Bir bakan nasıl imal edilir?
soL 22 Temmuz seçimlerinden sonra Dışişleri Bakanı olarak atanan Ali Babacan, uzun süre “ne işe yarıyor ki” şeklindeki eleştirilerle muhatap oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kendisinden rol çalan girişimlerinden muzdarip olan Babacan’ın kaderiyse son aylarda dönmeye başladı.
2002 seçimlerinin ardından Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığında kurulan kabinelerde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevi verildi. Babacan, bu görevi sırasında ekonomiden ne anladığı konusundaki şüpheleri gidermek için yoğun çaba harcadı. Örneğin, 2005 yılında IMF ile mutabakat sağlanırsa tekstilde KDV'nin ineceğini söylediği açıklamasında gazetecilerin zamanlamayı sorması üzerine Babacan, “Hz. Muhammed'in 'Hayırlı işte acele ediniz' sözüne uyarız” yanıtını verdi.
Babacan için kariyerinin dönüm noktalarından biriniyse AB Başmüzakerecisi olarak atanması oluşturdu. 17 Aralık 2004’teki AB zirvesinin ardından Türkiye’den istenen Başmüzakereci belirleme işi uzun süre sürüncemede kalmıştı. Altı aylık bir sürenin ardındansa kimi yorumlara göre Başbakan Erdoğan’ın inisiyatifiyle kimi yorumlara göre de o dönem Dışişleri Bakanı olan Gül ve Erdoğan’ın ortak kararıyla Babacan bu göreve atandı. Ad ve soyadının baş harfleri dışında da bu göreve uygun olduğunu göstermek için çaba harcamasına karşın Babacan, AB’nin de kendi derdine düşmesiyle Dışişleri Bakanı Gül’ün gölgesinde kalmaktan kurtulamadı.
Unutulmaz iftar telaşı
Babacan’ın bu dönemki icraatları arasında “Eğitim ve Kültür” faslında AB Genel Sekreterliği’nin AB’ye ilettiği müzakere pozisyon belgesine “Türkiye’nin eğitim sistemi laiktir” ifadesi koydurmamak gibi uygulamalar yer aldı.
Bu dönemin klasiklerinde biriniyse dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Çankaya Köşkü’nde Almanya Başbakanı Angela Merkel’le görüşürken, Ali Babacan'ın “Şansölyenin İstanbul'da katılacağı iftar programı var, biraz acele eder misiniz?” şeklindeki sözleri oluşturdu. “Olur mu öyle şey, daha konuşacaklarımız var” diye tepki gösteren Sezer’e Babacan’ın yanıtı, “Sayın Cumhurbaşkanım, uçak bekliyor. İstanbul'da herkes bizi iftara bekliyor” oldu. Sezer tartışmayı “Bunu daha sonra konuşacağız” sözleriyle bitirdi.
Heyecan neler söyletiyor
22 Temmuz seçimlerinin ardından dışişleri bakanlığına getirilmesi sürpriz olmadı. Fakat bir kez daha meziyetlerinden ziyade birtakım hesaplarla bu koltuğa getirildiği öne sürüldü. Genelde Abdullah Gül’e daha yakın bir isim olduğu dile getirildi. Abdullah Gül’ün oğlunun da geçtiğimiz günlerde ortaya çıktığı gibi Babacan ailesinin şirketinde 24 gün çalışarak yeni sosyal güvenlik sistemine dahil olmaktan kurtulması da şaşırtıcı bulunmadı. Fakat birçok yorumcuya göre Babacan’ın en önemli özelliği bu tip net angajmanlardan kaçınması ve Erdoğan’la Gül’ün ortak yatırımı olmayı becerebilmesi. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklandığı AKP grup toplantısında Erdoğan’ın Babacan’ı kucaklayıp alnından öpmesi de bir “işaret” sayılıyor. Bu sırada çok heyecana gelen Babacan da, Gül’ün adaylığı konusunda “Türk devletine, milletine ve İslam dünyasına hayırlı olsun” açıklamasını yapıvermişti.
Ve bir bakan böyle doğuyor
Ali Babacan, 5 Kasım’da Washington’da yapılan Erdoğan-Bush görüşmesine katılmasının ardından biraz daha yüksek bir profil çizmeye çalıştı. Fakat bu sırada da şanssızlık yakasını bırakmadı. Örneğin Başbakan Erdoğan’la biraraya gelen İspanya Kralı Juan Carlos, Babacan’ı çevirmen zannetti! Fakat Babacan yılmadı ve Türkiye 21 Şubat’ta başlayacak sınır ötesi kara harekatının ilk işaretini Babacan’dan aldı. AKP’ye 14 Mart’ta kapatma davası açılmasıyla birlikte Babacan’ın profilindeki yükseliş hızlandı. Özellikle Kuzey Irak’la ilişkiler konusunda arka arkaya çarpıcı açıklamalar yaptı ve Mayıs ayında yeni bir açılıma hazırlanıldığını duyurdu. Kapatma davasıyla birlikte AB’den hemen her gün bir açıklama gelirken, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Babacan da doğal olarak AB yetkilileriyle birlikte sahnedeydi. Babacan bu arada ilgisinin dış gündemlerle sınırlı olmadığını da ortaya koyuyor ve örneğin türban için “er geç gündeme gelecekti” diyor; Türkiye’de gücün halka doğru kaydığını iddia ederek “herkes buna alışacak” diyordu.
Son günlerde çokça tartışılan TESEV Başkanı Can Paker’in Başbakan Erdoğan ve bir grup gazeteciyi evinde ağırladığı toplantının bir benzerinin birkaç hafta önce Ali Babacan’la yapılmış olduğunun ortaya çıkması da Babacan’la ilgili sondaj çalışmalarının sürdüğü yorumlarına yol açtı.
Babacan’ın bu dönem boyunca devlet kurumlarıyla ciddi bir sürtüşme yaşamamış olduğu da hakkında düşülen notlar arasında. Babacan, kapatma davasının iddianamesinde hakkında yasak istenenler arasında da yer almıyor.