Bölgesel krize doğru
DIŞ HABERLER Lübnan'daki işbirlikçi hükümetin ortaklarından Saad Hariri, ülkede "mezhepler çatışması" yaşandığını iddia ederken, ABD Başkanı George W. Bush, "Washington'un Lübnan silahlı kuvvetlerine yardımcı olmayı sürdüreceğini" söyledi.
Hizbullah'ın Beyrut'un önemli bir kısmını kontrol altına almasına ve işbirlikçi hükümeti destekleyen partilerin silahlı gruplarını dağıtmasına seyirci kalmak zorunda kalan emperyalistler ve işbirlikçileri, Lübnan'da yaşananlar bölgesel bir savaşın parçası haline getirmeye çalışıyor.
ABD Başkanı George W. Bush, önceki gün, bölgeye gerçekleştireceği ziyaretin öncesinde yaptığı açıklamada İran ve Suriye'yi suçlayarak, "Uluslararası topluluğun, Lübnan'ın yeniden yabancıların egemenliğine geçmesine izin vermeyeceğini" söyledi.
Bush, yaptığı açıklamada, "Hizbullah ile yabancı destekçileri Tahran ve Şam yönetimlerinin, şiddet ve tehditle Lübnan'da hükümeti devirmek ve Lübnan halkını iradesinden uzaklaştırmak için yaptıkları son girişimleri kınıyorum" ifadesini kullandı.
Bush, açıklamasında, "Lübnan halkının güvenliğini sağlamak için ABD güçlerinin Lübnan silahlı kuvvetlerine yardımcı olmayı sürdüreceğini" belirtti.
Hariri: Sünni-Şii çatışması başlamıştır
Bush'un Lübnan Ordusu'na destek sözünün sonrasında Beyrut'ta bir açıklama yapan iktidar ortağı Gelecek Hareketi lideri Saad Hariri ise, yaşanan olayların bütün sorumlusunun Hizbullah olduğunu savunarak, "Hizbullah'ın silahlı ayaklanması, mezhepler arası çatışmanın kapısını açtı. Sünni-Şii çatışması başlamıştır" diye konuştu.
Partisinin silahlı militanlara sahip olduğunu inkar eden Hariri, "Bizim silahlı militanlarımız, burs verdiğimiz 40 bin öğrencidir. Biz savaş yapmayı bilmeyiz. Bizim kafamıza silah dayıyorlar ve sonra da görüşme yapmak istiyorlar. Eğer bizi öldürme tehditleriyle masaya oturtmak istiyorlarsa biz bu türlü diyaloğa karşıyız. Arap Bakanlar Komitesinin Lübnan'a gelmesini olumlu karşılıyoruz" diye konuştu.
Hariri, Lübnan'daki duruma Hizbullah'ın kendi kararıyla değil, Suriye ve İran'ın verdiği kararlarla gelindiğini iddia etti.
Suudi Arabistan'dan İran ve Suriye'ye suçlama
Hizbullah ve İran'ı ilişkilendiren bir başka açıklamaysa, ABD'nin müttefiki Suudi Arabistan'dan geldi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud el Faysal, düzenlediği basın toplantısında, "İran'ın Hizbullah'a destek vermesinin Arap ülkeleriyle ilişkilerine doğal olarak yansıması olur" diye konuştu. Faysal, Lübnan'da gelinen durumdan kaygı duyduklarını belirtti ve Hizbullah'ın girişimini "darbe" olarak niteledi. Suudi Bakan, İran ile Suriye'yi ima ederek bölge ülkelerinden, Lübnan'ın içişlerine karışmamalarını istedi.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, dün suçlamalara yanıt vererek, İran'ın Lübnan'ın içişlerine karışmayan tek ülke olduğunu savundu. Buna karşılık ABD'nin Lübnan'a müdahale etmekten vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Ahmedinejad, Lübnan'da dini savaş yaşanmasının da söz konusu olmadığını dile getirdi.
Ordu sükuneti korumaya çalışıyor
Emperyalist baskılara karşın, Lübnan'daki birleştirici unsur rolünü korumaya çalışan ve mezhep çatışmaları senaryosunun parçası olmaktan imtina eden Lübnan Ordusu, muhalefet ve iktidar güçleri arasında çatışmaların yaşandığı hassas bölgelere askeri birlik sevk etti.
Ordunun birlik sevk ettiği yerler arasında şiddetli çatışmaların çıktığı Trablus kenti de bulunuyor. Ordu, başkentin çeşitli mahalleleri ile başkente hakim dağlarda da asker bulunduruyor.
Ordudan önceki gün yapılan açıklamada, gerekirse güç kullanılarak ülkede düzenin sağlanacağı belirtilmişti. Buna karşın ordunun, başkent Beyrut'u havaalanına bağlayan yolu halen kapalı tutan Hizbullah militanlarıyla silahlı çatışmaya girmesi beklenmiyor.