Deniz Gezmişlere yaptıklarını tekrar ediyorlar


soL Star gazetesi ve Samanyolu televizyonunun hedef gösterdiği yurtsever öğrencilerle konuştuk. Fethullah Gülen medyasının yaptığı provokasyon hakkındaki düşüncelerini ve neden AKP'ye karşı olduklarını sorduk.

"AKP'ye karşı mücadele etmemek anormal"
Ezgi (Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. sınıf öğrencisi)
Ortada bir provokasyon olduğu doğru. Hedef gösteren ve provokasyon yapanlar onlar; AKP ve AKP medyası. Ülke gün be gün gericileştirilirken, üniversitelerin paralı hale getirilmesi başta olmak üzere piyasacılık alıp başını giderken, ABD'nin izni olmadan adım atılmaz hale gelirken, tüm bunlara karşı mücadele etmememiz anormal olurdu. Sadece Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi değil tüm üniversitelerde binlerce öğrenci AKP'nin türbanı simge yaparak başlattığı saldırıya karşı çıkıyor. Böyle bir provokasyonla karşılaşmamız meşru bir şey yaptığımızı gösteriyor bence. AKP'nin sıkışmışlığının kanıtı, sıkıştıkça saldırganlaşıyor.

Okul okul gezen 30 kişi diye "afişe" ettiler. Türkiye'nin dört bir yanında bir dizi üniversitede binlerce kişi günlerdir eylemde. 2 Mart günü Kadıköy'de kaç kişi olduğunu görecekler. En azından "sayma" ile ilgili sorunlarını aşacaklardır.

Yıllar önce Deniz Gezmişler de ülkenin bağımsızlığı için mücadele ederken böyle itham edildi. Bize yapılmaya çalışılan provokasyon da aynısı.

"AKP'yi istemiyorum" demek "provokatörlük" ise yurtsever öğrencilerin bu onuru taşımaya devam edeceğini söylemek istiyorum.

Biz TKP'li Öğrenciler olarak öncülük yaptık. Ama "AKP'yi istemeyenler" çok geniş bir yelpaze. Üniversitedeki yansıması türban üzerinden oldu. Çünkü türban, AKP'nin ülkeyi  dönüştürmesinin ilk adımıydı. Sadece üniversitelerde değil mahallelerde, başka alanlarda da "AKP'yi istemeyenler" biraraya geliyor, seslerini yükseltiyor. Tuzla tersanelerinde sonu gelmeyen ölümler, emekçileri hiçe sayan sosyal güvenlik yasa tasarısı, AKP'nin aslında ABD'nin ülkeyi nereye götürdüğünün somut göstergeleri. Bunları düşünerek AKP'yi istemeyenler var. Hep beraber 2 Mart'ta Kadıköy'de olacağız.

"Emekçi halkımıza karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz"
Erman (İTÜ İnşaat Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi)
"Provokatör" son dönemlerde çok yaygın kullanılan bir kelime olamaya başladı. Bazı kurum veya kişiler birilerini provakatörlükle bol bol itham etmeye başladı. Bunların altında bence durduramadıkları bir şeylerin önüne "Çamur at izi kalsın" zihniyetiyle geçme çabalarının olduğu kanısındayım. 1970 lerin "provokatörleri" Deniz Gezmişler gibi üniversite öğrencileriyse, bence son dönemlerin en büyük "provokatörüleri" de "AKP'yi İstemiyoruz" diye üniversitelerini aydınlanmacılığın ve ilericiliğin kaleleri ilan eden üniversite gençliğidir. Bu durum bence karşı tarafın çok sıkıştığının ve rahatsız olduğunun en önemli kanıtıdır.

Star gazetesi ve Samanyolu televizyonu bugüne kadar AKP'nin sözcülüğünü yapmakta ve ABD'nin politikalarına toplumumuzu ikna etmede en önde yer alan medya kuruluşlarıdır. Dolayısıyla AKP'nin ve ABD'nin bizleri "provokatör" ilan etmeleri karşısında alnımız açıktır. Onlar Irak'ta Afganistan'da milyonlarca insan ölürken, ülkemizi bu savaşın bir parçası haline getirmeye çalıştılar ama bizler aydınlık ve onurlu bir ülke için mücadale ettik ve Türkiye'nin onuru olduk. Bugün de AKP, Amerikancı, tüccar ve gerici bir toplum yaratmaya çalışıyor, bizler ise Harun Karadeniz'in dediği gibi emekçi halkımıza karşı sorumluluğumuzun bilincinde üniversitelerimizi AKP'ye dar ediyoruz. Böyle bir süreçte AKP medyasının bizleri provokatör ilan etmesi bizim doğru yolda olduğumuzun göstergesidir. Ancak şu unutulmamalıdır ki bugün bizleri "provokatör" ilan eden AKP taraftarı medya, yakın gelecekte "vatan haini" olarak halkımızın karşısına çıkamaz durumda kalabilir. Onları bu duruma düşürene kadar nasıl Nazım Hikmet "vatan hainliği"ne devam ediyorsa, biz de "provokatörlük yapma"ya devam edeceğiz.