Türkiye ‘cezaevi devleti’ oldu

31 Temmuz 2008

Türkiye’de cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 100 bine yaklaşırken, hak ihlalleri de her geçen gün artıyor. Ölümcül hastalıklara yakalanan 11 tutuklu ve hükümlü tahliye edilmiyor. 12 gazete ve 16 dergi cezaevlerine alınmıyor. Görüşe giden aileler ise onur kırıcı aramalardan geçiriliyor. Adalet Bakanlığı’na göre ise, sorun yok. İHD Genel Sekreteri Sevim Salihoğlu, ‘Sistem artık bir paranoyaya kapıldı’ dedi.

Türkiye yarı açık cezaevine dönüştü

Türkiye’de cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 100 bine yaklaşırken, hak ihlalleri de her geçen gün artıyor. İHD’ye yapılan başvurulara göre ölümcül hastalıklara yakalanan siyasi tutuklular tahliye edilmezken, 12 gazete, 16 dergi ve 12 kitap cezaevlerine alınmıyor. Görüşe giden aileler ise onur kırıcı aramalardan geçiriliyor. Adalet Bakanlığı ise, bunları sorun olarak görmüyor. En ufak bir hak arama nın ceza ile sonuçlandığını söyleyen İHD Genel Sekreteri Sevim Salihoğlu, ‘Sistem artık bir paranoyaya kapıldı. Herkes potansiyel muhalif’ dedi.

Türkiye’deki cezaevlerinde cumhuriyet tarihinin en büyük doluluk oranı yaşanıyor. Kapasitelerinin çok üstünde tutuklu ve hükümlünün bulunduğu cezaevlerinde, hak ihlalleri de her geçen gün artıyor. 2007 Şubat ayında Türkiye’deki cezaevlerinde toplam 77 bin 425 olan tutuklu sayısı, 2008 mayıs ayı itibariyle 95 bin 551′e çıktı. Temmuz 2008 verilerine göre ise tutuklu ve hükümlü sayısı cezaevi kapasitesinin üstüne çıkarak 97 bine ulaştı. Hükümet ise ‘çareyi’ yeni cezaevleri inşa etmekte buluyor. Ancak 12 Eylül askeri darbesinden sonraki dönemde bile tutuklu sayısı 79 bin iken, bu sayının 100 bine yaklaşması, sorunun ne derece büyük olduğunu gözler önüne seriyor. Cezaevi doluluk oranının artışına paralel olarak yaşanan hak ihlalleri de dikkatlerin cezaevlerine yönelmesine neden oluyor. ‘İnce arama’ adı altında kadınlar onurları zedelenecek şekilde aranırken, cezaevlerinde en ufak bir hak arama bile hücre cezası, görüşe çıkma yasağı gibi cezalarla karşılık buluyor. Ayrıca yetkililerin ‘Kürtçe konuşmak yasak değil’ söylemlerinin aksine, aileleriyle Kürtçe konuşan tutukluar cezalandırılıyor. Cezaevlerinde bir diğer hak ihlali de yayınlar konusunda yaşanıyor. 12 gazete, 16 dergi ve 12 kitap cezaevlerine alınmıyor.

Cezaevlerindeki doluluk oranına dikkat çeken İHD Genel Sekreteri Sevim Salihoğlu, ‘TCK değiştirildiğinde, insanların hak ve özgürlüklerini temel alan bir yasa hazırladıklarını belirttiler. Örneğin ’sağa baktın, sola baktın al sana ceza’ denilmeyecek dediler. Ama bu böyle olmadı. Bir basın açıklamasında pankartı tutan kişinin yanında duran ceza alabiliyor. Açıklamayı yapanın yanında duran da ceza alabiliyor. Konuştun sen ‘Sayın dedin’ deniliyor ve cezaevine alıyorlar. Buna binlerce örnek verebiliriz. Dolayısıyla cezaevleri doluluk oranının nedeni de anlaşılmış oluyor’ dedi. Devletin muhalif hiçbir düşünceyi kabul etmediğine dikkat çeken Salihoğlu, ‘Sistem artık bir paranoyaya kapıldı. Herkes potansiyel muhalif. Dolayısıyla TCK’nin düşünce özgürlüğünü sınırlayan 40 maddesine bakıldığında da cezaevlerindeki doluluk oranının ne kadar ‘doğal’ olduğunu da görmüş oluruz’ şeklinde konuştu. Salihoğlu, cezaevlerinin doluluk oranının bir diğer nedeninin de güvenlik güçlerinin aldıkları emir gereği ‘pervasızca’ davranışları olduğunu dikkat çekti. Bütün bir toplumun gözaltında tutulmasının hedeflendiğini söyleyen Salihoğlu, ‘Bize gelen başvurularda örneğin trafik polisleriyle yaşadıkları sıkıntılardan kaynaklı bile cezaevinde olan bireylere tanıklık ediyoruz bu dönemde. Bununla bütün bir toplumu pasifize etmeye çalışıyorlar. Toplumu izleyen bir sistem, elbette ki cezaevlerini de arttıracaktır’ diye konuştu.

DİHA