Çalışanların Birikimleri Yine Gasp Ediliyor
Çalışanların Birikimleri Yine Gasp Ediliyor
Konut Edindirme Yardımı hesaplarının yıllarca tasfiye edilmemesi, seçime beş kala gündeme gelmesi bir tür seçim rüşvetiyle yüz yüze olduğumuzu gösteriyor. 1987-95 arası çalışmış 6 milyon işçi-memuru kapsayan yasa çalışanlar aleyhine düzenlemeler içeriyor.
31/05/2007 Aziz ÇELİKResmi Gazete’de yayımlandı.Kanunun kağıt üzerindeki amacı 3320 sayılı
ANAP döneminde 1 Ocak 1987 tarihinde başlatılan KEY kesintileri, 1995 yılına kadar 9 yıl süreyle devam etti. Amaç çalışanların konut edinmesi için bir birikim sağlanmasıydı. Ancak çalışanlar konut sahibi olmadan uygulama 1996 yılında durduruldu. 1999 yılında çıkarılan
Yasa 1987-1995 arasında çalışmış yaklaşık 6 milyon işçi ve memuru kapsıyor. Yasa, yürürlükten kaldırılan 3320 sayılı Memurlar ve İşçiler ile Bunların Emeklilerine Konut Edindirme Yardımı Yapılması Hakkında Kanun uyarınca; 1 Ocak 1987 ile 31 Aralık 1995 tarihleri arasında adlarına konut edindirme yardımı yatırılan ve yardım tutarları gerekli bildirimler yapılarak Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi hesaplarına intikal etmiş olan kişiler veya bunların kanuni mirasçılarını kapsıyor.
Yasa aynı dönemde adlarına düzenlenen bildirim formu, konut edindirme yardımı hesaplarını tahakkuk ettirmek ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi’ne devretmekle yükümlü kurum ve kuruluşlara verilmiş ve yardım tutarı tahsil edilmiş, ancak Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi hesaplarına intikal ettirilmemiş olan kişiler veya bunların kanuni mirasçılarını da kapsıyor.
Ancak en önemli sorun hak sahiplerinin kimler olduğunun saptanması. Çünkü yaklaşık 6 milyon hak sahibinin sadece 1,5 milyonu saptanmış durumda. Bunlar esas olarak kamu görevlileri. Geri kalan yaklaşık 4,5 milyon hak sahibinin kaydı devletin elinde yok.
KEY hesaplarının yıllarca tasfiye edilmemesi ve seçime beş kala gündeme gelmesi bir tür seçim rüşveti ile yüz yüze olduğumuzu göstermektedir. AKP 4,5 yıllık iktidarı boyunca konuyu ele almadı, ancak erken seçim kararından sonra gündeme getirdi. Yasa hak sahiplerinin örgütlü temsilcileri olan sendikalar ve emekli örgütleriyle tartışılmadan alelacele çıkartıldı. Oysa yasa hak sahiplerinin saptanmasından KEY hesaplarının nemalandırılmasına kadar pek çok konuda çalışanlar aleyhine düzenlemeler içeriyor.
KEY hesaplarının son derece düşük nemalandırıldığını görüyoruz. Nemalandırma KEY uygulamasını başlatan 3320 sayılı yasaya uygun olarak yapılmamıştır. 3320 sayılı yasanın 10. maddesi ve bu yasaya göre çıkarılan uygulama yönetmeliğinin 27. maddesine göre kesintilerin Emlak Bankasının 6 aylık vadeli mevduat faizi, devlet tahvili, hazine bonosu ve gelir ortaklığı senetleri gibi çeşitli seçeneklerle nemalandırılması gerekiyordu.
Hesabın nemalandırılması görevi Emlakbank’a verildi. Yasanın ve yönetmeliğin bu hükümlerine rağmen Emlak Bankasının konut edindirme yardımı hesaplarına uyguladığı nema (faiz) komik düzeylerde kalmıştır. Bu düşük nemalandırma sonucunda KEY hesapları erimiştir. Öte yandan KEY hesapları karşılığında Emlak Bankasından Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na (EGYO) devredilen gayrimenkulların ekzpertiz değerinin yüksek tutulduğu bilinmektedir. Öte yandan halen EGYO’da KEY hesapları karşılığı bulunan toplam net aktiflerin bugünkü değerinin ne olduğu bilinmemektedir. EGYO’nun net aktiflerinin yaklaşık yüzde 62’si KEY hesaplarının karşılığıdır. KEY hesapları hak sahiplerine buradan ödenecektir. Fakat kümülatif miktar belirsizdir.
Hak sahiplerinin saptanması devletin yükümlülüğündedir. Kanun ile başlatılan bir uygulamada kendisinden kesinti yapılan kesinti yapılan çalışanların kaydını tutmayan kamu idaresi kusurludur. Bu kusurun yükü yurttaşlara yıkılamaz. Devlet kesinti yapılan tarihlerde kimlerin çalıştığını SSK kayıtlarında saptayıp çıkarabilir. Milyonlarca yurttaşı istediğinde fişleyebilen devlet, kendisinden alacağı olanların kaydını tutmamışsa bunu iyi niyetle izah etmek mümkün değil. Devletin ve ilgili işyeri ve kurumların ihmali yüzünden çok sayıda hak sahibinin KEY ödemelerini geri alması mümkün olmayacak.
3320 sayılı yasaya göre KEY hesapları vadeli mevduat faizi, devlet tahvili, hazine bonosu ve gelir ortaklığı senetleri gibi çeşitli seçeneklerle nemalandırılacaktı. Kuşkusuz buradaki amaç birikimlerin enflasyon karşısında korunması ve reel olarak artmasıydı. Oysa bu yapılmamış ve KEY birikimleri ekzpertiz değeri tartışmalı gayrimenkule dönüştürülmüştür.
KEY hesaplarının nemalandırılmasında en az vadeli mevduat faizi olmak üzere devlet tahvili ve hazine bonosu gibi seçeneklerle yeniden nemalandırılmalı ve hak sahiplerine ödenmeli.
Yaptığımız hesaplamalara göre, 1987-1995 arasında düzenli KEY kesintisi yapılan bir çalışanın ortalama alacağı en az 5.500 ile 6.000 YTL arasındadır. Oysa ortalıkta 500 YTL gibi komik rakamlardan söz edilmektedir. Eğer bu rakamlar doğru ise çalışan başına 5000 YTL civarında bir kayıp söz konusu olacaktır.
Yasa öncelikle hak sahiplerinin tespit edilmesini öngörüyor. Bu aşamanın tamamlanmasından sonra ödemeler gündeme gelecek. Yasaya göre daha önce işyerleri ve kurumlar KEY hesaplarına ilişkin isim listelerini ve kesinti tutarlarını 6 ay içinde tasfiye halindeki Emlak Bankasına teslim edecekler. Banka bu listeleri EGYO’ya bildirecek. Ve listeler daha sonra Resmi Gazete’de yayımlanacak. Listede isimleri yer almayanlar üç ay içinde KEY kesintisi yapıldığı tarihte çalıştıkları kurumlara başvurarak itiraz edebilecekler.
Ancak nemalandırmanın gerçek değeri yansıtmaması nedeniyle, hak sahipleri sembolik ödemeler alabilecek. Bu nedenle mutlaka dava yoluna başvurulmalı. Yasanın öngördüğü nemalandırma yönteminin hak sahiplerini zarara uğratacak olması nedeniyle yasanın Anayasa’ya, mülkiyet hakkına aykırılığı ileri sürülebilir.
Öte yandan kişisel KEY miktarlarının belli olmasının ardından bu tutarlara karşı bireysel davalar açılabilir ve bu yolla nemalandırmanın yeniden yapılması istenebilir.
KEY hesaplarının tasfiyesi tartışmasız bir seçim rüşveti. Hükümetin seçim öncesinde isimleri daha önce saptanmış yaklaşık 1,5 milyon hak sahibine avans karşılığı bir ödeme yapacağından söz ediliyor. Nemalandırılması son derece eksik olan ve ödenmesi bir yıla uzayabilecek bir konuyu şimdi gündeme getirerek şirin görünmek istiyor.
Öte yandan bu yasa ile 20 yıllık KEY serüveni sadakaya dönüştürülecek ve devletin 20 yıl ucuz kaynak olarak kullandığı çalışanların birikimlerinin üzerine bir bardak soğuk su içmeleri gerekecek.
KEY devletin yurttaşı gasp etmesinin ilk örneği değil. Artık bir devlet geleneği olan uygulamaların bir yenisidir. İlk örnek 1960 yılında başlayan Tasarruf Bonosu uygulamasıdır. Bonoları alan hak sahiplerine dönemsel olarak faiz ödenecekti. Ancak kısa süre sonra, dar gelirli yurttaşlar elindeki bonoları değerin çok altında fiyatlarla tefeciye sattı. Bonoları elinde tutanlar ise, vakti gelip bedellerini almak istediklerinde enflasyonun çok altında bir getiriyle karşılaştılar.
Devletin yurttaşı gasp etmesinin ikinci örneği Memur Yardımlaşma Kurumu MEYAK’tır. 1970′te memurların aylık maaş tutarlarının yüzde 5′inin MEYAK için kesilmesi öngörüldü. Ancak gel zaman git zaman MEYAK bir türlü kurulmadı, ancak kesintiler devam etti. Ve nihayet kesintinin başlamasından 12 yıl sonra, 1982′de MEYAK’ın kurulmasından vazgeçildi ve 12 yıllık kesintiler yüzde 60 faizle geri ödenmeye başlandı. Oysa sadece 1979′da yüzde 60, 1980′de yüzde 100′e yakın enflasyon yaşanmıştı.
Yurttaşın parasını “iç etmek” konusunda deneyimi artan devlet, kısa bir süre sonra işçi memur ayırmaksızın iki yeni zorla borç alma girişimini gündeme getirdi: 1987′de Konut Edindirme Yardımı ve 1988′de Tasarruf Teşvik Fonu (TTF), Zorunlu Tasarruf uygulamasına başlandı. Geçen yıl tasfiye eden Zorunlu Tasarruflarda da bir yağma yaşandı ve gerçek değerinin yarısı kadar bir tutar hak sahiplerine ödendi. Şimdi de KEY yağması gündemde. (AÇ/TK/EÜ)