GAYRİMENKUL DEĞİL, ÖMÜR BOYU KÖLELEŞTİREN MENKUL KIYMET SİSTEMİ “Mezar Vade İpotekli Konut”



HAZIRLAYAN: CEMİL ERTEM
Türkiye’de Finans Sistemi’nin bir çocuğu oldu. Mortgage. Yalnız isim bulmakla zorluk çekiyoruz. Gerçi bir isim önerim var: MEVİKOS. Bu yazıldığı gibi okunuyor. Okuduğunuz gibi düşünmeden söyleyebilirsiniz. Yalnız açılımı ürkütücü: Mezar Vade İpotekli Konut Sistemi. Niye mezar vade; bir örnekle açıklayayım; 100.000 YTL’lik bir evi alabilmek için 25 bin YTL peşin veriyorsunuz. Kalan 75 bin YTL’yi 20 yıl borçlanırsanız ayda yaklaşık 1.300 YTL ödüyorsunuz. Şimdi Türkiye şartlarında 1.300 YTL kira verecek duruma, şanslıysanız, 35-40 yaşlarında ulaşırsınız. Kırk yaşında 20 yıl borçlandığınızda, bu bir ömür sürecek borç demektir. Yani sistem bir köleleştirme sistemi.


Bu yazı dizisi konusunda Yazı işleri müdürümüz Murat Ören geciktik diye başımın etini yedi. Herkes didik didik etti; biz yazamadık diye. Aslında bence iyi oldu. Herkes dar gelirlinin işine yaramadığını kaç gündür söyleyip duruyor. Biz farklı bir şey söyleyelim. Zaten bu yasa dar gelirliler için çıkartılmadı, bu bir. İkincisi ekonomik olarak dar gelirlinin işine yaraması da o dar gelirliler için iyi bir şey değildi. Bu MEVİKOS’a bulaşınca yalnız dar gelirli olmuyorsunuz; köle bir dar gelirli oluyorsunuz. Ömrünüzün sonuna kadar ilk önce aylığınızı, sonra emekli aylığınızı uluslararası gayrimenkul fonlarına aktarıyorsunuz. Biz bu yazı dizisinde Mortgage’ın bir ev edindirme sistemi olmadığını bir menkul kıymet sistemi olduğunu vurguladıktan sonra bu sistemin kapitalizmin içindeki hikâyesini ve şimdilerdeki önemini anlatacağız.


Şimdi herkesin, bir gayrimenkul sistemi olarak beklediği ama aslında bir menkul sistem olduğunun yasa çıkınca farkına vardığı MORTGAGE’yi kim niçin icat etmiş oradan başlayalım.


İSİN ÖZÜ: İPOTEK BANKACILIĞI
İpotek bankacılığının geçmişi aslında sanayi kapitalizminin ortaya çıkmaya başladığı yıllara kadar dayanıyor. Kaynaklar ilk tasarruf bankasının İskoçya’da Ruthwell’de 1810′da kurulduğunu belirtiyor. Bu bankalar düzenli geliri olan işçilere tasarruflarını değerlendirme sözü verip bu değerlendirmeyi genellikle ev kredisi şeklinde yapıyorlardı. İpotek edilen evleri inşaat kurumlarına teminat gösterip daha büyük fonları, kişisel mevduatlardan daha düşük faizlerle alan bankalar, bu paraları daha sonra sanayi kesimine daha yüksek faizlerle kullandırıyorlardı.


Böylece ipotekli ev kredileri o yollarda hızla gelişen sanayi kapitalizmi için iyi bir fonlama sistemi oldu. Bugün bu tasarruf ve ipotek bankaları dünyada gayrimenkul fonlarını toplayan ve yeniden değerlendirmek amacıyla mali piyasalara süren finans devlerine dönüştü. ABD’de S&L’s, Saving Banks, Credit Unions, İngiltere’de Building Society gibi kurumların bilançolarının ağırlığı ipotekli borç verme ve bunu temsil eden menkul kıymetlerde.


AMERİKAN İCADI
İsterseniz bu MEVİKOS’u Mortgage olarak geliştiren ABD’ye dönelim. Çünkü büyük 1929 krizinin hemen arkasında ABD’nin dünya kapitalist sistemine hediye ettiği bu sistem aslında, göründüğü gibi, sadece konut edindirme sistemi değil. Mali piyasaları derinleştiren sanayi sermayesinin yanında onu finanse edecek bir mali sermaye yapılanması ve onun birikimini oluşturacak mükemmel bir menkul kıymetleştirme sistemi.


Aslında sistem ABD’de 19. yüzyıla dayanıyor. Ama bugünkü işleyiş mekanizmasına kavuşması için büyük buhranın sonrasını beklemek gerekiyor. Sistem’de aslında 1930′larda vergi avantajı da yoktu. Vergi avantajı ve diğer kolaylıklar ABD’de kapitalizminin altın yılları olan 1960′lara denk gelir. Bu yıllarda ABD sistemi gerçek anlamda yerine oturdu. Sistemi ayakta tutan ve ortalama bir Amerikalı’nın hayata bakışını da anlatan iki kurumdan biri olan (diğeri Wal-Mart’tır) mortgage sistemi o yıllarda bugünkü yaygınlığına kavuştu.


ABD’de 1929 krizini izleyen yıllarda, iç talebi artırmak için en uygun yollardan birisi konut sektörünü geliştirmekti. Bunun için de herkesin ‘garantili’ ve kolay ev sahibi yapılması gerekiyordu. Konut ve Kent Geliştirme Bakanlığı bünyesinde konut kredilerini teşvik eden, organize eden, ipoteğe dayalı menkul kıymetlere garanti veren, konut finansmanına fon aktaran kuruluşlar ve sistemler geliştirildi.


Bu sistemin ikili amacı vardı. Birincisi kriz sonrası iç pazarı konut sektörü lokomotifliğiyle canlandırmak, ikincisi ise doğrudan mali sistemi derinleştirmek. Dolayısıyla ABD’de 1930′la-rın başından 1960′lara kadar bu devasa piyasanın alt yapısı oluştu. Aşağıdaki şekilde ABD’de 1930′larda başlayan 1970′lere kadar süren yapılanmayı görüyorsunuz. Burada Federal Ulusal İpotek Birliği 1938′de kuruluyor. 1966′da ikiye bölünerek Hükümet Ulusal İpotek Birliği (GNMA) kuruluyor.


1946′da Çiftçiler Konut İdaresi (FMHA) kuruluyor. Burada iki şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Birincisi bütün sistem çok ayrıntılı ve çok kurumsal. Hem federal yapının hem de hükümetin garantisi sistemin güvencesi. Bu menkul kıymetleştirmeyi kolaylaştırıyor. İkincisi sistemin bütün kurumları 70′lerin başında tamamlanıyor. Yani kapitalizmin talep yönlü genişlemesinin en dorukta olduğu yıllarda. Tabloda bunu bozan 1994′te kurulmuş tek bir kurum var. O da Emekli Askerler İdaresi (VA). Bu, kapitalizmin ABD’de bile sivil bir irade ile inşa edildiğini gösterir mi bilemem ama bizdeki mortgage sisteminin, ABD’ye göre birçok eksiği olduğu açık. Ancak en büyük eksik AKP’nin yasaya bir Emekli Askerler İdaresi zorunluluğu koymamış olması. Bu eksiğin tamamlanmasını Devlet Bakanı Abdüllatif Şener’den rica ediyorum. Emekli askerler bu Mortgege işinde de olmalı. Kolay ev almaları için yeni ayrıcalıklar edinmeli.


SİSTEM NASIL İŞLİYOR
Sistem, gayrimenkulleri ipotek edip bu ipotekleri menkul kıymete dönüştürüp finansörlerden fon sağlamaya dayanıyor. Bu fonlar uzun vadeli konut kredisi olarak kullandırılıyor. Yalnız burada, ABD için önemli bir nokta var, o da devletin bu iş için kurulmuş kurumlarının bu ipoteklere ayrıca garanti vermeleri. Yani ABD’de Federal Ulusal İpotek Birliği, (FNMA) Hükümet Ulusal İpotek Birliği (GNMA) tüm ipoteklere garanti veriyor. Böylece ‘menkul kıymetleştirme’ kolay ve hızlı gerçekleşiyor. Bugün FNMA özelleştirilmiş bir kurum. Ancak 10 kişilik yönetim kurulunun yarısını ABD başkanı atıyor. Bu iki kurum ABD’de sistemin temeli. Bunlar ‘garantili’ İpoteğe Dayalı Menkul Kıymet İhracı yapıyor. FNMA konut ipoteklerini federal havuzda toplamak, likiditeyi düzenlemek ve artırmak, ikinci eli geliştirmek işlevlerini üstlenmiştir. FNMA konut piyasasının canlı olmadığı bölgelerde ipotek toplayarak buralarda da sistemin yerleşmesinde etkili oldu. Sistem 1968′de bölündü. Bu bölünmeden GNMA doğdu. GNMA tamamen ABD Hükümeti’ne ait bir kuruluş. GNMA devlete ait ipotekleri yürütmek ve likit hale getirmek işlevini üstleniyor. Ancak hem FNMA hem de GNMA, ABD’de 1930-1960 arasında düşük gelirli aileleri destekleyen ve konut sahibi yapılması doğrultusundaki politikayı geliştirdiler.


Bu sistem 1970′li yıllardaki krizden nasibini alarak çökme noktasına geldi. O yıllarda sistemin toplam aktiflerinin yüzde 70′inin eridiğini gözlemliyoruz.


ABD’de 1930-1960 arasında ikinci el piyasada (kamu kurumlarının işlemleri dışında) ipotekli konut piyasası önemli çıkışlar göstermedi. Bunu Prof. Dr. İlhan Uludağ iki nedene bağlar: 1) İpotekli konut kredilerinde devlet garantisi gibi sağlam teminatların bulunmaması, 2) İşlem sürecinin ve standartların oturtulmamış olması. Bu iki nedene kapitalizmin o yıllardaki gelişme evresi özelliklerini de ekleyebiliriz.


Şimdi Türkiye’deki mortgage sisteminde devlet garantisi yok. Sistem, bizde ABD’de işlediğinden farklı işleyecek. Hatta onun kötü kopyası olduğunu da söylemek mümkün değil.


Sonuç olarak mortgage sistemi mali sermayeyi tamamlayan bir sistemdir. ABD’de de, özellikle 1930-1960 arası talep yanlı Keynes Ka-pitalizmi’ni oluşturan önemli bir yapı oldu. Bu yapıda devlet, ipotek satın alarak bunları yatırım bankalarına sattı, yatırım bankaları da bunları menkul kıymetleştirerek, ikinci eli yarattı ve fon topladı. Gayri Menkul Yatırım Ortaklıkları, bu fonların bir bölümünü devasa toplu konut ve inşaat projelerinde kullandı, bir bölümü de yine yatırım bankaları aracılığıyla sisteme geri dönüp sermaye birikiminin devamını sağladı. Bugün küreselleşme sürecinde biriken trilyonlarca dolarlık fonların kaynağının önemli bölümü bu. Bugün küresel mali sermayenin fonlarını üç ana başlıkta toplayabiliriz. 1) Emeklilik ve özelleştirme fonları, 2) Gayrimenkul ipoteği fonları, 3) Petrol, silah sanayi ve kara para fonları. Bunlardan şimdi incelediğimiz gayrimenkul ipoteği fonları aslında kapitalizmin en eski fon birikimi.


YARIN: ABD VE AB’DE ŞİMDİKİ DURUM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ