‘Töre dedim, öldürdüm şimdi vicdanım çok rahat’
Dicle Üniversitesi (DÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mazhar Bağlı başkanlığındaki 8 kişilik ekibin töre ve namus cinayeti işleyenler üzerine yaptığı araştırma sürüyor. Proje çerçevesinde toplam 24 cezaevine gittiklerini bildiren Bağlı, bu cezaevlerinde töre ve namus cinayeti işleyen 124 kişiyle görüştüklerini anlattı. Bağlı, görüşmelerde çok ilginç örneklerle karşılaştıklarını kaydetti. Özelikle cezası kesinleşenlerin samimi itiraflarda bulunduğunu, hikâyelerini çok rahat anlattıklarını aktaran Bağlı, bunun da araştırmanın sağlıklı yürütülmesini sağlandığını bildirdi.
TOPLUMSAL BASKI VAR
“Çok canice işlenen cinayetleri soğukkanlılıkla anlatanlar var. Çok az da olsa vicdan azabı çekenler var” diyen Bağlı, şöyle devam etti: “Töre ve namus cinayeti işleyenler arasında pişman olan çok az. Kişisel olarak vicdan azabı çekiyorlar. Ancak toplumsal açıdan vicdanları rahat. Çünloi cinayetler toplumsal baskı sonucu işleniyor. Görüştüğümüz 1 hükümlü, 2 akrabası olan kadını kıtır kıtır kestiğini, torbalara koyarak arabanın bagajında karakola teslim olmaya gittiğini anlattı. Torbalardaki cesetleri gören polis şok yaşamış. 1 kişi de bize ablasını nasıl iple boğduğunu anlattı. Kulaktan dolma bilgilerle cinayetleri işlemediklerini belirtiyorlar. Araştırdıklarını, somut bulgulara ulaştıktan sonra cinayetleri işlediklerini anlatıyorlar. Sadece 1 kişi ablasını, cep telefonuna gelen mesaj üzerine öldürdüğünü söyledi. Töre ve namus cinayetlerini işleyenler çok ağır bir yükten kurtulduklarına inanıyor.
Töre ve namus cinayetlerini belli bir kesime bağlamak doğru değil. Feodal yapıyla bağlantıları olduğunu düşünenler var. Ancak böyle değil. Töre ve namus cinayeti işleyenler arasında üniversite mezunu da var, okuma yazma bilmeyen de. Çeşitli inanca bağlı kişiler de.”
Doç. Dr. Mazhar Bağlı, töre ve namus cinayetlerine kurban gidenlerin sadece kadınlar olmadığını, kurbanlardan 4′ünün erkek olduğunu belirlediklerini anlatarak, cinayetleri işleyenler arasında kadınların da bulunduğunu, bazı kadınların da azmettirdikleri için cezaevinde olduklarını ifade etti.
Bazı cinayetlerin aile meclisi kararıyla bazılarının da kişinin bireysel kararıyla işlendiğini kaydeden Bağlı, aile meclisi kararının düşünüldüğü gibi aile büyükleri arasında yapılan toplantı sonucunda değil, bire bir görüşmeler üzerinden yapıldığını belirtti.
CEZAYI ÖNEMSEMİYORLAR
Kişinin cinayeti işleme sorumluluğu hissettiğini anlatan Bağlı, şöyle konuştu: “Tutuklu ve hükümlüler, cinayetleri işlemeleri durumunda alacakları cezayı bildiklerini, ancak bunu umursamadıklarını belirttiler. Onlar için önemli olan namuslarını temizlemek. Töre ve namus cinayeti işleyenler cezaevlerinde itibar görüyor. Diğer mahkûmlar onlara saygı gösteriyor. Özellikle bu bölgedeki tutuklu ve hükümlüler cinayetleri işlediklerini şevkle, aşkla anlatıyorlar ve yaptıklarını inkar etmiyorlar.”
Töre ve namus cinayetlerinin sadece hukukla ele alınmasının doğru olmadığını, konunun cezai yaptırımlarla işlendiğini, bunun sorunun derinleşmesine neden olabileceğini dile getiren Bağlı, “İtalya’da aşk cinayetlerine ağır cezalar getirildi ve sorun çözüldü. Ancak, Türkiye’de ağır cezalarla bunun önüne geçilemez. Bazı hükümlüler alacakları cezayı bildiklerini, ancak bunu umursamadıklarını anlattı. Toplumsal değer yargılarını, aile ve evlilik biçimlerini araştırmak lazım”dedi.