Ziverbey Köşkü


İ HAKKI GÜMUŞTAŞ
Araba, yokuş yukarı tırmanmaya başladı. Bir yandan da korktuğunu duyuyordu derinlerinde. Korku ile kendine güven sürekli olarak yer değiştiriyordu. Yolculuk bittiğinde kalbi duracak gibi çarpmaya başladı. Gözleri açılmadan, iki kişi kollarından tutup uçurur gibi havaya kaldırdı. Ayakları yere değmeden götürülüşü, sona erdi.


Büyükçe bir kapının açılışını duydu.


Konuşmaların şekli tamamen değişmişti. Her konuşma emire dönüşmüştü. Yapmacık konuşmalar terkedilmiş, sadece yapmak zorunluluğu olan, hatırlatmalar şeklini almıştı.


Bir kapı açıldı. İçeriye atıldı. Daha kendini toparlayamadan itmenin etkisiyle gözlükleri, aşağıya düştü.


Ellerinden ve ayaklarından zincirlerle karyolaya bağladılar. Herkes dışarı çıktı. Tek başına kaldı. Gözleri karanlığa alışınca, nasıl bir yere getirildiğini bulmaya çalıştı. Pencereler kağıtla kaplanmıştı. İçeriye ışık sızmıyordu. Bir masa ve bir sandalye vardı, odada.


Yerde dağınık saçlar, ıslak duvarlarda kan izleri, birkaç değnek ortalarda.


Burası ne ya? dedi. Burası neresi?


Beni, nereye getirdiler?


Her şeyi bir anda düşünmeye başlamıştı.


Bu nasıl olurdu?


Kimdi bu insanlar? Böyle gizli bir gücü nasıl elde etmişlerdi? Herhalde rüya görüyordu.


Diğer yandan, bu şekilde, buraya, getirilmiş olması, kendine güvenini artırdı.


Demek bana, bu kadar önem veriyorlar, bu şekilde tuttuklarına göre!


İçinden gülmek geldi.


Gece yarısı, birdenbire bağırışlar duydu.


Birilerine işkence yapıyorlar.


İşte şimdiye kadar sadece konuştukları, ama hiç yüz yüze gelmediği işkence, karşısındaydı.


Onu göremiyordu ama duyuyordu.


İliklerine kadar!


İçini bir titreme aldı. Kendine egemen olmaya çalıştı.


Bir süre sonra, ‘işkence ile yakında tanışacağız galiba’ diye düşünürken buldu


kendini.


Bilinmezlik beni korkutuyor. Bilsem neler olup bittiğini belki korkmam.


Ben korkak bir insan değilim!


Dayak yesem ne olur! Bir şey olmaz hiç mi kavgada dayak yemedik?


Ama esas olan buradan kendimi kur-tarmamdır.


Buradan, bu kim olduğu belirsiz insanların elinden kendimi kurtarmam gerek.


Sürekli, kontrol altında hissediyor, kendini.


Saatin kaç olduğunu bulamıyor, artık.


Zamanı kaybetti.


Bugün, bana dokunmayacaklar, herhalde, diye aklın-dan geçirdiği sırada, sesler yaklaşmaya başladı.


Gittikçe yaklaşıyorlar, geliyorlar, kapı açılıyor, içeriye insanlar doluşuyor.


Yine kollarına giriyorlar, havada uçuru-yorlar.


Gözlükleri çıkardıklarında, başka bir odadadır.


Karşısında iyi giyimli, yakışıklı, uzun boylu kibar bir adam var. Tane tane konuşuyor. Temiz giyimli. Beyaz gömlekli. Bu odada lütfen bulunuyormuş gibi. Burada bulunuşundan hoşlanmıyormuş gibi duruyor


Karşısında konuşan, kibar tavırlı bu adamdan hiç hoşlanmamıştı.


Öt


Sonra git buradan.


Her şeyi unutursun bir süre sonra, yeni bir hayata başlarsın.


Bir kaç yılla belki, diyor.


Yenildiniz çünkü!


Yenilenlerin yaşam hakkı yoktur.


YARIN: BÜYÜK KAÇIŞ NASIL ANLAŞILDI?