Tersane işçisinin “facia” öfkesi


Tuzla tersanelerinde “facia” yaşanmadığını iddia eden ve cinayetlerin sorumlusu “köylüler” diyen (sözde) İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer’in açıklamalarının ardından göz göre göre gelen cinayet işçileri öfkelendirdi. Boya kurumadan kaynak ve montajcıların gemiye sokulması nedeniyle gerçekleştiği tahmin edilen dünkü patlamada 1 işçi ölmüş, 4 işçi yaralanmıştı.

Tersane işçileri, dün Selah Tersanesinde yaşanan iş cinayetini protesto etmek için bugün sabah saatlerinde GİSBİR önüne yürüdü. İşçi ölümlerinin durdurulabilmesi için iş güvenliği önlemlerinin alınması isteyen tersane işçileri, “Artık ölmek istemiyoruz” diye haykırdı.

Dün Selah Tersanesi’nde yaşanan patlamada, bir işçinin iş cinayetine kurban gitmesini, 6 işçinin yaralanmasını protesto eden işçiler bugün sabah saatlerinde Gemi İnşa Sanayicileri Birliği GİSBİR’e yürüdü. “Yaşam hakkı istiyoruz” diyen işçiler tersane patronları ile görüşmek istedi.

Kapılarına binlerle dayanacağız

Limter-İş Sendikası’nın çağrısıyla Tuzla Gemi Tersanesi önünde bir araya gelen tersane işçileri, “İş güvenliği ve yaşam hakkı istiyoruz” ve “Artık eşler dul, çocuklar yetim kalmasın” yazılı pankartlar açtı. İşcinayetlerine kurban giden işçilerin fotoğraflarını taşıyan 150’ye yakın işçi sloganlarla GİSBİR’e yürüdü. Polis tarafından engellenmeye çalışılan işçiler, yürümeye kararlı olduklarını dile getirdi. İş cinayetlerine öfkeli işçiler yolu tek taraflı trafiğe kapattı.

İşçiler yürüyüş boyunca tersane işçilerine çağrı yapan konuşmalar yaptılar. Görüşme talepleri karşılanmayan işçiler, GİSBİR önünde basın açıklaması yaptı. Limter-İş Sendikası Genel Sekreteri Kanber Saygılı, önceki dönem GİSBİR başkanı olan Selah Tersanesi patronu Erkan Selah’ın, iş cinayetlerini “Anadolu’dan gelen işçilerin cahilliğine” bağladığını hatırlattı. Çalışma Bakanı ve Başbakan’ında tersane patronları gibi iş cinayetleri konusunda aynı şeyleri tekrarladığını dile getiren Saygılı, “Patron, hükümet, çalışma bakanlığı söz birliği etmiş gibi aynı açıklamaları yapıyor. Bu durum değişmedikçe, tersane patronları yargılanıp, cezalandırılmadıkça, iş cinayetleri sürecektir” dedi. 27-28 Şubat tersane grevinin ardından GİSBİR’e ilettikleri taleplerin yanıtsız bırakıldığını belirten Saygılı, “Bizim şimdi tek sözümüz var. Bizi muhatap almayanların kapısına binlerle geleceğiz” dedi.

‘Tersaneler askeri bölge olmaktan çıkarılmalı’ Saygılı, kendileri ile hiçbir şekilde görüşme yapılmadığını ifade ederek şunları belirtti: “Burada bağımsız bir heyet oluşturulmalı, Türk Tabipler Birliği’nden, Çalışma Bakanlığı’ndan, GİSBİR’den, Limter-İş’ten, TMMOB’dan bir heyet oluşturulmalı ve bu tersaneler askeri bölge olmaktan çıkarılıp bu heyetin denetimi altına alınmalı.” Bugün taleplerini iletmeye geldiklerini de ifade eden Saygılı, “Ancak tersane patronları bizi muhatap almadılar. Biz daha büyük geleceğiz, söz veriyoruz binlerce işçiyle kapılarına dikileceğiz” diye konuştu. Açıklamaya Emekli-Sen, ESP, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, LÖB gibi kurumlar destek verdi. Nisan ayında Büyük Tuzla Yürüyüşünü düzenleyen Boğaziçi öğrencileri de eylemde bir açıklama yaptı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Nejat Ağırnaslı yaptığı konuşmasında yürüyüşlerini hatırlattı ve bugün öğlen yapacakları eylemi duyurdu.

Eylemde sık sık “Artık ölmek istemiyoruz”, “Yolu yok mutlaka kazanacağız”, “İşçiler birleşin, ölümleri durdurun” ve “Tersane işçisi köle değildir” sloganları atıldı.

Tersane sabıkalı
Tuzla’daki Selah Tersanesi, sabıkalı adreslerden biri. Limter-İş Sendikası kayıtlarına göre, aynı tersanede geçen yıl da ölümle sonuçlanan iş kazası meydana geldi. 23 Ağustos 2007 tarihinde elektrik işçisi Güney Akarsu elektrik çarpması sonucu hayatını kaybetti. Selah Tersanesi’nde 2000’de ise iridyum paniği yaşandı. Gemi kaynaklarının kontrolü sırasında zırhından düşen ‘İridyum 192’ adı verilen radyoaktif madde içeren çekirdeğe Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi ekipleri müdahele etmişti.

Kaynak: Atılım ve Radikal