Fidel Castro: Demokratik Sosyalizm

28 Eylül 2008

Havana, 27 Eylül (Prensa Latina) Küba Devrimi lideri Fidel Castro, emperyalizmin siyasi olarak Hugo Chavez’den kurtulmaya çalıştığını ya da fiziksel olarak, bunun Venezuela ve diğer Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin ekonomisi ve stabilitesi açısından bir felaket olacağı bedelini göz önüne almaksızın ölümünü istediğini söyledi.

“Demokratik Sosyalizm” başlıklı Cubadebate makalesinde Fidel Castro, Bush’un “demokratik kapitalizmine” tek bir alternatif olduğunun, bunun da Chavez’in demokratik sosyalizmi olduğunun altını çizdi. Devrim lideri “Kıtamızın kuzeyi ve güneyi arasında var olan, Bolivar ve Monroe’nin fikirleri arasındaki büyük çelişkiyi ifade etmek için

daha kesin bir yol olamaz” dedi.

Fidel, “Bolivar’ın büyük hedefi henüz modern iletişim medyasının bulunmadığı ve hatta daha Panama Kanalı’nın bile bulunmadığı bir zamana dayanıyor. ABD emperyalizmi de mevcut değildi. Yalnızca İngilizce konuşan, sonradan birleşerek 1776 yılında Fransa ve İspanya’nın desteği ile bağımsızlığını kazanan Onüç Koloni vardı” şeklinde konuştu.

Kübalı lider Bolivar’ın adeta yüzyıllar sonrasını görerek 1828’da şu açıklamayı yaptığını belirtti: “Amerika Birleşik Devletleri özgürlük adı altında Amerika’nın başına sefalet belasını açacağa benziyor.”

“Hugo Chavez Venezuelalı bir asker. Zihninde Bolivar’ın fikirleri yalnızca doğal olarak filizlendi.” Fidel Castro, “Onun düşüncesinin nasıl geliştiğini gözlemlemek yeterlidir, öncelikle gösterişten uzak kökenleri, okulu, askeri akademisi, tarih okumaları, ülkesinin gerçekleri ve Yanki’nin aşağılayıcı varlığı..” şekinde açıkladı.

Prensa Latina Fidel Castro’nun görüşlerinin tamamına aşağıda yer veriyor.

FİDEL YOLDAŞ’IN GÖRÜŞLERİ

DEMOKRATİK SOSYALİZM

Birbirini takip eden üç tane görüş kaleme almak istemedim ama bunu Pazartesiye bırakamam.

Bush’un “demokratik kapitalizmine” tek bir kesin yanıt mevcut: Chavez’in demokraitk sosyalizmi. Kıtamızın kuzeyi ve güneyi arasında var olan, Bolivar ve Monroe’nin fikirleri arasındaki büyük çelişkiyi ifade etmek için daha kesin bir yol olamaz.

Bolivar’ın büyük hedefi henüz modern iletişim medyasının bulunmadığı ve hatta daha Panama Kanalı’nın bile bulunmadığı bir zamana dayanıyor. ABD emperyalizmi de mevcut değildi. Yalnızca İngilizce konuşan, sonradan birleşerek 1776 yılında Fransa ve İspanya’nın desteği ile bağımsızlığını kazanan Onüç Koloni vardı.

Özgürlük savaşçısı, kendi yaşadığı dönemden yüzyıllar sonrasını görerek 1829 yılında “Amerika Birleşik Devletleri özgürlük adı altında Amerika’nın başına sefalet belasını açacağa benziyor” açıklamasında bulundu.

Hugo Chavez Venezuelalı bir asker. Zihninde Bolivar’ın fikirleri yalnızca doğal olarak filizlendi. Onun düşüncesinin nasıl geliştiğini gözlemlemek yeterlidir, öncelikle gösterişten uzak kökenleri, okulu, askeri akademisi, tarih okumaları, ülkesinin gerçekleri ve Yanki’nin aşağılayıcı varlığı..

Bir general değildi, emrinde silahlı bir ordu bulunmuyordu. Herhangi bir askeri darbe yapmadı, zaten yapamazdı da. Beklemek istemedi, zaten bekleyemezdi de. Kendi isyanını başlattı, tüm olaylar için tam sorumluluk üstlendi ve hapishaneyi bir okula dönüştürdü. Hükümette olmadığı sırada, halkın sempatisini ve hedefine yönelik desteğini kazandı. Bir burjuva anayasası altında yapılan seçimleri kazandı. Bu eziyet verici belge altında yeminini etti ve yeni bir anayasa için sözünü tuttu. Hem sağın hem de solun önyargılı fikirleri ile çarpıştı ve tüm Latin Amerika’yı etkisi altında tutan zorlu subjektif koşullarda Bolivarcı Devrimi başlattı.

Ülkesinin başkanlığını üstlenmesinden sonraki on yılda hem ülke içinde hem de ülke dışında yeni fikirler üretmeyi bırakmadı.

Dürüst olan herkesin Venezuela’da gerçek bir devrim sürecinden geçildiğini ve emperyalizme karşı müstesna bir mücadele verildiğini kabul etmesi gerekir.

Chavez’in bir dakika bile dinlenmediğini kabul etmek gerekir. Venezuela’da mücadelesini sürdürürken aynı zamanda Latin Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine sistematik olarak ziyaretler de gerçekleştiriyor.

Ulusal ve uluslar arası basınla dakika dakika iletişim içinde bulunuyor. Herhangi bir konuyu hedef seçmekten asla korkmuyor, dünyanın en önemli liderleri tarafından saygı ile dinleniyor. Ülkesinin sahip olduğu gerçek gücü -dünyanın en önemli petrol rezervi ve bol miktarda doğal gaz- doğru ve etkili olarak kullanıyor ve emsali görülememiş ulusal ve uluslar arası programlar tasarlıyor.

Hidrokarbon arama ve çıkarma üzerine Rusyalı Gazprom ve Venezuelalı PDVSA arasında imzalanan ortaklık anlaşması ile bu alanda dünyada eşi olmayan bir konsorsiyumu başlattı. Çin ve Rusya’nın yanısıra önemli miktarda kaynağa sahip olan bazı Avrupa, Latin Amerika ve Afrika ülkeleri ile olan ekonomik işbirliği, çok kutuplu bir dünyayı inşa edecek olan özgürleştirici güçleri ortaya çıkardı. Enerji tedariği ya da ticari değişim programlarından ABD’yi eksik bırakmadı. Bu, objektif ve dengeli bir algılamadır.

Önemli üretken faktörleri es geçmeden ülkesi için bir sosyalist devrim üzerine düşünüyor. Doğa tarafından böylesi bir darbe yedikten ve çürümüş imparatorluğun tahriplerinden sonraki bu tarihi dönemde ülkemiz, Chavez’in dayanışmasına güvenebildiği için ayrıcalık sahibidir.

Biz hiçbir zaman böylesine enternasyonalist ve kardeşçe bir cümle duymamıştık: “Venezuela ülkesi aynı zamanda sizin de ülkenizdir!”

Emperyalizm siyasi olarak Hugo Chavez’den kurtulmaya çalışıyor ya da fiziksel olarak, bunun Venezuela ve diğer Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin ekonomisi ve stabilitesi açısından bir felaket olacağı bedelini göz önüne almaksızın ölümünü istiyor.

Benim onun hakkındaki çekincelerin tek bir noktada odaklanıyor: geldiğimiz bu noktada en önemli şey Venezuela’yı ABD hükümetinin saldırısından korumak.

Son yaptığı ziyarette bize sağladığı ve sağlamak istediği desteğin büyüklüğünden bahsettik ve bizim ona verdiğimiz tavsiye, sahip olunan kaynakların emperyalizmin bunca yıldır yarattığı şartlı refleksler ve medya tarafından yapılan saldırılara karşı verilen iç mücadeleye harcanması gerektiği yönünde idi.

Şu andan başlayarak 23 Kasım’a kadar olacak mücadele çok zorlu ve biz onun Bolivarcı Devrime zarar vermek pahasına Küba’ya yardım etmesini istemiyoruz. .

Gönüllü Sosyalist Çalışma Tugayları’nın üyesi olan ve Pinar del Rio’daki evleri inşa etmek üzere gönderilen 92 Venezuelalı inşaat işçisi bizim sembolümüz.

Bizler çok önemli zamanlardan geçiyoruz. İki gün içinde yeni anayasanın oylanacağı Ekvator’daki referandum oldukça anlamlı olacak.

Chavez pazartesi günü Brezilya’da başkan Lula ile görüşecek. Bu akşam televizyonda Obama ve McCain arasında bir tartışma olacak. Bütün bunlar çok önemli haberler.

Bu nedenle bu satırları yazmayı pazartesi gününe bırakmak istemedim. Cumartesi günü Chavez ülkesine geri dönmüş olacak ve pazar günü halkı ile görüşecek. O mücadelesinde daima görüşlerini açıklarken alıntılar yapıyor.

Fidel Castro Ruz

26 Eylül, 2008

5:56pm