EMO BAŞKANI ULUSALER: 2006 kayıp, 2007 karanlık görünüyor
İNAN GEDİK ANKARA
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkam Kemal Ulusaler, Türkiye’nin karanlıkta kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerken, kamuya yatırım yapmayı yasaklayan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanu-nu’nun yürürlükten kaldırılması gerektiğini söyledi. Ulusaler, kayıp bir yıl olarak nitelendirdiği 2006 yılında bu yasanın zaaflarının gün yüzüm çıktığım ifade ederken, 2007 yılma ilişkin olarak da elektrik ve doğalgaz sıkıntısı nedeniyle “karanlık” bir tablo çizdi. Kemal Ulusaler, özel sektörün teşvik verilecek günlerin geleceği umuduyla bugün yatırım yapmadığını söyledi. Kemal Ulusaler, başlattıkları “Enerjine Sahip Çık, Geleceğini Karartma” kampanyasıyla arz güvenliği, dağıtım özelleştirmeleri ve dışa bağımlılığın azaltılması, yerli kaynaklara yatırım yapılması gerekliliğine dikkat çekmek istediklerini kaydetti.
»Türkiye’nin karanlıkta kalma tehditiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Siz de bunu son zamanlarda sık sık gündeme getiriyorsunuz. Bu tehditin boyutları nedir?
Türkiye’nin kurulu gücü 40 bin megavat düzeyinde. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Yasası ile EPDK kurulduğu günden bugüne kadar 6 bin 586 megavatlık lisans verdiği, bunun da ancak 1600 megavatının gerçekleştiği görülüyor. Bu, yıllık 400 megavadık yatırım yapıldığı gerçeğini ortaya koyuyor. Oysa yine resmi verilere göre yüzde 8.4, yüzde 6.3′lük senaryolara göre enerji talep tahmini öngörülüyor. Bu veriler üzerinden gidildiğinde Türkiye’nin yıllık 2 bin 520 megavadık kurulu güçte yatırıma ihtiyacı olduğu görülmektedir. Bu resim bize 13 bin megavatlık yedek kapasitenin önümüzdeki birkaç yıl içerisinde sıfırlanacağını, dolayısıyla enerjisiz, karanlık, sıkıntılı günlerin yalan olduğunu gösteriyor.
‘FİYATLAR ARTACAK’
» Mevcut durumu dikkate aldığımızda karanlıkta kalma tehlikesine karşı ne yapılabilir?Ön-celikle yatırım yapılması gerekiyor. Kim yapacak?
4628 sayılı yasaya göre kamuya yatırım yapması yasaklandı. Bugünkü yapıya göre özel sektörün yapması bekleniyor. Özel sektörün daha fazla teşvik ve garanti verileceği günleri düşünerek bugün yatırım yapmadığı görülmektedir. Bu durumda yeniden yap-işlet-devret, yap-işlet gibi kamu zararına yol açan yöntemler gündeme gelecektir. Kamu yararı açısından bunun tam tersi, yani kamu eliyle bu yatırımların yapılması gerekiyor. 4628 Sayılı Yasa derhal kaldırılmalı ya da en azından kamunun önünü açacak biçimde değiştirilmeli.
»3 dağıtım bölgesinin özelleştirilmesine karşı dava açönız. Bu davanızın gerekçelerini ve neden dağıtım özelleştirmelerine karşı olduğunuzu açıklar mısınız?
Dağıtım özelleştirmeleri yapısı gereği tekelleşmeyi gündeme getirecek. Dünyada da bu tekelleşme eğilimiyle baş etmeye çalışıyorlar. Bizde ise hiçbir sınırlama olmaksızın her türlü tekelleşmeye açık bir yapı sağlandı. Bir dağıtım bölgesini alan şirket başka dağıtım bölgelerini de alabilecek. Yani yatay tekelleşmeye izin verildiği gibi dikey tekelleşmenin önü de açıldı. Bir dağıtım şirketine istediği kadar üretim yapma olanağı sağlandı. Enerjinin stratejik konumu, de-polanamaz, ikame edilemez olması gibi özelliklerinden dolayı yapılan özelleştirmelerle kamu tekelinin yerini özel tekel alacaktır. Resmi ağızlar da, özel sektör de dağıtımın tekel olacağı noktasında aynı şeyi söylüyor. Tekelleşmenin olduğu yerde fiyatların artacağı bilinen bir gerçektir.
Dağıtım öncesi en az 4 aktörün devreye gireceği ve tüm yatırım, işletme maliyetlerinin, ka-yıp-kaçaklar dahil faturalara yansıtılacağı da dikkate alınırsa, fiyatların bir hayli yükseleceği bir kehanet değildir. Bizim yaptığımız hesaplamalara göre 100 birimlik enerji bu aşamalardan geçip, her halkanın karı eklendiğinde 300 birim fiyata kadar ulaşmaktadır. Aynı üretimi kamu yapsa bu rakam 150 birim civarında kalacaktır. Oysa dağıtım özelleştirmelerine yönelik en büyük argümanlardan biri fiyatların düşürüleceği idi. Bunun gerçekçi olmadığı bugünden görülüyor. Tarifeler yoluyla yapılan yatırımlar, hatta yatırım için bulunan kredilerin faizleri bile halktan tahsil edilecektir. Ayrıca tüm enflasyon değişimlerine karşı da özel sektör korunmaktadır. Enflasyondan dolayı gelecek artışlar da tüketiciye yansıtılacaktır. Bir de imtiyaz meselesi var. Bu bir kamu hizmetidir ve imtiyaz sözleşmeleriyle ancak özel sektöre devredilebilir. Ancak dağıtım özelleştirmelerinde bir imtiyaz sözleşmesi düzenlenmemektedir.
KAYIP VE KAÇAK ARTACAK
»Dağıtım özelleştirmeleriyle kayıp-kaçağın azaltılacağı belirtiliyor. Bu mümkün müdür?
Yani kayıp-kaçağın azaltılmasının, dağıtım hizmetini kimin gördüğüyle bir ilişkisi yoktur. Kayıplar, yapılacak yatırımlarla azaltılabilir. Dağıtım özelleştirmesiyle özel sektör yine kamu kaynaklarıyla yatırım yapacaktır. Yani kamu da bu işi yapabilir. Üstelik özel sektörün bu işi üstlenmesi durumunda daha önce Aktaş örneğinde gördüğümüz gibi kayıp-kaçakların kağıt üzerinde düşürülmesi, çeşitli muhasebe oyunları da rahatlıkla devreye sokulabilmektedir. Ki bunların denetimi anlamında EPDK’nin ne böyle kurulmuş bir mekanizması vardır ne de bu konuda yeterliliği. Zaten bu işin de bağımsız denetim şirketleri gibi şirketlere denetlettiril-mesinden söz edilmektedir ki, kamu adına bir şirkete yaptırılan hizmeti başka bir şirkete denetlettirmeden bir sonuç alınması mümkün değildir. Bu da ayrıca özelleştirme faturasına eklenecek bir halka daha oluşturacaktır.
»Enerjine Sahip Çık, Geleceğini Karartma kampanyası başlattınız. Bu kampanyanın temel vurgusu nedir?
Kampanyamızı bir saç ayağı şeklinde düşünüyoruz. Bir ayağını arz güvenliği sorunu, diğer ayağını dağıtım özelleştirmeleri, üçüncü ayağını da ithal bağımlılığın azaltılması ve öz kaynak potansiyelinin değerlendirilmesine dikkat çekmek olarak belirledik.
» Kampanya ile neyi hedefliyorsunuz? Neler yapmayı planlıyorsunuz?
Özellikle özelleştirmeler sonrasında yaşanacak sıkıntıları gündeme tutmak ve kamuoyunu bilinçlendirmek kampanya hedeflerimizden birisi. Bir diğer hedef de, 4628 sayılı Yasa’nın değiştirilmesi konusunda baskı oluşturmak, siyasi karar vericiler açısından uyarıcı olabilmek. Kampanya kapsamında altyapı olarak çeşitli dokümanlar hazırlamış bulunmaktayız. Bunlardan bir tanesi yaklaşık 60 sayfalık bir kitapçık. Yine halka dağıtılmak üzere hazırlanmış bir broşürümüz var. Bunların yanı sıra afiş, çıkartma gibi görsel malzemelerimiz çalışma içerisinde kullanılacaktır. 13 şubemiz ve ıoo’ü aşkın temsilciliklerimizle tüm Türkiye çapında açılacak standlarla halkla bire bir temas kurularak, kampanyaya katılım sağlanması planlanmaktadır. Kampanya kapsamında www.enerji-nesahipcik.org adresinde bir web sayfası oluşturduk. Bu sayfada dağıtım özelleştirmeleri başta olmak üzere enerji alanına yönelik çeşitli doküman, belge, bilgi ve verilere ulaşılabilmesini olanaklı hale getirdik.
» Enerji alanı açısından 2006 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Enerji alanında kaybedilmiş bir yıl olarak görüyorum. 2006, 4628 sayılı Yasa’nın zaaflarının su yüzüne çıktığı bir yıl olarak tarihe geçti. 1 Temmuz’da 13 ilde yaşanan 6 saatlik elektrik kesintisi, 4628 sayılı Yasa ile enerji piyasasının ne kadar kolay manipüle edilebileceğini gösterdi. Yine, EPDK’nin hem denetim noktasında hem de yaptırımlar konusunda ne kadar zayıf kaldığı ve zaaflar içerisinde olduğu ortaya çıktı. Serbestleşmenin ilk pratiği olan dengeleme ve uzlaştırma yönetmeliğinin hayata geçmesiyle birlikte fiyatların nasıl yükseldiği görüldü. Bu her ne kadar TEDAŞ tarafından faturalara yan-sıtılmasa da, bu zaafın gizlenerek zararın Hazi-ne’den sübvanse edilmesi sorunu da bu yılın can yakıcı olaylarından biri olarak gelecek yıla devralmaktadır. 2006 yılı petrol fiyatlarındaki artışın süreğen olduğu, dolayısıyla eski fiyatlara artık dönüşün söz konusu olamayacağını ortaya koydu.
2006′daki bu gelişme, petrol ve doğalgazda dışa bağımlılığın aşağıya çekilmesinin zorunlu olduğunu bir kez daha önümüze koydu. Bu noktada biyoyakıt, biyodizel gibi uygulamaların ivedilikle hayata geçmesi gerekiyor. Yine 2006 yılı enerjide yaratılan çok başlı yapılanmanın da iflas ettiği, sahipsizliğin gün yüzüne çıktığı bir yıl olmuştur. Aysberg tersine dönmüştür.
» 2007 yılına ilişkin öngörüleriniz nelerdir?
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Seçim atmosferini de göz önüne alırsak, aynı zamanda bir belirsizlik yılı olarak görünmektedir. Bu belirsizliklerden birisinin de dağıtım ihalelerinde yaşanması söz konusudur. Her ne kadar 19 Ocak’ta ihalenin yapılacağı söylenmiş olsa bile bir taraftan erteleme talepleri söz konusu iken, diğer taraftan da dava süreci işlemektedir. Biz haklı gerekçelerimizi ortaya koyduk, sonucu bekliyoruz.
IMF baskısıyla programda 2006 sonuna kadar bitirilmesi öngörülen dağıtım özelleştirmelerinin kayıp-kaçağın en az ve karın en yüksek olduğu yerlerde 3 bölgede gündeme getirilerek, IMF taleplerine kısmen cevap verilmek istenmektedir. Kayıp-kaçakların çok olduğu, zarar eden bölgeler ise kamunun zarar hanesinde gözükecektir. Bu durum, 2007 yılında enerji KİT’lerinin mali açmazlarını büyütecektir. Bir taraftan zam baskısının yaşanacağı, diğer taraftan da seçim gündemde olduğu için bu zararın Hazine’den karşılanmasının söz konusu olacağı bir yıl olacaktır. Bu baskı hem mali, hem de IMF gibi uluslararası kuruluşların da dahil olduğu bir süreç olarak yaşanacaktır.
Doğalgaz arz sıkıntısı Demokles’in kılıcı gibi üzerimizde sallanmaya devam edecektir. Petrol fiyatlarının izlediği seyir nedeniyle de ekonomideki cari açığın büyük bir sorun olmaya devam edeceğini göstermektedir. Biliyorsunuz cari açığın önemli bir bölümü enerji ithalatıyla ilgili olarak görülmektedir. Bu sıkıntı ise enerji kaynaklı bir ekonomik kriz olasılığını gündeme getirmektedir.
Elektrik kesintisini protesto için yolu trafiğe kapadılar
İZMİR’de geçen çarşamba gününden bu yana meydana gelen elektrik kesintileri vatandaşı canından bezdirdi. Karşıyaka İlçesi Bayraklı semtinde oturanlar, tencere ve tavalara vurarak yürüyüş yapıp kesintileri protesto etti, yolu da bir süreliğine trafiğe kapattı. Soğuk havalarda ısınmak için klimalara aşırı yüklenilmesi ve trafoların yetersizliği yüzünden İzmir’de birçok ilçe ve semtte elektrik kesintisi meydana geldi. Geçen çarşamba gününden beri elektriklerin sürekli kesildiğini ve elektronik eşyalarının zarar gördüğünü, karanlıkta kaldıkladrını ileri süren Bayraklı semti sakinleri, dün gece ellerine geçirdikleri tencere ve tavalara vurarak sokaklara çıktı. ‘Susma sustakça sıra sana gelecek’, ‘Yazıklar olsun’, ‘Bizi sokaklara düşürenler utansın’ diye bağırarak yürüyüş yapan vatandaşlar, Anadolu Caddesi’ni de yaklaşık yarım saat trafiğe kapattı. Vatandaşlar kapattıkları yoldan geçmeye çalışan bir otomobili yumruklayıp, tekme attı. Günlerdir karanlıkta olduklarını ve evlerinde üşüdüklerini dile getiren vatandaşlar, “Elektirkli ev eşyalarımızın çoğu bozuldu, bunların zararını kim ödeyecek. Yektililere ulaşmaya çalışıyoruz ama telefonlar hep meşgul. Canımıza yetti, bayrama temizliği bile yapamadık bayramı da karanlıkta mı geçireceğiz” diyerek tepkilerini dile getirdi. TEDAŞ yetkilileri ise kesintilerin klimalara aşırı yüklenmeden meydana geldiğini, ek trafolar koymalarına rağmen kesintilerin önüne geçemediklerini belirtti. Yetkililer, Yeni trafolar yapıp, kesintileri önlemeye çalışacaklarını söyledi.