Çözülüşe jön aranıyor: 011 Babacan


soL AKP’ye kapatma davasının açıldığı 14 Mart’tan bu yana çeşitli senaryolar tartışılıyor. Şu anda AKP’nin yürütücüsü olduğu sürecin devamını öngören bu senaryolarda kimi isimler için de yeni roller biçiliyor. Bunlar arasında Ali Babacan ismi de son derece revaçta.

Ali Babacan’a, 2002 yılında Abdullah Gül başbakanlığında kurulan kabineye girmesinden itibaren hep “gelecekte daha etkili rollere aday” yakıştırması yapıldı. Babacan’ın bakan olarak performansıysa bu beklentileri kuvvetlendirmekten çok uzaktı. Buna rağmen  Babacan’ın ismi bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasaklı hale gelmesi halinde başbakanlığı üstlenebilecekler arasında geçiyor. Bu role aday görülen Babacan kimilerine göre emanetçi olacak, kimilerine göreyse böyle bir göreve bir kere geldikten sonra kolay kolay bırakmayacak. Babacan kimilerine göre Başbakan Erdoğan’a, kimilerine göre Cumhurbaşkanı Gül’e, kimilerine göre de her ikisine de yakın. Ama herkesin emin olduğu bir şey Babacan’ın hem Avrupa Birliği’ne hem de Amerika Birleşik Devletleri’ne son derece yakın olması. Babacan’ı başbakanlık için güçlü bir alternatif hale getirense kuşkusuz bu ilişkileri.

İsmi yeter!
AKP’ye açılan kapatma davasının ardından geçen iki aya yakın sürenin ardından gelinen noktada hem AKP hem de sermaye örgütlerinden gelen mesajlar AKP’li ya da AKP’siz AKP çizgisinin sürdürülmesi yönünde.

Kapsamlı bir tasfiye operasyonunun parçası olarak kurulan ve ilk andan itibaren AB ve ABD’nin desteğini alan AKP’nin çizgisi devam ettirilecek. Fakat bunun için bir yeniden düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmış durumda. AKP’nin kimi rahatsızlık veren yönlerinden arındırılması, AB’nin Türkiye’ye daha gündelik müdahalelerde bulunur hale gelmesi, ABD’de başkanlık seçimlerinin yaklaşması ve buna dönük mesajların geçilmeye başlaması, Türkiye’de kurumlar arasında yeni bir denge kurulması bu yeniden düzenlemenin parçalarından bazıları. Örneğin Kuzey Irak’la “sınırları belirsizleştirecek bir yakınlaşma” kurmaya dönük son girişimler de bunun parçası. AKP’ye açılan kapatma davasının aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin çözülüş sürecinde yeni bir basamağa geçilmesini hızlandırıcı rol oynaması için çaba gösteriliyor. Bu noktada Babacan’ın isminin gündeme gelmesi konjonktüre son derece uygun düşüyor. 

Hayal kırıklığı da yola dahil 
Türkiye siyasetinin sükutu hayale uğramış siyasetçiler mezarlığı olduğu da düşünüldüğünde Ali Babacan’ın hedefe ulaşabileceğinin hiçbir garantisi yok. Ali Babacan, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin ya da Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül. Tabii bir de Abdüllatif Şener. Bu isimlerden hangilerinin bir üst tura geçeceği önümüzdeki günlerde belli olacak. Fakat bu tip olasılık hesaplarının yoğunlaştığı dönemlerde, her biri bu olasılık dağılımının farklı noktalarına denk düşen aktörlerin ortaya sürülmesi sermaye açısından son derece yaşamsal bir öneme sahip. Dolayısıyla Ali Babacan’ın başbakanlık yapıp yapamayacağından bağımsız olarak bu tartışmalarda üstlendiği rol ona yapılan yatırımların boşa çıkmadığının göstergesi.