Metin Çulhaoğlu - Yaratıcı yıkım
Biraz da teori…
“Şimdi sırası mı” denmesin, sırasıdır.
Sırasıdır, çünkü mücadelelerinde yol almaya çalışanlar, çevrelerine bakıp “gidişatı nasıl olup da göremiyorlar?”, “anlatıyoruz, ‘tamam’ diyorlar, ama ardından hareketlenme gelmiyor”, “herkes neden bu kadar duyarsız?”, “bunca şey olup biterken neden ciddi tepki yok?” türü soru ve yakınmaları sıkça dile getirmektedirler.
Peki, bu tıkanmanın, öyle teorik değil de pratik, üslupla, tarzla, tutturulan söylemle veya insanların duyarlı olduğu başlıklar yerine başkalarına yönelmekle ilgili nedenleri olamaz mı? Diyelim vardır. Ama olsa bile, böyle bir sorunun çözümü de az çok belli olmalıdır. Onu dersin, bunu denersin ve sonunda her ne ise doğru üslubu, söylemi ve başlığı bulursun.
Ancak bu yaklaşım, önsel bir varsayıma dayanır: İnsanların duyarlı oldukları, doğru anlatıldığında harekete geçecekleri; onları eyleme, mücadeleye ve örgütlenmeye yöneltecek birtakım temalar, başlıklar vb. en baştan vardır da, bunlar her ne hikmetse bir türlü bulunamamaktadır…
Gerçekten, bunlar “en baştan” var mıdır, yoksa bunları “kurmak”, “oluşturmak”, “yaratmak” mı gerekmektedir?