soL Yer değiştirmeler, sürgünler, işten çıkarmalar, taşeronlaşmadaki artış, zorunlu emeklilik… 2007 sonunda greve çıkan Türk Telekom işçileri grevin ardından yoğun bir saldırı ile karşılaştı. İşçilerle bu saldırıları konuştuk.
Haydar (Gayrettepe İl Müdürlüğü temsilcisi) Bu soruşturmaların bir kısmına yönelik herhangi bir yaptırım olmadı, bazıları savcılıkta beraat etti. İl Müdürlüğü’nde yaklaşık 25 kişi mahkemelik olurken, 30 kişi de Emniyet’te ifade vermek durumunda kaldı. Grevde öne çıkanları emekliliğe ayırdılar… Grev sürecinde iş akdi tek taraflı olarak iptal edilen kişiler oldu. Bolu’da, Adapazarı’nda, Gayrettepe’de çalışanlar bu tür bir uygulamaya maruz kaldılar. Gaziantep ve Diyarbakır’daki sendikalı işçilere yönelik davalar sürüyor. Sendika ile işçiler arasındaki mesafe açıldı Dostumuzu düşmanımızı gördük Halka arzla işçinin tepkisini engellemeye çalışıyorlar Yener (Gayrettepe Telekom işçisi) Özelleştirme sürecine önce PTT/Telekom ayrımı yaratılarak ve de çalışan sayısı azaltılarak başlandı. PTT’de çalışan 72 bin kişi Telekom ile birlikte 52 bine indirildi. Diğer yandan farklı statüler yaratılarak, Telekom çalışanları arasında farklılıklar yaratıldı. 4857 sayılı iş yasasına tabi olanlar 1. tip işçiler ile 657 sayılı devlet memurları yasasına tabi olanlar var. 4502 sayılı kanun ile Telekom çalışanlarının çalışma koşullarına yönelik düzenleme getirilirken, devlet memurlarının bir kısmı kaldırıldı. Telekom’da yaklaşık olarak 25 bin sendikalı işçi, 9 bin devlet memuru-sözleşmeli personel bulunuyor. Grevden sınıfsal kazanımlar elde ettik Yaşayarak öğrenmenin ayrı bir boyutu var 3 bin kişi zorunlu emekliliğe ayrıldı Şirketin taşeronlaşmaya gitmesi ile birçok kişiyi emekliliğe göndermesi söz konusu oldu. Yine norm kadro uygulaması ile yeni kişilerin (sözleşmeli personel) işe alınması planlanıyor ancak 10 bin işçinin yerine bin işçi getirilirse bu bir anlam ifade etmez. Bu tür saldırılara karşı yeterince cevap veremedik, 2009 TİS sürecinde bir daralma söz konusu olabilir. Gelişmeleri gözlemlemek lazım, işveren de bunu dikkate alarak hareket ediyordur. İşçilerin örgütlülüğü önemli Sendikalar TİS süreçleri dışında işçilere sınıf bilinci vermediler, yalnızca TİS’e yönelik mücadele başlıkları belirlediler. Bürokratik bir sendikacılık ile yüzleştik. İşçilere daha farklı bir şekilde örgütlü olsa idi, 1 Mayıs’ta da gördük bağlı bulunduğumuz Türk-iş böyle davranmazdı. Halka neyi arz ediyorlar? Yusuf (Gayrettepe İl Müdürlüğü) Halka arz sürecini gündeme getirenler bu desteği hükümetten uluslararası sermayeden alıyorlar. Telekom’da sıkıntılı bir süreç oldu, grevdeki coşkulu süreci şimdi yok. İşçiler arasında korku söz konusu, ancak korkunun ecele faydası yok. Gaziantep’te yaşanan sorunlar karşısında sendikanın yanında olunmadı. Tabandan kopuk, sendikacılık yapılıyor, diğer yandan örneğin Genel Merkez ile 1 No'lu Şube ayrı yerlerde durabiliyor. 1 Mayıs sürecindeki ayak takımı yaklaşımını uluslararası sermayeden destek alarak gerçekleştirdiler. Bence 1 Mayıs işçilerin ait oldukları yer için mücadele etmeleri doğrultusunda iyi bir başlangıç oldu. İlhan (Ankesörlü Telefon İstanbul Müdürlüğü) Halka arz gündeminin ise bir aldatmaca olduğunun farkındayız. Bu şekilde personelin teşvik edileceği düşünülüyor.
Asıl sorunları grev sonrasında yaşadık
44 günlük grev boyunca yaşadığımız en büyük problem polisiye baskılar oldu. Emniyet, greve müdahale etti. Ancak asıl problemi grev sonrasında yaşadık. Bizlerin gıyabında tutulan tutanaklar neticesinde birçoğumuzun hakkında dava açıldı. Bildiğiniz üzere grev ve lokavt yasası uyarınca grev süresince üretim gerçekleştirecek eylemler engelleniyor. Biz de grev boyunca dışarıdan içeriye giren işleri engelledik, yasal bir hak olarak bunu gerçekleştirdik. Ancak polis ve işverenle karşı karşıya kaldık. Üretimi, hizmeti engellemek suçlaması ile soruşturma açıldı.
Şu anda işverenle yaşadığımız ciddi sorunlar var. Yer değiştirmeler, sürgünler; çalışanların görev aldıkları yerlerden farklı olarak tezat yerlere gönderilmesi, yeniden yapılandırma adı altında gerçekleştiriliyor. Bu uygulamalar ile fiili emeklilik de gündeme gelmiş durumda. Grev sürecinde öne çıkan kişileri bu şekilde emekliliğe ayırdılar.
Ancak bu sürece sendikanın müdahalesi yeterli değil. Grev sonrasında sendika ile işçi arasındaki mesafe açıldı. İşçiler sendikaya olan güveni eksilmiş durumda. Sendika grev sürecinden dolayı yaşanan sorunlara karşı gerekli hukuksal desteği sağlayamadı, işçiler karakola yalnız gitmek durumunda kaldılar. Sendika, işveren karşısında zorunlu emeklilik, toplu işten çıkartmalara karşı bir şey yapamadı.
2008’de emekliliğini dolduran herkes emekli edilecek. Norm kadro uygulaması ile bunun kılıfını hazırlıyorlar. Diğer yandan grev sürecinde ve sonrasında işçi yanındaki dostlarının gördü. İşverenin emperyalistler, böl parçala yönet tekniğini iyi yapıyorlar. Telekom’da çalışan 38 bin kişiden 25 bini greve gitti. Telekom çalışanlarının bazıları 657 sayısı yasaya tabi olarak memur/ sözleşmeli personel statüsünde çalıştırılıyorlar. Geriye kalanlar ise “işçi” statüsünde çalışıyor. Bu tür ayrışmalar da sınıfın bölünmesi için kullanılıyor.
Halka arz olayına karşı çıkışı örgütlemek gerekiyor. Bu şekilde, işçiden doğacak tepkinin önüne geçilmeye de çalışılıyor. Telekom halka arz edilmiyor, yabancı sermayeye arz ediliyor. Bu sürece topyekün karşı çıkmak gerekiyor. Gelen her yeni gün daha ciddi saldırılarla karşı karşıya kalabileceğimizi düşünüyorum. Örgütlülüğümüzü yaratmak zorundayız. Sendikanın 2009’da toplu sözleşme yetkisini almasının engellemeye çalışılacağı görülüyor. Sendikalı kişiler emekli ediliyor, Telekom’da çalışan sayısı azaltılıyor.
Sınıf bilinci ve örgütlü duruş gerekli
Türkiye’de özelleştirme süreci yeni bir şey değil. Telekom özelleştirilmesi de 2005’te gündeme geldi. AKP iktidarı ile küresel sermayenin işbirliği ile Telekom özelleştirildi. Telekom değerinin çok altında 6.5 milyar dolara satıldı. Telekom’un değeri bu değildi, AKP iktidarı Telekom’a sadece bir kaynak olarak bakarken, stratejik bir yerin yabancı sermayeye nasıl satıldığı sorulmadı.
Hava –İş'in grev oylaması bizler için bir umut olmuştu, Telekom işçileri bu umutla greve çıktı. Telekom işçileri 1980’den sonra Türkiye genelinde, 81 ilde greve giderken, en geniş çaplı ve katılımlı grevi gerçekleştirmiş oldular. Telekom işçilerinin direnci grevi belli bir aşamaya getirdi. İşçilerin sınıfsal kazanımları da oldu. Grev, Telekom işçisine bilgi deneyim kazandırdı. İşçiler dostu düşmanı sınıfsal anlamda emeğin değerini çok iyi kavradı.
Sabotajlar, taşeronların devreye girmesi gibi engellemeler karşısında ise yalnız kaldık. Örgütlü durmak, örgütlü olmak lazım. Tekel, Telekom bize bunları gösteriyor ve öğretiyor. 44 günlük grev, sınıf bilincinin sıçramasında büyük bir katkı oldu. Yaşamanın, yaşayarak öğrenmenin daha farklı bir boyutu var.
Grev sonrasında ekonomik olarak belli sıkıntılar da yaşandı. Ancak buna karşı gerekli tedbirler alınamadı. Diğer yandan, Telekom’da taşeronlaşmaya gidiliyor. Yatırım yapılmıyor. Türkiye genelinde 3 bin kişi zorunlu emekliliğe ayrıldı. Sendikalı olan 1. tip işçiler 2 yıl çalıştıktan sonra işten çıkartıldılar iş akitleri tek taraflı feshedildi. Gerekçe olarak emeklilik, ekonomik –teknolojik yeniden yapılandırma, gibi nedenler gösterildi. Bu tür olaylar karşısında sendika avukatlarının açtığı davalar var, bundan sonra emekli olacaklara emsal teşkil etmesi bakımından önemli.
Telekom işçileri özelleştirme uygulamaları ile yıllardır karşılaşıyorlar, ancak tek başına bir kurtuluş yok, sendikal mücadelenin dibe vurması süreci olumsuz etkiliyor. Sendikaların sınıf bilinci vermedeki eksikliği, sınıf mücadelesi yürütmekteki eksikliği örgütlülüğe de etki etti.
Yüzde 45’ini yabancılara verdikleri Telekom için halka arz anlamsız bir şey. Bunu Petkim örneğinde ya da diğer örneklerde gördük. Çalışanlar zaten ekonomik zorluklarla içerisinde, bu koşullarda hisse senedi almaları mümkün değil. Elbet arada alanlar oluyor. Ancak stratejik bir kurumun satılmasının hesabının verilmesi gerekirken, neyin halka arz edildiğinin sorulması gerekiyor.
Hükümet uluslararası sermayeden destek alarak saldırıyor
Grev sonrasında greve çıkanlar cezalandırıldı. İstem dışı işe son vermeler, yer değiştirmeler yoğun olarak yaşandı. 3 bin iş akti feshi söz konusu. Önümüzdeki aylarda da işten çıkartmaların devam etmesi bekleniyor.
Grev Türkiye’de bir süreci açtı
80 kişinin çalıştığı bir yerdeyim ancak burada grev sonrasında işten atılmalar yaşanmadı. Diğer birimlerde daha farklı sonuçlar yaşandı. Grevin daha etkili olduğu yerlerde baskılar da gündeme geldi. Bence grev Türkiye’de bir süreci açtı. Daha masaya oturmadan bazı kayıplar oldu ama genel olarak grev etkin oldu.