Ekonominin merkezinde çatlak



Ağustos 2007’de uluslararası piyasalar karışırken, faiz düşürmeye başlayan Merkez Bankası ve Hükümet, seçimden güçlenerek çıkılmasının da etkisiyle, “siyasi belirsizlik bitti. Dünyada olup bitenlerin kısa sürecek ve bizi etkilemeyecek” açıklamaları yapıyordu. Dünyadaki ve ülkedeki ekonomik gelişmeler olumsuza dönmeye başlayınca hükümet ve Merkez Bankası’nın söylemleri değişti. Hükümet ve Merkez Bankası arasındaki çatlak giderek büyüyor.
Orta vadeli yeni ekonomik paketi açıklayan Maliye ve Ekonomi bakanları, faiz dışı fazlanın ulusal gelire oranı yüzde 3.5’e düşürüleceğini duyurdu. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz hükümetin attığı adımı gevşeklik olarak yorumladı. Bir ülkenin borç ödeyebilirliğinin en önemli göstergesi sayılan faiz dışı fazla hedefi bu yıl üçüncü kez indiriliyor. Önce yüzde 6.5’tan, 5.5’e sonrasında 4.2’ye kadar çekilen faiz dışı fazla hedefinin şimdi de yüzde 3.5’e çekilmesi seçim yatırımı olarak değerlendiriliyor.
Tartışmalar başladı
Faiz dışı fazlanın azalması gelecek yıl yapılacak yerel seçimler öncesinde Hükümete önemli tutarda harcama yapma imkanı sağlayacak. Böylece seçmenlere verilecek seçim hediyeleri ile yerel seçimlerde avantaj sağlanacak. Ekonomi çevreleri faiz dışı fazla oranının indirilmesinin enflasyonu artıracağına işaret ediyor: “Faiz dışı fazlanın azaltılması, artan talebi artıracak. Talebin çoğalması da fiyat artışlarını yani enflasyonu artıracak…”
Artan kamu harcamalarının enflasyonu artıracak olması, hükümetin indirim kararına yönelik eleştirilerin başında geliyor. Enflasyonla mücadele için büyük bedeller ödeyen, alım gücü düşen emekçi kesimler açısından yeni durum alım gücünün iyice düşmesi anlamına geliyor.
Rantiyeye dünyanın en yüksek faizini ödeyen Türkiye’nin, faizi artırmak zorunda kalacağına da dikkat çekiliyor.
Çünkü getirisinde reel azalma istemeyen kreditörler, enflasyon beklentisini en az 5 puan artırarak faiz hesabı yapacaklarından, Hazineden talep edecekleri nominal faizi yüzde 24’e yükseltmeleri kaçınılmaz olacak.
Ayrıca kamu harcamalarındaki yükselme nedeniyle döviz talebi artacağından, dövizin de pahalı hale gelmesi bekleniyor. Küresel piyasalardaki daralmanın da hesaba katılmasıyla birlikte, ABD dolarının yükselmesine kaçınılmaz gözüyle bakılıyor.
IMF ne diyecek!
5 yıllık orta vadeli ekonomik çerçeveyi açıklayan Maliye Bakanı Unakıtan, faiz dışı fazlayı düşürme hedefinin yanı sıra, asıl hedefin faiz dışı fazla değil, bütçe açığı olduğunu vurguladı. IMF ile stand-by anlaşmasının sona ermek üzere olduğu günlerde yapılan bu açıklama, bazı iktisatçılar tarafından “çok önemli bir politika değişikliği” olarak yorumlanıyor. IMF ile ilişkilerin gevşetileceği savunuluyor.
Son yıllarda maliye politikasında bütçe açığı yerine faiz dışı fazla kavramı öne çıkmıştı. Şimdi IMF’nin temel argümanı olan faiz dışı fazlayı gevşetmek, seçim ekonomisi başlatılmasının göstergesi olarak değerlendiriliyor. Daha önce genel seçimlerde AKP’nin önünü açmak adına harcamalarda taviz veren IMF’nin şimdi aynı toleransı tanıyıp tanımayacağı tartışılıyor.
Dünya ekonomik bir dalgalanma içindeyken IMF ile ilişkilerin önemine işaret edildiği bir dönemde Merkez Bankası ekonominin gevşetilmesinden yana değil. Bu nedenle MB Başkanı Yılmaz, şu açıklamayı yapıyor: “Eğer kamu maliyesi tarafında yeterli desteği göremezsek farklı bir yerde olabiliriz. Yüzde 5.5, 6.5’e göre, yüzde 4.5, 5.5’e göre bir gevşemedir”
Hükümet ise başka bir hazırlık içerisinde. Hükümet, GAP ağırlıklı olmak üzere, sosyal sigorta primlerinde indirim, çeşitli altyapı ve sosyal harcamalara kaynak aktaracak. “Önemli olan bütçe dengesidir” iddiasının aksine bütçe şaşacak. Bu da eşi türbanlı olduğu için Merkez Bankası başkanlığına getirildiği iddia edilen Durmuş ve Hükümetin ekonomi merkezi (Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek) arasındaki çatlağı büyütecek. (EKONOMİ SERVİSİ)