Lübnan’da fırtına koptu



ABD yanlısı hükümet ile muhalefet arasındaki anlaşmazlığın aşılamaması nedeniyle kasım ayından bu yana Cumhurbaşkanı seçilemeyen Lübnan’da, süren gergin sessizlik, 7 Nisan’daki genel grevle birlikte başlayan gösterilerle sona erdi. Hizbullah liderliğindeki muhalefetin yolları kapatmasının ardından çıkan çatışmalarda 11 kişi ölürken başkentin büyük kısmının Hizbullah’ın kontrolüne geçtiği bildirildi. Koalisyon lideri Saad Hariri’nin başkent Beyrut’un batı kesimindeki Koraytem semtinde bulunan konutunun duvarına roket isabet ettiği açıklandı.
Lübnan’da önceki gün Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın uydudan yayımlanan basın toplantısından sonra başkent Beyrut’un batısında artan çatışmalar dün sona ererken Lübnanlı güvenlik yetkilileri, Beyrut’un batısının Hizbullah’ın kontrolüne geçtiğini belirtti. Bu arada Beyrut’u güneye bağlayan ve havaalanına giden otoyolun barikatlarla kapalı olması nedeniyle tüm uçak seferleri durduruldu. Lübnan havayolları MEA, seferlerin cumartesi öğlene kadar askıya alındığını açıkladı. yerel kaynaklara açıklama yapan Beyrut limanı yetkililerinden Eli Zahur ise, çatışmalar yüzünden limandaki tüm faaliyetin durduğunu açıklayarak, “Sendikalar, Lübnan’daki durum nedeniyle limanı kapatmaya karar verdi” dedi.
Nasrallah’ın basın toplantısından birkaç dakika sonra, Beyrut’un batısındaki bir mahallede iktidardaki Sinyora hükümeti yandaşlarıyla Hizbullah yandaşlarının silahlı çatışmaları hızlanmıştı. Suikaste kurban giden eski başbakan Refik Hariri’nin oğlu Said Hariri, Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah’tan, başkent Beyrut’taki “kuşatmaya” son vermesi, milislerini geri çekmesi ve kapattığı yolları açmasını istemişti. Lübnan ordusu da ülkenin bölünmenin eşiğinde olduğu uyarısında bulunmuştu. Ancak Hizbullah yetkilileri, Hizbullah’ın Güney Lübnan’da İsrail’e karşı mücadele amacıyla kurduğunu söylediği haberleşme sisteminin kaldırılması kararı geri alınmadıkça, eylemlerine devam edeceğini belirtmişti. Nasrallah da hükümetin bu kararlarını “savaş ilanı” olarak nitelendirmiş ve kararın geri alınmasını istemişti. Lübnan kabinesi, bu hafta aldığı bir kararla Hizbullah’ın haberleşme ağını yasa dışı ilan ederek, Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen havaalanı güvenlik şefini görevden almıştı.
Hükümetin medya organları ele geçirildi
Hizbullah’a bağlı silahlı kişilerin Beyrut’un büyük bölümünü ele geçirdiği çatışmaların üçüncü gününde, hükümete ait medya kuruluşlarına baskınlar düzenlediği belirtildi.
Güvenlik kaynakları, Hizbullah ile Şii Emel örgütüne bağlı kişilerin, Beyrut’un batısında bulunan Hariri’nin sahibi olduğu “Future” grubuna ait bürolara baskın düzenlediğini belirtti. Kaynaklar, ayrıca Hariri’ye ait “El Müstakbel” gazetesinin bürolarının denetiminin de silahlı kişilere geçtiğini, binanın pencerelerinden duman çıktığını kaydetti. Silahlı kişilerin, Hariri’nin medya grubunun yanı sıra bazı bakan ve milletvekillerinin evleri dahil birçok yeri ele geçirdikleri, daha sonra bir kısmını Lübnan ordusuna teslim ettikleri belirtildi. (DIŞ HABERLER)


TEPKİLER

Fransa: Elimiz kolumuz bağlı kalmayacak
Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, ülkesinin Lübnan’daki “dram” karşısında eli kolu bağlı kalmayacağını söyledi. Kouchner, yazılı bir açıklama yaparak, kendisinin hem doğrudan hem de Beyrut’taki Fransa Büyükelçisi aracılığıyla Lübnan’daki bütün taraflarla irtibat halinde olduğunu belirtti. “Durumun ciddi” olduğunu kaydeden Kouchner, her ne pahasına olursa olsun yeni bir iç savaşın önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti ve bütün taraflara derhal yeniden diyalog yoluna girmeleri çağrısında bulundu. Lübnan Telekomünikasyon Bakanı Marvan Hamade, Fransa’dan “Suriye ve İran’a gerçek bir baskı yapmasını ve Lübnan’ın yeni bir tür gerici rejime sürüklenmemesi için yardım etmesini” istemişti.
İsrail İran’ı suçladı
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Lübnan’daki çatışmalarla ilgili olarak İran’ı suçladı. Peres, devlet radyosundan yayımlanan konuşmasında, İran’ı “bütün Ortadoğu’ya hükmetmek amacıyla Lübnan’da karışıklık çıkarmakla” suçladı ve Lübnan’da olan bitenlerin “hiç de şaşırtıcı olmadığını” söyledi. Bütün bu olan bitenlerin İran’ın bütün Ortadoğu’ya hükmetmek için yürüttüğü savaşta yeni bir başlık olduğunu ileri süren Peres, Lübnan’daki bu yeni “trajedi”nin İsrail ile hiçbir alakası olmadığını savundu.
Suriye: Lübnan’ın iç işi
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ise, Lübnan’daki derin siyasi krizin, bu ülkenin iç işi olduğunu ve Lübnanlıların buna diyalog yoluyla çözüm bulacaklarına inandığını söyledi.
Suudiler Arap ülkelerini toplantıya çağırdı
Suudi Arabistan, Lübnan’daki son durumun görüşülmesi amacıyla Arap ülkelerinin dışişleri bakanlarının toplanması çağrısında bulundu. Suudi Arabistan’ın El Arabiya televizyonu, Suudi hükümetinin, Lübnan konusunu bir an önce görüşmek üzere Arap ülkelerine çağrıda bulunduğunu duyurdu. Ancak Suudi televizyonunun haberi resmi kaynaklarca henüz doğrulanmadı.
Arap Birliği endişeli
Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Lübnanlı liderleri krizi tırmandırmaktan kaçınmaya çağırdı. Musa, yazılı bir açıklama yaparak, iktidardaki ABD yanlısı hükümet ortakları ile Hizbullah önderliğindeki muhalefet liderlerine seslenerek, şiddeti tırmandırmama çağrısı yaparken, Lübnan’daki durumun giderek kötüleşmesinden çok endişeli olduğunu ifade etti.
Lübnan’da aylardır süren siyasi krize bir çözüm bulmak için arabuluculuk yapan ve defalarca bu ülkeye giderek yetkililerle görüşen Musa, son gelişmelerle ilgili ortak bir Arap tavrı bulmak için temaslarına devam edeceğini de kaydetti.
ABD Hizbullah’a yüklendi
ABD yönetimi ise, Hizbullah’tan “yıkıcı faaliyetlerine” son vermesini istedi. Beyaz Saray sözcüsü Gordon Johnroe, “Hizbullah’ın bir seçim yapması gerekiyor. Ya terörist örgüt, ya da siyasi parti olmalı, ancak ikisi birden olmaya çalışmaktan vazgeçmeli” dedi.
Sözcü, “Hizbullah’ın artık yapıcı bir rol üstlenmesi ve yıkıcı eylemlerine derhal son vermesi gerektiğini” ifade etti.