Türkiye Sosyal Forumu kuruluşundan bu yana Avrupa Sosyal Forumu içinde gösterdiği performansıyla ASF2010’un İstanbul’da yapılmasına karar verilmesini sağladı. Bu süreçte TSF bileşenlerinin tamamı birlikte davrandı. Ayrıca da Avrupalı dostlarımızdan bazıları Avrupa Sosyal Forumu’nun, Avrupa Birliği ülkeleri dışında Türkiye’de yapılmasının ASF için bir şans olduğunu belirtti.
Avrupa’da on binlerce sistem karşıtı bu yıl Malmö’de buluşuyor. Sendikalardan, çevre örgütlerine, savaş karşıtı hareketlerden, muhalif kültürel organizasyonlara kadar pek çok kurum 17-21 Eylül arasında İsveç’te Avrupa Sosyal Forumu için bir araya geliyor. Türkiye’den katılan kurumların 40’a yakın seminer düzenleyeceği forumda bir de miting düzenlenecek. Türkiye Sosyal Forumu adına DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin de bir konuşma yapacağı miting sonrası bir de festival düzenleniyor. 2010’da İstanbul’da gerçekleşecek forum öncesi son durak olan Malmö’yle ve 2010 hazırlıkları ile ilgili Türkiye Sosyal Forumu sözcüsü Hüseyin Yeşil ile görüştük.
»Avrupa Sosyal Forumu bu yıl Malmö’de. Bu yıl nasıl bir sosyal forum bekliyorsunuz?
5. Avrupa Sosyal Forumu 17-21 Eylül’de İsveç Malmö’de yapılacak. İlki 2002″de Floransa’da, ikincisi 2003″te Paris’te, üçüncüsü 2004’te Londra’da yapılan Avrupa Sosyal Forumu”nun dördüncüsü 4-7 Mayıs 2006″da Atina’da yapıldı. 5. Avrupa Sosyal Forumu’nun nerede ve ne zaman yapılacağına geç karar verildi. Hazırlık süreci de kısaldı. Mart 2007’de Lizbon’da yapılan Avrupa Sosyal Forumu değerlendirme toplantısında aday ülkelerden Avusturya çekilince Forum’un İsveç-Danimarka sosyal forumlarınca yapılması kararlaştırıldı. Forum’un İskandinavya’da yapılıyor olması foruma ayrı bir renk ve nitelik verecektir. Konu başlıkları seçilirken, İskandinavya’dan katılımın yüksek olabilmesine göre önermeler yapıldı. Özellikle İsveç ve diğer İskandinav ülkelerinde elektrik, ulaşım, su, eğitim, sağlık gibi kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı verilen mücadelenin aktarılacağı seminerlerin Türkiye’den giden katılımcılar açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle bize örnek gösterilen İskandinav ülkelerindeki “sosyal devlet”in yani “refah devleti” rüyasının nasıl bitmekte olduğunun bizzat orada yaşayanlar tarafından aktarılacak olması beklentilerimiz açısından önemli olacaktır.
»Türkiye’den katılım nasıl? Geçmiş yıllarla karşılaştırırsanız katılım yüksek mi düşük mü?
Türkiye Sosyal Forumu bileşenlerinden yaklaşık 250 kişi katılacak. 2006″da Atina’daki 4. Avrupa Sosyal Forumu’na Yunanistan delegasyonundan sonra Türkiye delegasyonu 1000 kişiyle ikinci sırayı almıştı. O gün bu katılım Türkiye Sosyal Forumu’nun başarısı olarak değerlendirilmişti. Londra, Paris’te yapılan Avrupa Sosyal Forum’larına (o zaman TSF daha kurulmamıştı), 100-200 kişi arasında katılım sağlanmıştı.
Atina’daki Forum’a göre katılım düşük olacak. Bunun nedenleri arasında en önemlisi uzak olması ve uçak şartı. Bu da gidiş maliyetlerini artırdı. Malmö’nün konaklama açısından pahalı olması da bir başka neden. Atina’ya uçağın yanı sıra otobüsle de gidildiği için daha fazla insan götürebildik.
»Avrupa Sosyal Forumu hedeflediklerini başarabildi mi? Artıları ve eksileri neler?
ASF, bir konferans ya da hareket kongresi; ideolojik bir birliktelik değil. ASF, tıpkı Dünya Sosyal Forumu gibi, ortak ve topluma açık politik bir tartışma ve diyalog alanı. Avrupa’nın her bir köşesinden toplumsal hareketler, kendi isimleriyle olmasalar bile siyasi parti ve yapılar, değişik kültürler ve mücadele deneyimleri, bu ortak zeminde buluşuyor, kendilerini ifade ediyor ve buradan ortak mücadele takvimi belirleniyor.
ASF, farklı öznelere (kadınlar, gençler, işçiler, öğrenciler, göçmenler…) gerçek ve demokratik katılım hakkı tanımayı; özellikle toplumsal dışlanmanın öznelerinin ve değişik kültürlerin aktif katılımını sağlamayı hedefliyor. Bunun yanında Doğu Avrupalı hareketlerin sürece daha aktif katılımını sağlamak da hedefleri arasındadır. Atina’daki Forum’dan bu yana Avrupa Sosyal Forumu’nda iki önemli ağ kuruldu. Birisi “Kamu Hizmetlerinin Özelleştirilmesine Karşı Mücadele Ağı” diğeri “Emek ve Küreselleşme ağı.” Bu iki ağ formun dayanması gereken ağlar olarak önemseniyor ve önemsenmelidir.
ASF’yi çok abartmaz ya çok küçümsemezseniz hedeflediklerinin çoğunu mütevazi bir şekilde yerine getirdi kanısındayım. Yıllardır hazırlık toplantılarında ve forumlarda yüzlerce toplumsal hareketi bir araya getirmeyi başardı. Bazıları sıkılıp ayrılmış bunların yerine yenileri geldi ve bu süreç devam ediyor. Değişik ülkelerde yapılan forumlarda ve hazırlık toplantılarında katılan toplumsal hareketler ve parti adıyla olmasa bile farklı düzeylerde temsil edilen siyasi partiler, siyasi oluşumlar ve benzerlerinin ülkelerindeki mücadele deneyimlerini birbirlerine aktarmalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Zaaflarına gelince, yapısı gereği katılanların farklı yapılardan, yerlerden ve kültürlerden gelmeleri tartışmaların verimini düşürüyor bazen de katılanları sıkıyor. Doğu Avrupalı hareketleri sürece daha aktif olarak katmakta başarılı olduğu söylenemez. Bu biraz da Doğu Avrupalı hareketlerin yapısından kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
»ASF 2010″da İstanbul’da gerçekleşecek. Avrupalı örgütler İstanbul’a nasıl ikna oldu?
Türkiye Sosyal Forumu kuruluşundan bu yana Avrupa Sosyal Forumu içinde gösterdiği performansıyla ASF2010’un İstanbul’da yapılmasına karar verilmesini sağladı. Bu süreçte TSF bileşenlerinin tamamı birlikte davrandı. Ayrıca da Avrupalı dostlarımızdan bazıları Avrupa Sosyal Forumu’nun, Avrupa Birliği ülkeleri dışında Türkiye’de yapılmasının ASF için bir şans olduğunu belirtti. Avrupa Sosyal Forumu tarihinde ilk defa bir forum yapılmadan bir sonraki forumun nerde yapılacağına çok önceden karar verdi. Bu da forumun hazırlık süreci için pozitif bir karardır. Avrupalı örgütler, politik ortamın dezavantajına rağmen, geçmişte 3 ASF hazırlık toplantısını başarıyla yapmış, Atina’ya 1000 kişi götürmüş, hazırlık toplantıların tamamına yüksek katılım sağlamış, ASF’lerde yapılan seminerlerin dörtte birinde sunum yapmış Türkiye Sosyal Forum bileşenlerinin önerisine yani İstanbul’a ikna oldu.
»Bu konuda hazırlıklar başladı mı?
Evet, hazırlıklar başladı. Şu ana kadar içinde emek ve meslek örgütlerinin de olduğu yaklaşık 45 TSF bileşeninden oluşan bir ASF2010 Örgütlenme Komitesi oluşturuldu. Bu komite 15 gün arayla toplantılarını yaparak çalışmalarını sürdürüyor.
»Hangi örgütler sürece katılıyor? Bundan sonra da katılım olabilir mi? Kriterleriniz neler?
Yukarıda da belirttiğim gibi içinde emek ve meslek örgütlerinin (TMMOB, DİSK, KESK, TTB, İSMMO, DHB, İstanbul Eczacılar Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası) de olduğu TSF bileşenlerinden (çevre, kadın, gençlik, kültürel örgütler, demokratik kitle örgütleri vb) şimdilik yaklaşık 45 kurumdan oluşan bir örgütlenme komitesi oluşturuldu, çalışmalara başlandı. Bundan sonra aşağıda belirttiğim ASF 2010 Örgütlenme Komitesi ilkelerini benimseyen herkes bu komiteye katılabilir. Ayrıca Program, Genişleme ve Lojistik çalışma gruplarıyla da çalışmalar sürdürülecek. Genişleme ve Lojistik çalışma gurupları kuruldu. Ve çalışmaya başladı. Katılımdaki kriterimiz, katılımcıların ASF ilkelerini benimsemesidir.
»Tarih ve yer kesinleşti mi?
6. Avrupa Sosyal Forumu Eylül 2010″da İstanbul’da Bilgi Üniversitesi’nin Santral İstanbul kampüsünde yapılacak.
»Bir de geçtiğimiz yıllarda Türkiye Sosyal Forumu deneyimi yaşadık. Bu organizasyon başarılı mıydı sizce?
15 Haziran 2005 tarihinde içinde emek ve meslek örgütlerinin de olduğu 28 kurum tarafından kurulan ve daha sonraki katılımlarla bileşen sayısı 70 olan Türkiye Sosyal Forumu 1,5 yıllık bir çalışma sonucunda sonbahar 2006″da yapılan Birinci Türkiye Sosyal Forumu’nda 24 seminer ve 17 atölyede Kürt sorunu, Yerel Yönetimler ve Demokrasi, Enerji, Tarım ve Gıda, Kadın, F Tipi Cezaevleri ve Tecrit, Alternatif Küreselleşme Politikaları, Neoliberal Politikaların Sendikal Harekete Etkileri, Sanayileşme Politikaları, vb konularda sunumlar yapıldı. Ayrıca “Savaş Karşıtı Hareketin Geleceği” konusunda Tarık Ali’nin önemli bir sunumu oldu. Yine bazı seminerlere yurtdışından katılan konuklarımız oldu.
Türkiye Sosyal Forumu (TSF) sürecinin bir kazanımı da bu sürece katılan bileşenlerin 1,5 yıllık çalışma esnasında defalarca bir araya gelmeleri, tartışmaları, birbirlerini anlamaları ve birbirlerine katlanmaları konusunda gösterdikleri çabalar olduğuna inanıyorum. Son zamanlarda yapılan etkinliklerde herkesin sorun çıkarmadan bir arada olmasında yukarıda ifade etmeye çalıştığım sürecin etkili olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla Birinci Türkiye Sosyal Forumu süreci başarıyla gerçekleştirilmiştir diyebilirim.
»Türkiye Sosyal Forumu ne zaman yapılacak?
II. Türkiye Sosyal Forumu Kasım 2009’da yapılacak. Aslında 2008’de yapmamız gereken II. Türkiye Sosyal Forumu araya İsveç Malmö’de yapılacak 5. Avrupa Sosyal Forumu hazırlıkları ve Mart 2009’da yapılacak yerel seçimler girdiğinden dolayı bir yıl gecikmeyle yapacağız.
»Sosyal Forum organizasyonlarının yerel muhalefet dinamikleriyle yeterince buluşamadığı gibi eleştiriler söz konusu. Bu sorunu aşmak için neler yapıyorsunuz?
Bu eleştirilere kısmen katılırım. Bunu TSF üzerinden tartışırsak; bu sorunu aşmanın yolu TSF’nin bileşenlerinin Türkiye Sosyal Forumu’nu içselleştirmeleriyle mümkündür. Buna ilişkin olumlu örneklerimiz de var. Mesela Birinci Türkiye Sosyal Forumu hazırlık sürecinde Diyarbakır’da yaptığımız hazırlık toplantısında yerel muhalefet dinamikleriyle canlı bir tartışma süreci yaşadık. Yine II. TSF hazırlık sürecinde Adana’da yaptığımız toplantıda yerel muhalefet dinamikleriyle, özellikle bölgedeki göçmen işçi sorunları ve çevre sorunlarına ilişkin çok güzel sunumlar ve bilgilendirmeler yapıldı. Bunlar II. TSF’ye taşınacak. Ancak diğer illerde yaptığımız hazırlık toplantıları için aynı şeyleri söyleyemiyorum. Bunu aşmanın yolu yukarıda da belirttiğim gibi Sosyal Forum bileşenlerinin yerellerdeki birimlerinin çabaları, Sosyal Forumu benimsemeleri ve iyi bir hazırlık süreciyle mümkündür.
»Türkiye Sosyal Forumu Sözcüsü olarak Türkiye’deki muhalif kurum ve bireylere çağrınız nedir?
En başta da belirtmeye çalışmıştım, Türkiye’deki muhalif kurum ve bireyler Sosyal Forum süreçlerini abartmadan ve küçümsemeden ve herkes kendi faaliyetini sürdürürken diğer taraftan da bu sürece katkı verip çalışmalara katılırlarsa, birkaç ortak iş yapma olanağı doğabilir. Çünkü burası bir merkez değil. Kararlar mutabakatla alınıyor. Dolayısıyla herkesin benimsemediği bir iş için karar almak mümkün değil. Sosyal Forum süreci gönüllü bir politik tartışma sürecidir. Burada mütevazI bir çalışma yürütülüyor. Herkes farklılığıyla buradadır. Dolayısıyla bütün muhalif kurum ve bireyleri Sosyal Forum sürecine destek vermeye çağırıyorum.