Kuzey Irak’ta çifte sömürü


DIŞ HABERLER Göçmen işçi şirketleri yoluyla Kuzey Irak'a gelen göçmenler ülkeye geldiklerinde pasaportları, telefonları ve uçak biletleri ellerinden alınarak ilk bir ay bir evde yaşamaya ve ücretsiz çalışmaya zorlanıyor.

Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi'nin özellikle son üç yıldır göstermiş olduğu ekonomik büyümenin imkanlarından yararlanmak üzere işçi taciri şirketlere başvuranların çoğu bu şirketlerin kendilerini öncesinde oldukça iyi imkanlar bulacakları yalanı ile kandırdıklarını ancak paralarını aldıktan sonra gittikleri yerin bile neresi olduğunu bilmediklerini ifade ediyor. Ellerinden geri dönüş için gerekli olan belgeleri de alındığından tacirlerin oyununa gelen göçmenlerin ne şikayette bulunmak ne de ülkelerine geri dönebilmek için imkanları oluyor. İş bulma şirketlerinin talep ettiği para yaklaşık iki yıllık çalışma ücretine karşılık gelirken iş bulma umuduyla başvuranlar anlaşmayı imzalayarak bedava çalışmayı da baştan kabul etmiş oluyor.

Bölgesel Kürt Yönetimi'nde özellikle Türkiye ve ABD`den yatırımcı şirketlerin yaptığı inşaatlar ve yeni sektörler umut tacirlerinin aracı olurken sektörlerde çalışanlar genelde Asya ve Afrika'dan gelen göçmenler ya da bölgede yaşayan yerli Arap halkı oluyor. Bölgenin iş sektöründe yaşanan değişimler sosyal yapıya da yansımış durumda. Zengin ve patron Kürtler gayrimüslimlerin içki servisi yaptığı gece kulüplerinde ve barlarda eğlenirken göçmen işçiler düşük ücretlerle çalışıyor.

Göç etmeden önce Bangladeş'te çiftçilik yapan Abdülkadir, ayda 185 dolar kazanabildiğini ve Bölgesel Kürt Yönetimi'ne gelebilmek için de iş ajansına 4 bin dolar verdiğini ifade ediyor. Abdülkadir ilk yılını sadece borcunu ödeyebilmek için çalışacağını belirtiyor. Başka bir Bangladeşli ise yapmış olduğu anlaşmadan ötürü üç yıl boyunca sokakları süpürerek çalışacağını ve anlaşması bu sure sonunda tamamlanınca da geldiği beş kuruşsuz ülkesine geri döneceğini ifade ediyor.

Süleymaniye belediyesi temizlik birimi yöneticisi ise " Biz aslında özel olarak göçmen işçi talebinde bulunmadık ama Kürtler bu işi yapmayı reddediyor" dedi. Rızgar Ahmet Hüseyin belediyenin Lion's Gate adlı bir şirkete işçi başına ayda 325 dolar ödediğini ve bunun yarısını da şirketin kendi cebine indirdiğini belirtiyor. Hüseyin bu nedenle, gelenlerin yaşam koşullarının oldukça kötü olduğunu hatta bazılarını sokakta dilenmeye başladığını ifade ederken Lion's Gate şirketi şartların kötü olmadığı konusunda ısrar ediyor. Şirketin Süleymaniye temsilcisi Nizar Mustafa Şavcan "Biletlerini alıyoruz, konaklamayı sağlıyoruz, hatta onlar için Bangladeş´ten yiyecek bile getirtiyoruz" iddiasında bulunuyor. Göçmenlerin pasaportlarına el koymalarını ise işçilerin Türkiye gibi çevre ülkeler kaçmaması için önlem almak olarak açıklıyor.

Belediyeler ve ajanslar ortak çalışıyor
BM İnsan Hakları gözlemcileri ise bu durumun hem belediyenin hem de şirketlerin işine geldiği için artarak devam ettiğine işaret ediyor. Nişa Varia "Bu bir ticaret projesidir, böylece az paraya işler yapılıyor ve borç batağı ile de iş gücü sömürülüyor" diyor. Varia ayrıca insanların bir anlaşmaya imza attıkları gerekçesiyle pasaportlarına el koymanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu da vurguluyor.

Genç kızlar da umudun peşinde
İş taciri şirketlerin bazıları da Asya'dan ve Afrika'dan genç kızları ülkeye getirerek seks işçisi olarak pazarlıyor. Filipinli Kikay ülkesinde Yunanistan`a yakın bir bölge olarak söylenen Bölgesel Kürt Yönetimi'nde bir restoranda ayda 600 dolara çalışmak üzere anlaşma imzaladıklarını ancak kendilerini pasaportları ellerinden alınmış halde Kürdistan`da bir otelde bulduklarını ifade ediyor. Ayda 200 dolara çalışmaya zorlandıkları için gitmek istediklerinde ise "Şirkete 2 bin dolar borcunuz var, ödemeden pasaportlarınızı alamazsınız" yanıtıyla karşılaştıklarını ifade ediyor.

Emek tacirlerinin bazıları ise genç kızları ve işçileri isteğe göre getirdiklerini ifade ediyor. Etiyopyalı kızları getirmenin kolay olduğunu söyleyen bir emek ajansı çalışanı, ancak genç kızların "Ten renklerinden dolayı tercih edilmediklerini" dile getirdi. Aynı ırkçı yaklaşımın temizlik sektöründe çalışan zencilere de uygulanması ise göçmenlerin hem emeklerinin sömürülmesine hem de aşağılanmalarına neden oluyor.