İşsizlikte kriz günlerine dönüş



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan son verilere göre, ülkedeki resmi işsizlik oranı Şubat 2008 döneminde 11.6’ya yükseldi. İşsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 55 bin kişi artarak 2 milyon 642 bine ulaştı.
İşsizlik oranı yeniden 2001 yılının kriz düzeyini yakaladı. Hatırlanacağı üzere Türkiye’de işsizlik oranı 2000 yılında yüzde 6.5’ti ve bu oran çok yıkıcı sonuçlar yaratan 2001 mali krizinin hemen sonrasında yüzde 10.3’e sıçradı. Sonrasında 11.5’leri görüp yüzde 10’ların altına düştü. 2008’le birlikte işsizlik oranı yeniden en üst düzeye ulaşmış durumda.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidarı altında geçen son altı yıl, esas olarak yabancı sermaye akışına, ucuz ithal girdiye ve ucuz emeğe dayanan hızlı bir büyüme dönemi oldu. Ne var ki, yaşanan bu hızlı büyümeye ve ihracatta görülen belirgin artışa karşın, işsizlikte ciddi bir azalma yaşanmadı. Ekonominin reel olarak yıllık ortalama yüzde 7.3 oranında büyüdüğü 2002-2006 döneminde, toplam istihdam ancak yıllık ortalama yüzde 0.7 oranında arttı. İthal girdi kullanımının giderek payını artırdığı ihracata dönük büyüme, düşük kur politikasının ithalatı teşvik etmesinin yanı sıra “verimlilik ve rekabet” söylemleri emek kullanımını caydırdı.
Şimdi, ekonomik büyümenin temposu yavaşlarken, işsizlik oranı hızla artmaya başladı. Diğer bir deyişle “istihdam yaratmayan büyüme” döneminin yerini şimdi, “artan işsizlik ve yavaş büyüme” dönemi alıyor. Bunu, son bir yılın işsizlik verilerine bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz. Haziran 2007’den itibaren oran istikrarlı bir şekilde artıyor. Haziran 2007’de 8.8 olan işsizlik oranı Şubat 2008’de 11.6’ya ulaştı. Bu tablo karşısında, “Ay ay değil, mevsimsel olarak bakmak lazım” diyenlere kulak versek de sonuç aynı. Her ay, bir önceki yılın aynı ayıyla kıyaslandığında da durum değişmiyor. Oranlar hep bir önceki yılın aynı döneminin üzerinde çıkıyor. Şubat ayında bir önceki yıla göre 0.2 puanlık artış görüldüğü gibi…
2008 global krizin etkileri hissedilmeye başladıkça işsizlikte artış yaşanması, bugün tarım dışında resmen yüzde 14, gerçekte yüzde 20 olan işsizliğin daha ileri boyutlara çıkıp hiperleşmesi çok mümkün.
Kentlerde katı işsizlik
Tarımdaki çözülme devam edecek. Tarım dışı sektörlerde yeni istihdam bir yana (İstihdam Paketi istihdam yaratmaktan çok uzak) mevcut istihdamda bile düşüşler gündeme gelebilecek. Şubat 2008’de, geçen yılın aynı dönemine göre kentsel yerlerde işsizlik oranı 0.4 puanlık artışla yüzde 13.4’e ulaştı. İşsizlik oranı kadınlarda yüzde 16-17 dolayında seyrediyor.
Kentlerde yaşayan gençler (15-24 yaş grubu) arasında işsizlik oranı çok yüksek düzeyde ve bu yaş grubu için şu anda durum, 2001 krizinde olduğundan daha kötü.
Her beş gençten biri işsiz
Açıklanan son rakamlara göre genç nüfusta işsizlik oranı 0.5 puan düşüşle yüzde 21.2’ye indi. Türkiye gerek Avrupa’ya gerekse de sanayileşmiş dünyanın geri kalanına kıyasla çok daha genç bir nüfusa sahip. Her yıl yaklaşık olarak 600 bin yeni işçi ülkenin işgücüne katılıyor. Bu yaş grubu için resmi işsizlik oranı artık yüzde 20’lerin altına düşmüyor. 2000 yılında bu oran yüzde 13.1’di. 2001 krizinin hemen sonrasında ise yüzde 19.2’ye sıçramıştı.
Şimdi verilere bakıldığında, 2007 sonunda 2 milyon 333 bin kişi olan işsiz sayısının, sadece iki ayda 309 bin kişi arttığı görülüyor. Patronlar bile bu soruna dikkat çeker oldular. Fakat patronlar, yükselmekte olan işsizlik oranlarını aynı zamanda hem kamu sektöründe hem de özel sektörde daha “esnek” çalışma koşulları talep etmek, kendi vergi yüklerinin hafifletilmesini istemek, sosyal hakların daha çok budanmasını hayata geçirmek için kullanıyorlar.
Gerçeği yansıtmayan resmi rakamların bile çok büyük oranlara ulaştığı ve daha da büyüme olasılığının olduğu bir ortamda, 2001 krizi sonrası büyük bedel ödeyen emekçilerin daha ağır bedel ödememek için kendi çözümlerini ortaya koyup mücadele etmeleri elzemdir!