuşmakla işe başlaması, ‘Kültürü boykot edebilir misiniz?’ türünden sorular sorması ve bunların topu tamamen soyut sorular. Öte yandan özgürce seçilmiş Hamas hükümetinin vekillerinin ve bakanlarının tutuklanması ve öldürülmesi karşısında, üstelik bunun her gün ama her gün tekrarlanması karşısında inanılmaz bir sessizlik takınmaları. Niye bunun hakkında konuşmuyoruz? Bütün bu meselelerle ilgili bana biraz ‘akademik’ gelen bir şeyler var… Bu kampanyayı başlatmanın arkasındaki fikir, oradaki zulmü etinde kemiğinde hissedenlere ses vermekti, onların kendilerini daha az yalnız hissetmesini, bir araya gelebilmelerini ve seslerini yükseltebilmelerini sağlamaktı. Kendi bildiklerince, kendi yargılarına göre hareket edebilirler, çünkü bu herkesin aynı şeyi yapmasını gerektiren bir şey değil, herkes kendi yargılarını verebilir… Böylelikle İsrail hükümetinin canavarca politikaları üzerinde bir tür baskı kurabilirler. Tekrarlıyorum, İsrailli sanatçılar da var bu boykot kampanyasında…
» Geçen yılın kasım ayında Batı Şeria’daki Ramallah mülteci kamplarında yaşayan çocuklar için yaptığınız kültür amaçlı seyahatin bu noktaya gelişinize etkisi olduğu düşünülebilir mi ?
Elbette elbette. İlk ziyaretim değildi. Elbette orada gördüklerim, duyduklarım ve hakkında yazdıklarım, üzerimde büyük bir etki yaptı. Elbette…
» Bu ziyaret sonrasında yazdığınız yazılardan birinde de, ünlü Lübnanlı şair Mahmud Der-viş’ten alıntılar yaptınız…
Evet evet… öyle. Sözgelimi Lübnan savaşı sırasında Mahmud Derviş bir dizi şiir yazdı. 34 günlük savaş sırasında, Filistinli bir dostumla birlikte, o şiirlerin İngilizceye çevrilmesine yardımcı oldum. Ve yayınlandılar. Sanırım Amerika’da yayınlandılar. Ve bu da başka bir yol… Fakat kısaca konuya dönmek isterim: Elbette olan bitenleri onaylamayan veya protesto etmek isteyen sanatçılar ve akademisyenler var. Fakat son dönemde olanlar, daha önce olanlardan çok daha vahim. Lübnan’daki 34 günlük savaşta 50 bin ev yıkıldı. Derviş o yıkılan evlerle ilgili harika bir şiir yazdı. Ve Filistin halkının bütün mali kaynakları kesilmiş durumda; üçte ikisi yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Orada şimdi olan bu.
» Tüm paraları da ellerinden alındı.
Kesinlikle. Ve devletin çöken altyapısı nedeniyle orada bir kaos baş göstermek üzere, çünkü hükümet falan yok. Ve bütün bunlar demokratik bir seçimden sonra yaşanıyor. Fakat kimse korkudan sesini çıkaramıyor. Yani demem o ki, bütün bunlar karşısında bilhassa sanatçılar suskun kalabilir mi? Ses çıkarmak, mümkünse eyleme geçmek bana çok önemli görünüyor ve tekrarlıyorum, her sanatçının bunu nasıl yapacağına kendisinin karar vermesi gerektiğine her zaman inanıyorum.
» Sanırım burada ince bir çizginin varlığını da kabul etmek gerek. Bu şeffaf çizgi, ‘boykot’ ile ’sansür’ arasında geziniyor. Yani art niyetli birileri, bunu ’sansür’ olarak da alabilir pekala?
‘Boykot’ ile ’sansür’ arasında bir bağ görmüyorum. ‘Aaaa, bu ifade özgürlüğüne yönelik bir tehdit’ diyen insanlar olduğunu biliyorum. Doğrusu bununla ne demek istediklerini anlamıyorum. İfade özgürlüğüne nasıl tehdit olabilir ki bu? Nasıl? Kimin ifade özgürlüğünü tehdit ediyor? Saçmalık. İnsanlarda bir tür kafa karışıklığı var. Sansür falan yok. Ve insanların bu soruyu neden sorduğunu bilemiyorum.
» Yakın zaman önce yapılan Uluslararası Locarno Film Festivali’nde de buna benzer bir boykot girişimi gündeme getirilmişti.
Evet öyle; bazı Filistinliler veya Lübnanlıların girişimiydi, tam olarak hatırlamıyorum. Oradaki İsrailli sinemacıları boykot etmeye veya festivalden çıkarmaya çalıştılar ki çok ama çok yanlış bir şeydi bu. Ve mektupta bu boykotun asla tek tek sanatçılara karşı olmadığını yazmamın nedeni bu. İsrail kurumlarına karşı bir boykot bu. Ve tesadüfe bakınız ki metni imzalayan Filistinliler arasında, Locarno film festivalinde olanları sert şekilde protesto eden sinemacı Elia Süleyman da var. Ve metni imzalayanlar belli bir sayıya ulaşınca, kamuoyunun dikkatine sunduk.
Arundhati Roy, Brian Eno ve diğerleri…
13 Aralık itibariyle İsrail’i akademik ve kültürel boykota destek veren sanatçı ve aydınların listesi: (soyadı ve adı sırası ile) Aguirre, Carmen, (dramaturg), Al Bayati, Hana (sinemacı), Alcalay, Ammiel, (şair), Alkadhi, Rheim (sanatçı), Aziz, Sylvat (sanatçı- SN), Benner, Ron (SN), Berger, John (yazar, SN), Beverley, John (yazar), Bove, Paul (editör ve yazar), Bresheeth, Haim (sinemacı), Brittain, Victoria (yazar), Budney, Jen (küratör), Cameron, Lindsley (yazar), Carew, Keggie (sanatçı), Casana, Manuel Molins (dramaturg), Chanan, Michael (yazar ve sinemacı), Chirot, David-Baptiste (yazar, sanatçı), Chrysakis, Thanos (besteci), Courtney, Andrew (sanatçı), Cox, Molly Hankwitz (yazar ve sanatçı), Creativity commons collective, D’Agostino, Ornella (koreograf) Davis, Matt (müzisyen), Deane, Raymond (müzisyen), Deutsch, Stephen (besteci), Dibb, Mike (SN), Donoghue, Ben (SN), Eno, Brian (müzisyen), Erfanian, Eshrat (sanatçı), Fiennes, Sophie (SN), Fisher, Jean (Yazar), Frere, Jane (video art sanatçısı), Fried, Klaus (SN), Galeano, Eduardo (yazar), Ghaibah, Anas (TV yönetmeni), Ghossein, Mirene (yazar ve editör), Gill, Rajdeep Singh (küratör), Gordon, Avery (yazar), Greyson, John (SN), Guillen, Maria Munoz (dansçı), Halama, Henry (sanatçı), Hamka, Nada (sanatçı), Hashemi, Gita (sanatçı), Hassan, Jamelie (sanatçı), Huleileh, Serene (dansçı / koreograf) Humm, Maggie (yazar), Hussien, Reham (çevirmen), James, Rob (yazar), Jenik, Adriene (medya sanatçısı), Jimeno, Dolores (yazar), Joly, Magdalene (dansçı ve müzisyen), Kelani, Reem (şarkıcı), Karabelia, Vassia (sanat tarihçi), Kauff, Tarak (yazar), Kaya, Mircan (müzisyen), Knupp, Rainer (hareket sanatçısı), Kukovec, Dunja (sanat tarihçi), Kumar, Vinod (yazar), Lane, Joel (şair), Levidow, Les (yazar ve müzisyen), Loshitzky, Yosefa (yazar), Lozano, Rian (küratör), Malinowitz, Harriet (yazar), Marlat, Daphne (yazar), Masri, Hala (tiyatro koordinatörü), Matelli, Federica (küratör), McCaughey, Peter (sanatçı), Metcalfe, Rohelia Hamilton (SN), Miyoshi, Masao (yazar), Montagnino, Carlo (sanatçı), Morgan, Jenny (sinemacı), Muntadas, Antoni (sanatçı), Naguib, Fabiola Nabil (küratör), Neufeldt, Brigitte (sanatçı),. Nunez, Alejandra Perez (ses sanatçısı), Ostrow, Saul (eleştirmen ve küratör), Pangbourne, Annabelle (besteci), Parker, Cornelia (sanatçı), Pennell, Miranda (SN), Radhakrishnan, R (yazar), Rosselson, Leon (söz yazarı ve romancı), Roy, Arundhati (romancı), Rubin, Andrew (yazar), Salloum, Jayce (sanatçı), Sampaio, Miriam (sanatçı), Samuel, Julian (yazar), Sances, Jos (sanatçı), Saraste, Leena (fotoğraf sanatçısı), Sarlin, Paige (SN), Scordıa, Cinzia (sanatçı), Serra, Toni /Abu Ali (video sanatçısı), Shammas, Anton (romancı ve sinemacı), Shibli, Ahlam (sanatçı), Shiri, Keith (küratör), Simons, Patrick (besteci), Smith, John (sanatçı ve sinemacı), Solt, John (şair), Somes-Charlton, Chris (yönetmen), Soueif, Ahdaf (romancı), Staikou, Evi (sanatçı), Suleiman, Elia (SN), Sureda, Joseph Ramis (dansçı) Szpakowski, Michael (besteci), Tres (sanatçı), Tudela, Ana Navarrete (sanatçı), Valldosera, Eulalia (sanatçı), Van Zwanenberg, Roger (yayıncı) Walkley, Ron (mimar), Ward, David (besteci) Younghusband, Gene (medya teorisyeni), Zangana, Haifa (yazar)
John Berger kimdir?
John Berger 1926′da Londra’da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor. Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimle-ri’nin (1986) yanı sıra, Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999), Fotokopiler (1999), Kral (2001) ve Buluştuğumuz Yer Burası (2006) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır.
Berger röportajında yarın
Nobelli yazar Orhan Pamuk İsrail’e yönelik boykota katılabilir mi?
Fransa’nın azınlıklara yönelik resmi politikası ve türban konusu üzerine…
John Berger’in üzerinde çalıştığı yeni kitabı neyi, kimleri anlatacak?
Yazarın Türkiye ile kurduğu özel bağın ardında hangi nedenler var?
20. yüzyıl faşizmi ve geleceğe etkileri üzerine kimi düşünceler…
(Devam edecek.)