Aydemir Güler - Alternatifsizlik

13 Mayıs 2008

Türkiye alternatifsizlik konseptiyle, yakın zamanlarda en fazla Turgut Özal sayesinde tanışıklık kurdu. 12 Eylül sonrası düzlenen tarlada keyfince at koşturan bu tarikat liberalinin dönemi 1970'lerden çok farklıydı gerçekten.

Demirel o yıllarda bir keresinde "bul 226'yı düşür hükümeti" diye meydan okumuştu muhalefete. Bu laf 1970'lerin ruhuna, ele alacağımız açıdan uygun kaçmamıştır. O zamanlar Türkiye'de siyaset, meclisten olmadık seçenekler türetme yaratıcılığı gösteriyor, kah isimleri neredeyse bir çırpıda sayılamayacak sayıda parti koalisyon oluşturuyor, kah azınlık hükümeti atanıyor, bunlar da olmazsa vekil borsasında transferler yapılıyordu. Sokak ayrı bir faktördü; bugün pek narin demokratı oynayan TÜSİAD gazete ilanlarında ve piyasada dilemediğini indirip dilediğini çıkarmak üzere devreye giriyordu.

1980'lerin ANAP'ında bu seçenek bolluğunu bulamazsınız. Özal gerine gerine "alternatifimiz yok" diye boşuna demedi.

Ancak bunu söyleyen Özal henüz 1980'lerin sonlarındaki işçi hareketinin tokadını yememişti. O işçi hareketinin yanı sıra yükselen kamu emekçileri hareketinin önemini anlamamıştı. Kürt hareketinin dağları bayırları aşıp bir etkide bulunabileceğine inanmıyor, ilhak fantezileri yapıyordu. Türkiye ekonomisinin balonunun bazı cepleri şişirmesi meselenin bütününü çözmüyor, ama Özal yağmacılığı öyle sanıyordu… Üstüne üstlük partisi, övündüğü gibi "dört eğilimin birliği"ydi. Eşi Semra hanımın, kocasından devralıp yorulmadan sürdürdüğü utanç performansının artık ayağa düşmesine rağmen, bugün bile liberallerin "bulunmaz liderdi" diye ağlak yaptıkları Turgut beyin partisi bu basınçlar karşısında çok kısa süre içinde çözülmeye başladı.

Bitti gitti denen, 1970'lerin günahları üstüne yıkılan Demirel yeniden yükselişe geçti. Türkiye Özal'dan sonra şaka gibi bir diğer "lider", Erdal İnönü'yü tanıdı. 12 Eylül zamanlarında partisinden caymış bir Ecevit, uzun yıllarını marjinal bir grup şefi olarak geçiren Erbakan geri döndüler. Sanki emek ve ilericilik düşmanlığından, solcuları öldürüp emekçilere hayatı zindan etmekten başka fikri varmışçasına, "fikirlerimiz iktidarda kendimiz hapisteyiz" vecizini uyduran, adamları uzun süre tahsilat işlerine kayan Türkeş'in misyonu canlandı. Devletin "fahri konsolosluk" hizmetlerinde veya yeni iç savaş stratejisinde kontra örgütlenmesinde yeri vardı.

Birliğini bu isimlere yazılı kadro ve akımlara kurdurtan Özal'ın alternatifsiz olduğunu iddia etmesi ne büyük aymazlıkmış!

Türkiye'de burjuva siyaseti 1990'larda meclis bileşiminin izin verdiğinin ötesinde hükümet seçeneği üretilebileceğini yeniden kanıtlamış, bu yeni formüller içinde ANAP en fazla orta boy bir aktör olabilmiştir.

2000'lerin ikinci yarısında AKP'nin alternatifsizliği üzerine yorum yazan veya hesap yapanların, kuşkusuz tarih bilgileri vardır. Alternatifsizlik iddiasının özel bir enerji jeneratörü olduğu düşüncesi, tarihi bilmezden gelmelerine neden oluşturuyor olmalı.

AKP de bir koalisyon partisidir. Bu koalisyon geniş güç odaklarını kapsıyor olabilir. En önemli güç odakları bu gemide yolculuk edebilir. Seçim düzleminde ara çok açılmış da olabilir. Tayyip Erdoğan'ın parti içinde ve dışında, Türkiye tarihinde sınırlı sayıda örneği bulunabilecek türden bir karizmatik liderlik inşa ettiği de doğrudur. Ama ne bunlar ne başkaları AKP'nin ve Erdoğan'ın alternatifsizliği tezlerini haklı çıkarmayacaktır.

Alternatifsizlik siyasette geçerli olduğu anlarda son derece güçlü bir argümandır. Lakin adı üstünde, çok da zayıftır. Araba bir kez bayır aşağı kaymaya başladığında her taşın altından yeni seçenek çıkacaktır.

Sonuç olarak bu konuda herkesin daha temkinli düşünüp konuşmasında yarar vardır. Türkiye'de AKP'li veya AKP'siz, söz konusu hareketin bugünkü haliyle veya başkalaşmış bir biçimiyle "değişmeyecek olan şeyler" başkadır.

Türkiye'nin çözülüş sürecini durduracak düzen içi bir dinamik görülmemektedir. Kapitalist bir Türkiye'nin emperyalist sarmallardan çıkış şansı kalmamıştır. Piyasa düzeninin Türkiye'yi bir arada tutma yeteneği tükenmiştir. Burjuvazinin kafayı yağmacılıktan kaldırıp memleket çıkarıyla arasında bağ kurma olasılığı bitmiştir. Kapitalizm gericilikten cayma enerjisini bulamayacaktır…

Alternatifsiz olanlar bunlardır.

Söylemeye gerek var mı? Bunların biricik alternatifi soldur.