Her şey ‘adalet’ için


Bir takım lider ve dolayısıyla şampiyonluğun en büyük favorisi olmasına karşın kendisini nasıl bu kadar rezil edebilir? Tabii ki spor kültüründen zerrece nasiplenmemiş yöneticilerinin çabalarıyla(!)…
Her fırsatta adalet, eşitlik taleplerini dile getiren bu yöneticilerin, başkalarının mağduriyetine aynı duyarlılıkla baktıklarını söyleyebilmek mümkün mü? Aslında dillerine doladıkları, sadece ve sadece kendi işlerine yarayan adalet ve eşitliktir. Böyle bir talebi dile getirmekteki gerçek amaçları da federasyon ve hakemler üzerinde baskı oluşturmaktır. Bu tarz söylemlerinin altında, özel muamele ve kayrılma istemlerinin bulunduğunu söylemek yanlış olmaz. “Adalet” ve “eşitlik” gibi kavramlarla akıllarınca bu beklentilerini kamufle etmeye çalışırlar. Bu yönetici takımı, o çok övündükleri modern statlarında konuk takım oyuncusunun barbarca saldırıya uğrayıp dövülmesinde de garipsenecek bir yan görmez. Öyle ki özür dilemek bir yana, saldırıya uğrayan konuk takım oyuncusunu suçlayıcı açıklamalarda bulunurlar. Saldırganın başkana dert(!) anlatır haldeki görüntüsü olmasına karşın, ilgili kişiyi tanımadıklarını, kulüple ilişkisinin bulunmadığını söylerler. Böylece yüzsüzlükte, utanmazlıkta yeni ufuklar açarlar. Tabii bu yönetici takımı, istemedikleri görüntüleri yayınlayan yayıncı kuruluşun naklen maç yayınının, birtakım kablolar kesilerek sabote edilmesinden de habersizdir(!). Ne kadar göz yaşartıcı bir adalet ve eşitlik arayışı… Kirlilikten, saha dışı oyunlardan utandığını belirten Zico’nun bu konularda söyleyecek bir şeyleri yok mu?
Gözleri dönmüş
Modern statlarında edilen küfürler, “kana kan intikam”, “vur kır parçala, bu maçı kazan” gibi tezahüratlar da rahatsız etmez bu yönetici takımını. Onlar için önemli olan rakibin ve hakemin korkutulması, sindirilmesi, baskı altına alınması ve peşinden gelecek galibiyettir. Şampiyonluk yolunda gözleri o denli dönmüştür ki, küfürlerin ve bu tip tezahüratların şiddeti besleyip tırmandırdığı gerçeği umurlarında değildir. İki lafı bir araya getirmekten aciz olduklarına bakmaksızın puan yitirdikleri maçlardan sonra atıp tutmaya son derece meraklıdırlar. Medyada görünmek için sürekli fırsat kollarlar. Federasyona, hakemlere yönelik suçlamalardan hızını alamayıp işi devletin aciz kaldığı suçlamasına kadar götürenler de vardır. Derin bir öfke nöbeti içinde, haksızlığa uğramalarına engel olsunlar diye, devleti ve ilgili bakanı göreve çağırırken, bıkıp usanmadan kendilerini engellemeye yönelik birtakım komploların varlığından söz ederler.
Baktılar ki işler umdukları gibi gitmiyor, ellerindeki son koz olan, “ligden çekiliriz” blöfünü sürerler ortaya. Ama bu konuda tükürdüklerini yalamaları uzun sürmez. Böyle bir işe kalkışmaları durumunda, sonlarının pek hayırlı olmayacağını çok iyi bilirler çünkü.
Fark 2 puana indi
F.Bahçe, geçen sezon son haftada kaçan şampiyonluğun bir numaralı sorumlusu olarak gördüğü Denizli ile Kadıköy’de kozlarını paylaştı. Sarı-lacivertli ekip, farklı bir galibiyetle Ege temsilcisiyle hesaplaşmayı planlıyordu ancak 2-0 öne geçmesine karşın sahadan 1 puanla çıkabildi. Takımın üstünde, yöneticilerin çeşitli açıklamalarıyla da katmerlenen ağır bir baskı olduğu çok açık. Taraftarlar da oyuncuların üstünde baskı oluşturma konusunda yöneticilerden geri kalmıyorlar. İşler yolunda giderken, “Saracoğlu’nda artık küfür ve taşkınlık yok” diye ahkam kesenler şimdi nerede acaba? Futbolcuların kafasına yabancı maddeler fırlatan taraftarların, adalet ve eşitlik arama yöntemleri de bu olsa gerek. Denizli için aldığı 1 puanın önemi çok büyük. Gerçi tehlikeli bölgeden uzaklaşmış değiller ama bu 1 puanla birlikte direngenlikleri artacak. Onlar da bu hafta evlerindeki kritik maçta Bursa’yı konuk edecekler. Beşiktaş son 7 haftada beşinci 1-0’lık galibiyetini aldı. Sivas deplasmanından alınan 3 puanda en büyük pay Runje’ye aitti. Bu zaten mücadelenin nasıl geçtiği konusunda yeterli fikri veriyor. Kendi kalelerinde bir sürü ciddi badire atlattıkları maçı uzatma dakikalarında, uzun süre kadro dışı kontenjanında yer alan İbrahim Akın’ın ayağından buldukları golle kazandılar. Fenerbahçe ile aradaki farkın 2 puana inmesi kuşkusuz Beşiktaş’ı çok sevindirdi ama sergiledikleri oyun hâlâ, şampiyonluk umutlarını güçlendirecek bir düzeyde değil. Önümüzdeki hafta sonu İnönü’de Fenerbahçe ile oynayacakları derbi maçı tam bir final niteliği taşıyor. G.Saray, Sakarya deplasmanında, yarıştan biraz uzakta kalmış olmanın verdiği rahatlığın avantajını kullandı yine. Zorlanmadan maçı kopardı sarı-kırmızılılar. Tabii Fenerbahçe’nin puan kayıplarıyla, şimdi çok daha ciddi bir şekilde “acaba” diyorlar. Kayseri, Konya galibiyetiyle UEFA iddiasından kopmazken, Trabzon, Antalya deplasmanında aldığı galibiyetle kupa yarasına pansuman yaptı. Alt sıralarda ise takımlar can havliyle asılıyorlar lige. 14. sıradaki G.Antep Bursa’dan 1, 17. sıradaki Erciyes G.Birliği deplasmanından 3 puanla dönerek umutlarını korudular. Ç.Rize de evinde A.Gücü’nü yenerek mücadelesini sürdürdü.
Son sırada yer alan Sakarya ise G.Saray yenilgisiyle Süper Lig vedasını kesinleştirdi.