Denizin en mavisi: GİRESUN

06 Eylül 2008

Bu hafta Karadeniz’in incisi, Giresun’a gidiyoruz. Yeşil ve mavinin kucaklaştığı Giresun kirazın da anavatanı. Şimdilerde kiraz yerini fındığa bırakmış durumda; Giresun’da bütün yamaçlar, dağ taş fındık bahçeleriyle dolu. Fındık, kent ekonomisinin de temel direği; onbinlerce aile geçimini fındıktan sağlıyor. Turizmde yakın gelecekte önemli bir geçim kaynağı olacak gibi görülüyor.

Giresun’da birbirinden güzel vadiler, el değmemiş ormanlar, dağlar ve Bektaş, Tamdere, Kulakkaya, Kümbet gibi olağanüstü güzellikte yaylalar var. Son yıllarda yapılan tesislerle Bektaş ve Kümbet Yaylaları birer turizm merkezi durumuna geldi bile.

Hitit yazılı belgelerinde Giresun ve Trabzon yöresi Azzi ülkesi olarak adlandırılıyordu. MÖ 7. yüzyıl’da Sinoplu Yunan kolonicilerce Çıtlakkale çevresinde kurulan Kerasus ise varlığı bilinen en eski yerleşim. Antik dönem tarihçilerinden Ksenefon, Kerasus’un Sinop’un kolonisi olduğunu belirtir ve yörede Mossynoik adlı yerli bir halkın yaşadığını anlatır. Ancak bu halktan bir iz günümüze ulaşmamış. Keras, Yunanca’da boynuz anlamına geliyor, kentin bu adı boynuza benzeyen ilk kurulduğu tepeden aldığı sanılıyor. Bir başka görüşe göre ise Kerasus adı kiraz anlamına gelen kerasi sözcüğünden geliyor. Romalılar kenti MÖ 79 yılında ele geçirdiğinde General Lucullus ilk kez gördüğü kirazı Roma’ya göndermiş, bu meyveye de Latince cerasus adı verilmiş.

Pontos Kralı Pharnakes (MÖ 190-169), MÖ 183 yılında Kerasus’u ele geçirmiş, ancak kent savaşlar nedeniyle yıkılmış. Pharnakes, kenti 2.km doğuda ve şimdiki yerinde Pharnakia adıyla yeniden kurmuş. Daha sonra Roma ve Bizans egemenliğine giren kent, 1204″de Trabzon Rum İmparatorluğu’nun topraklarına katılmış. Bu yıllarda Giresun yöresine Türkmen Çepni boyları yerleşmiş, hatta Hacı Bektaş’ın ilk müritleri Çepniler olmuş. 1397″de Çepni Beyi Emir Süleyman’ın egemenliğine giren Giresun, 1461 yılında da Fatih Sultan Mehmet tarafından Trabzon’la birlikte Osmanlı topraklarına katılmış.

Vital Cuinet’e göre 1890’lı yılların başında Giresun Kazasında 51704 Türk, 11884 Rum ve 938 Ermeni olmak üzere toplam 64.526 kişi yaşıyormuş. Kent merkezinde ise 3588 Türk, 3906 Rum ve 946 Ermeni olmak üzere toplam 8440 kişi yaşamaktaymış; 11 cami, 9 Rum kilisesi ve 2 Ermeni kilisesi varmış. Bu dönemde kozmopolit bir kent olan Giresun’un belediye başkanlığını da uzun yıllar boyunca (1888-1904) Kaptan Yorgi Efendi adlı bir Rum yapmış, belediye meclisi üyeleri arasında da çok sayıda Rum ve Ermeni üye varmış. Ancak yüzyılın başında insanların ağzının tadı bozulmuş, barış içinde yaşayan komşular birbirine düşman olmuş. Aksu ve Batlama dereleri arasında denize doğru sokulan bir yarımadanın üstünde gelişen kentte bir çok tarihi yapı bulunuyor. Giresun’da Rumlarda kalma en önemli yapı şimdi Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan Hagios Nikolaos Kilisesi. Halk arasında Gogora kilisesi olarak adlandırılan yapı Hacı Hüseyin Mahallesi”nde, sahil yolunun kenarındadır. 19.yüzyıl’a tarihlenen müzede çevreden toplanan tarihi eserler sergileniyor.

Çınarlar Mahallesi”ndeki Çocuk Kütüphanesi de eski bir kilise. Fransız Kapusen rahipleri tarafından 1911″de inşa edilen ve mübadeleden sonra da faaliyetini sürdüren kiliseye 1963″te devlet el koymuş ve ibadete kapanmış. Giresun’daki İslami dönem yapıları arasında Hacı Hüseyin Camisi, Kale Camisi ve Hacı Miktad Camisi de görülmeye değer. Kalenin eteklerindeki Zeytinlik Mahallesi de 20.yüzyıl başındaki mimari dokusunu büyük ölçüde koruyor.

Doğu Karadeniz’de insanın yaşadığı tek ada olan Giresun Adası ise kıyıdan bir deniz mili açıkta bulunuyor. Bu adaya Gemiler Çekeği”nden kalkan motorlarla 20 dakikada ulaşılıyor. Bahar aylarında kuşların üreme dönemi olduğu için adaya girmek yasak, yaz aylarında motorlarla gelen ziyaretçiler adada piknik yapıp, yüzüyor. Burada adayı çepeçevre saran surlarla eski bir Bizans manastırının kalıntıları görülüyor. Bir gözetleme kulesinin de bulunduğu surların son olarak 13.yüzyıl’da Trabzon İmparatoru 2.Aleksios tarafından onarıldığı sanılıyor. Sinoplu Aziz Phokas’ın adına inşa edildiği bilinen manastırın kalıntıları, adanın ortasında kule gibi yükseliyor. Kalıntıların üzerinde de herhangi bir yazıt ya da süsleme görülmüyor.

Mitolojideki Argonot Efsanesi”nde Aretias Adası olarak anılan Giresun Adası”na Argonotların lideri Iason’un da uğradığı kabul edilir. Amazonlarca kutsal kabul edilen adada tüylerini ok gibi fırlatan ejderha yapılı kuşların saldırısına uğrayan Iason güçlükle kaçıp, canını kurtarabilmiş. Efsaneyi kaleme alan Apollonios, Argonotların adada savaş tanrısı Ares adına yapılmış bir tapınak gördüklerini de anlatır. Amazonlar burada dua ederek Ares’e at kurban edermiş. Ares tapınağından geriye bir iz kalmamış ancak Amazonların dua ettiği siyah kayayı Müslümanlar Hamza Taşı olarak adlandırıyor ve onlarda kutsal kabul ediyor.



AMAZONLARDAN BERİ SÜREN GELENEK

Giresun’da her yıl 20 Mayıs’ta “Mayıs Yedisi” (Rumi takvime göre 7 Mayıs günü) adı verilen ve üç gün süren şenlikler düzenleniyor. Samsun, Ordu ve Trabzon’un sahil kesiminde yaşayanların antik dönemlerden beri deniz kıyısında bu törenleri yaptığı bilinir, ancak özellikle Giresun’da kalabalık halk kitlelerinin katıldığı bir şenlik olarak kutlanıyor.

Efsaneye göre adada yaşayan Amazonlar, yalnızca bir kez çiftleşmek için erkeklerle bir araya gelir, doğan çocuklar erkek olursa öldürülür ya da babalarına gönderilirmiş. Mayıs’ın Yedisinin Amazonların Giresun Adası”nı terk edip, yöre erkekleriyle bir araya geldikleri gün olduğu kabul ediliyor. Günümüzde bu törenler kent merkezine 4 km uzaklıkta bulunan Aksu Deresi”nin denize döküldüğü yerde ve Giresun Adası’nda gerçekleştiriliyor. Törenlerde üç ana ritüel yerine getiriliyor: Soyun sürdürülmesi amacıyla üç kez ana rahmini simgeleyen sacayaktan geçilmesi, denize yedi çift bir tek taş atılarak dilek tutulması, adadaki Hamza Taşı”nın etrafında kayıkla üç tur atılması. Karadeniz’in diğer kentlerinde de denize inilmese bile 20 Mayıs günü gezip, eğleniliyor ve yedi ayrı su kaynağından alınan sularla yıkanılarak arınma ritüeli yerine getiriliyor.

Gemiler Çekeği ve Kumyalı mahalleleri arasında, kenti ikiye bölen yarımadanın üstündeki tepede Giresun Kalesi yer alıyor. En yüksek noktası 150 metreyi bulan kale kenti seyretmek için en uygun noktadır. İlk kez Pontos Kralı Pharnakes tarafından yaptırıldığı sanılan kale çeşitli dönemlerde onarılarak günümüze ulaşmıştır. Çay bahçeleri ve seyir teraslarının bulunduğu kalenin en yüksek noktasında Topal Osman Ağa’ın anıt mezarı yer alır.

 

***

nasıl gidilir?

Giresun; Trabzon’a 137 km, Samsun’a 208 km, İstanbul’a 957 km, Ankara’ya 628 km uzaklıktadır. Karayoluyla ya da uçakla Samsun veya Trabzon’a giderek Giresun’a ulaşmak olanaklıdır.

 

ERSOY SOYDAN

ersoy.soydan@gmail.com