‘Hep birlikte ayağa kalkma zamanı’
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) 1. Kurultayı’nı topladı. Tepekule Kongre Merkezi Akdeniz Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen kurultay iki gün sürecek. EGEÇEP Dönem Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı, yargı kararlarına rağmen Türkiye’de sağlıklı çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini söyledi.
(EGECEP 1. Kurultayı Tepekule Kongre Merkezi Akdeniz Toplantı Salonu’nda çeşitli kitle örgütlerinin temsilcilerinin katılımıyla başladı. Kurultayın açılışında siyanürlü altın madenlerinin çevreye verdiği zararlar ve bu madenleri protesto eden eylemleri anlatan slayt gösterisi gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesi önlemenin devletin ve vatandaşın görevi olduğunu belirtirken, ancak Türkiye’de devletin bunun tam tersini yaptığını kaydetti.
Yangından mal kaçırır gibi
İzmir’in içme suyu havzasını kirletecek ve yörenin doğal yapısını bozacak olan altın madenciliğine ÇED olumlu belgesi veren Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Çamlı Barajı’na ÇED olumlu belgesi vermediğini hatırlatan Cangı, “Ardından yangından mal kaçırır gibi Bakanlar kurulu tarafından ‘yurt savunması’ niteliğinde olağanüstü hallerde başvurulabilen acele kamulaştırmaya başvurması düşündürücüdür, kaygı vericidir” diye konuştu. Av. Cangı, İzmir’in geleceği için yapılacak olan bu oldubittilerin önüne geçmek gerektiğinin altını çizerken, yerel yönetimiyle, sağlıklı çevrede yaşama hakkından yana olan demokratik kitle örgütleriyle, sivil toplum örgütleriyle, tüm İzmir’in hep birlikte ayağı kalkma zamanı olduğunu söyledi.
Kirletmenin kılıfı
Küreselleşen ve vahşileşen kapitalizmin gözünü yeraltı ve yerüstü kaynaklarına diktiğine dikkat çeken Cangı, AKP’nin de yeni anayasa ve uyguladığı politikalarla bunların önünü açtığını, yaşam alanlarının ranta açılması için her türlü kolaylığı sağlandığını belirtti.
“Sürdürülebilir kalkınma, bozmanın, yok etmenin, kirletmenin kılıfı halini almıştır” diyen Cangı, “Anayasa tartışmaları içinde üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan birisi budur. Talanın, yok etmenin, kirletmenin yolunu açan bir Anayasa değil, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü ve yaşamın savunulmasını koruma altına alan bir anayasa için hepimize çok büyük iş düşüyor” diye konuştu.
Kurultay bileşenlerin yıllık değerlendirme raporlarını sunması ile devam etti. Kurultayın ilk günü tartışılan konular arasında Efemçukuru altın madeninin önünün açılması için, Çamlı Barajına ÇED olumlu belgesi verilmemesi, Bakanlar Kurulu’nun, “Efemçukuru Altın Madeni” sahası için aldığı acele kamulaştırma kararı ve bu gelişmelerin İzmirlilerin içme suyuna etkileri güncel bir konu olması nedeniyle dikkat çekti. Tartışılan bir diğer konu ise Kışladağ’da altın şirketi ile Çevre Bakanlığı’nın el ele vererek hukuka karşı hile yapması oldu. Ovacık altın madenindeki kapasitesini artırımının Bergama Ovacık’ın gözden çıkarılması anlamına geldiği belirtilirken bununla “Hukukun üstünlüğü” ilkesi ile alay edildiği dile getirildi.
Kurultayda tartışılan bir diğer konu ise Kazdağı’nda yapılmak istenen altın madenciliği oldu. Koruma altına alınmış taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını ranta devretmeyi amaçlayan Milli Emlak Tebliği, Allianoi’yi Yortanlı Barajı suları altında gömme girişimi, hayvan hakları, nükleer ve termik santral tehlikeleri üzerinde konuşulan diğer konular arasında idi. Kurultay bugünkü oturumun ardından açıklanacak sonuç bildirgesi ile sona erecek. (İzmir/EVRENSEL)