Önemli olan ‘çok çocuk yapıp iyi yetiştirmek’miş


HABER MERKEZİ Grup toplantısında yaptığı konuşmada çok çocuğun "erdemlerinden" bahseden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kendisinin "4'te kaldığını" da sözlerine ekledi. İsteklerinin bilimsel temelleri olduğunu öne süren Erdoğan, yaşam koşullarını göz ardı ederek ne kadar bilimsel olabileceğini de göstermiş oldu. İleri görüşlülüğünü kanıtlama çabası içerisinde olan Erdoğan'ın sürekli çok çocuk yapmanın öneminden bahsederken iş gücünü göz önünde bulundurduğu fark ediliyor. Ancak bahsettiği iş gücünün günümüzde yedek iş gücü adı altında işsizler ordusunda tutulduğu ve bu yolla ucuz emek sömürüsünün aracı olduğu gerçeği ise samimiyetini ortaya seriyor.

Az veren candan çok veren maldan
Erdoğan çok çocuktan bahsederken genç nüfusun önemine sık sık dikkat çekiyor. Ülkede üretimin yerlerde süründüğü, sanayi ve tarımın giderek daraldığı ve bu veriler doğrultusunda kaynakların düzenli olarak azaltıldığı gerçeğini göz önünde bulundurursak nüfusun arttırılması açlar ordusuna yeni neferler katmak gibi görünüyor. Ver olan genç nüfusun önemli bir bölümünün işsiz olduğu ve bu haliyle de ucuz emek piyasasının önemli bileşenleri oldukları gerçeği ise nüfusun arttırılmasının ne kadar anlamlı olduğu sorusunu akla getiriyor.

İyi yetiştirmeli
Çok çocuk yapmanın öneminden bahseden Başbakan, çocukları yetiştirmenin önemine de değindi. Ancak bu değinme ile sorumluluğunu mu kabul etti yoksa yaptıkları için övgü mü toplamaya çalıştı pek anlaşılamadı. Gruptaki konuşmasında "'Efendim iyi yetiştireceksin'. İyi yetiştirme olayı bizim, siyasilerin, devleti yönetenlerin sorunu. Sen kalkar da bu ülkede okul yapmazsan, hastaneleri ve doktorları geliştiremezsen, artırmazsan, 'yeterli değil' dersen" şeklindeki sözlerini Tıp fakültelerinde 3,9 öğrenciye bir hoca düştüğü iddialarıyla bağladı.

Özellikle sosyal devlet kavramının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, eğitimin paralı hale getirilmekte olduğu günümüzde "çocukları iyi yetiştirme" derken samimi olunmadığı görülüyor. Beslenmeden eğitim ve sağlığa kadar pek çok alanda sadaka mantığı ile hareket etmenin yollarını arayıp toplumsal yapıyı buna göre düzenleme çabası içinde olan AKP'nin çocukları iyi yetiştirmek derken hangi çocukları ve ne için yetiştirmekten bahsettiği soruları akla geliyor. Bu yetiştirme sürecinde sermaye çevrelerinin ve tarikatların ihtiyaçlarının ne ölçüde belirleyici olduğu sorusu ise sorulması gereken bir başka soru olarak akıllarda yerini alıyor.

Bakanların çocukları
Başbakan kendisinin dörtte kaldığına hayıflanıp daha fazla çocuğunun olmasını istediğini söylerken ülke gerçekleri ile paralellik arz etmeyen olanaklarını dikkate alıyor olsa gerek. Bilindiği üzere kendisini seven dostları sayesinde çocuklarını yurt dışında okutma fırsatı bulan Erdoğan bu olanağa sahip olmayanlara kendisini örnek göstermeye çalışıyor.

Hatırlanacağı üzere Erdoğan bir dönem başbakanlık maaşının yetmediğinden ve ayrı ortaklıkları olmasa geçinemeyeceğinden bahsediyordu. Ülkemizin gençleri okuma fırsatı bulamazken ya da okusa da iş bulamazken kabinede yer alanların, genel olarak zenginlerin çocukları için böyle b,r orun söz konusu değil. Mısır tüccarlığı gemi işletmeciliği ya da büyük bir şirkete üst düzey yönetici olup kamu bankalarından sınırsız kredi kullanma imkânı gibi şansı olan kabinemizin "çocukları" kimlerin nasıl iyi yetişebileceği ile ilgili soru işaretlerini biraz gideriri nitelikte.