Gamze Erbil - Kraliçe Abdullah Gül’e ne taktı?
“İngiltere, Türkiye'nin dış ticaretinin ilk sıralarında yer alırken, geçen yıl bu ülkeyle 8,6 milyar dolarlık ihracat, 5,5 milyar dolarlık ithalat yapıldı.”
İngiliz Kraliçesinin ziyareti, basitçe “ikili ilişkilerin geliştirilmesinden” mi ibaret?
İngiltere, Türkiye’yi AB’ye girmesi için destekleyen bir ülke ve bu çerçevede mi değerlendirilecek bu tarihi gezi?
Hayır.
Birincisi, ziyaretin “uluslararası sistem” içinde özel bir anlamı var.
İkincisi, ziyareti gerçekleştirenin kraliçe olmasının başka özel bir anlamı var.
***
Birincisini, köşeciler günlerdir yazıyor. ABD seçimleri belirleyici olacak… Ama enerji ve hegemonya kapışmaları da bunu belirliyor… Seçimlerdeki belirsizliğe paralel, belirsiz “eksenler” var… Doğu-Batı ekseni, somutu ABD-AB, Rusya-Çin-Hindistan… Düğüm İran olacak… Eh öyle olunca Ortadoğu’daki diğer dengeler de işin içinde… İsrail ABD seçimlerini etkiliyor… Belki de yeniden savaşa hazırlanıyor… Türkiye de “kilit” rol üstleniyor… Köprü, arabulucu, vs. olabilir… Herkes Türkiye için hesap yapıyor… Türkiye de hesabını yapıyor… Türkiye’deki aktörler de hesap yapıyor… Hatta AKP’nin kapatılması konusunda pazarlıklar tamamlandı… Kapatılmayacak, uzlaşma oldu… Yine de A, B, C, D senaryoları kenarda duruyor… vs. vs. vs.
Böyle bir tabloda, İngiltere’nin başbakanı değil de kraliçesi Türkiye’yi ziyaret ediyor. Başbakan kurtarmıyor tabii. Kimdi İngiltere’nin son başbakanı?…
***
İkinci başlığa gelince…
Kraliçe, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e “Knight Grand Cross of the Order of the Bath” olarak adlandırılan “çok özel” bir nişan takmış. Tabii, Gül de ona Devlet Nişanı takmış. Devlet Nişanı biraz “sıradan” kalıyor. Gerçi “devlet başkanlarına” takılıyor ama, çağımızda bu önemsiz. Zaten üyesi olmak için, demokratikleşelim diye çırpındığımız AB’de pek az devlet başkanı bulunuyor; bir sürü kral, kraliçe, vs. Hem laik, hem demokratik olarak devlet başkanı’nın muadili oluyorlar…
Bu sözkonusu “Knight Grand Cross of the Order of the Bath” ise biraz daha karmaşık. Mesyanik anlamları üzerinde yoğunlaşılabilir. Birileri de bunu “komplo teorisi” olarak niteleyebilir. Gerekli değil.
Komplolu veya komplosuz, “mesajı” üzerinde durmak lazım. Adete göre, kraliçenin bu nişanı “münasip” gördüğü kişiler, majestelerinin önünde eğiliyor ve bundan sonraki hizmetlerinin garantisi olarak bağlılıklarını bildiriyorlar. Kraliçe önünde diz çöken kişiye bu ritüelin ardından ilk emrini veriyor: “Ayağa kalk”. Artık bu ayağa kalkma durumu nasıl bir “ayağa kalkma” halidir tahmin etmek zor değil. Ayağa kalkılacak ve görevler yerine getirilecek.
Tabii kraliçe bu nişanı takarken Abdullah Gül önünde eğilmedi, yani ritüeli gerçekleştirmediler. Ama, mesaj alışverişi tamamlandı. Görevler sembolik olarak tebliğ edildi.
Ne diyordu Başbakan? “Ayaklar baş olursa…”
Peki başlar başkalarına ayak olunca???
Kıyametin yasalarını bilemiyoruz. Ama siyasetin ve emperyalizmin yasaları biliniyor. Bir kez birileri size “Knight Grand Cross of the Order of the Bath” takarsa…
Ne diyordu kraliçe?
“Dünyanın en sorunlu bölgelerinden bazılarında, barışın teşviki, siyasi istikrar ve ekonomik kalkınma için kilit bir rol oynamaktasınız. Ve, Afganistan'da ülkelerimiz, bu sıkıntılı ülkede yürütülen NATO görevinin ortaklarındandır.”
Fazlasına gerek yok, mesajdaki görev açık…
***
Ziyaret ve genel tablodan çıkarılacak sonuç belli. Bir belirsizlik dönemi var, herkes hesabını, pazarlığını yapacak. Ama galiba bu ülkenin “başlarına” bir süre daha birileri bir şeyler takacak…