Chavez: Fidel İke Kasırgasından daha güçlü!

29 Eylül 2008

Hazırlayan: Jorge Petinaud

Moskova, 28 Eylül (Prensa Latina) Venezuela devlet başkanı Hugo Chavez en üst düzey Rus liderlerle toplantılar yapıp, dünyadaki gelişmelerle ilgili önemli anlaşmalar imzaladı.

Chavez, Başbakan Vladimir Putin ile görüşmelerinin akabinde, başkentin 910 mil güneyindeki Örenburg şehrinde Rus mevkidaşı başkan Dimitri Medvedev ile görüşmek üzere Moskova’dan ayrılmadan önce Prensa Latina’ya bir röportaj verdi.

Vnukoyo 3 havalimanı girişinde basın mensupları arasında Kübalı bir gazeteci olduğunu öğrenince Venezuela devlet başkanı insiyatifi eline alıp Küba’dan daha yeni mutlu bir şekilde geldiğini ve Fidel’in İke kasırgasından daha güçlü ve daha coşkun olduğunu gördüğü için mutlu olduğunu, Fidel ile görüşmelerinde bu gücünden çok etkilendiğini belirtti.

50 metre uzaktan yürüyordum ve birden birden uzaktan bir çağrı duydum: Chavez! ve ardından o tarafa döndüm. Daha yüksek sesle bana “Kazanacağız” diye bağırdı. Gerçekten de böyle oldu, abartmıyorum. Havana, Fidel Kasırgası ile çınladı. Ve dediği oluyor gerçekten kazanıyoruz.

Fidel iyimserliktir. İke kasırgası Küba’yı vurdu ve önemli bir bölümünde büyük hasarlara neden oldu, tarımsal alanlara zarar verdi, altyapıya zarar verdi. Bütün bunlar olduktan ve bu trajediden sonra Fidel, “Devrimimiz olduğu için şanslıyız” dedi.

Rusya’daki bu ziyaretim sırasında ben de Putin ile 8 yıl önce tanıştığım için, Putin ve Medvedev iktidarda olduğu için ve Rusya zamanında ayağa kalktığı için şanslıyız dedim.

Eğer Rusya zamanında ayağa kalkmayı başaramasaydı ne olurdu? Eğer Venezuela emperyalizmin neo-liberal saldırısı karşısında ayakta kalmayı başaramasaydı ne olurdu. İşte o zaman biz de başka bir kasırga tarafından dağılıp giderdik.

Ama biz ayaktayız öyle tek ayak üstünde yarım yamalak değil, Başbakan Putin ile yaptığımız keyifli toplantı sonrasında imzaladığımız anlaşmalar ile emin adımlarla ilerliyoruz.

PL: Bu son toplantı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Yaklaşık 3 saat boyunca Rusya devlet başkan yardımcısı İgor Seçhin ve 2 ülkeden bakanlarla beraber muhteşem bir görüşme yaptık. Bütün toplantılarımız oldukça faydalı ve keyifliydi ama Putin ile yaptığım bu son görüşme uzun zamandır Putin gibi bir başbakan veya yakın bir dostla yapmadığım kadar iyiydi, en iyisiydi.

Her geçen gün daha yakın dost oluyoruz ve çözüme ulaşma konusunda daha çok benzeşiyoruz. Başkan Dimitri Medvedev ile beraber Rusya ve Venezuela halkları için ülkelerin kapsamlı ortaklığı ve barış-özgürlük konularında ciddi adımlar atıyoruz.

PL: Rusyaya bu 6. gezinizin sonuçları ne olacak?

Görüşmeler üst düzeyde kaliteliydi. Şimdi buradan Örenburg’a uçak ile gideceğiz. Buradan uçak ile 2 saat uzaklıkta ama aynı zamanda Moskova’dan 2 saat ileride. Orada bir dizi anlaşma imzalayacağız. Geri kalan anlaşmalar, başkan yardımcısı İgor Seçhin ile Venezuela devlet başkan yardımcısı Ramon Carrizales’in Karakas’ta üst düzey hükümetler arası komisyon toplantısını yapacağı Ekim ayının sonunda imzalanacak.

Devasa bir enerji konsorsiyumu kuracağız. Bu, dünyanın en büyük petrol şirketi olan Gazprom ile yine bir dev olan Venezuela Petrolleri’nin (PDVSA) ortaklığı ile olacak.

Bir dev doğuyor: Gazprom-PDVSA; enerji-petrol-gaz ve bir dizi başka konuda yatırım-araştırma-çıkartma-işleme ve ticari süreçleri kapsayan bir ortaklık kuruyoruz.

Bunun dışında mutlulukla söylüyorum ki Rusya hükümeti teknoloji transferi ve sanayileşme konusunda Venezuela’yı desteklemeye devam edecek. Yaklaşık 100 konu hakkında görüşmeler yaptık ama ben şu ana kadar sadece 2 tanesinden bahsettim.

PL: Venezuela ile Rusya’nın bu ortaklığı çok kutuplu dünyanın oluşması anlamında önemli bir katkı yapabilir. Siz ne dersiniz?

Uzun zamandır çok kutuplu dünya için uğraşıyoruz. Ama artık diyebiliriz ki bu doğdu ve gelişiyor. Kapitalizmin tek kutuplu dünyadaki hükümdarlığı, Washington konsensüsünün hükümdarlığı, bunların hepsi batıyor. Bu rahatlık artık bitti ve tarihe karıştı.

Ne yazık ki, bu bitiyor olmasına rağmen piyasanın mutlaklığına inananlar için geride önemli sonuçları kalıntılar bırakacak.

Çin de Rusya gibi ayakta kalabilen büyük bir güç. Bütün bunların neticesinde çok kutuplu dünya ufukta gözükmekte. Toplantımızda Vladimir’e söylediğim gibi: Önümüzde yeni olasılıklar açılmakta.

Bu ufuk, jeo-politik bir perspektiften görünmekte, yeni dünya jeo-politiği artık yola koyuldu. Sanki Venezueladaymış gibi hızlı bir şekilde. Bizim ülkemizde acele etmeliyiz anlamında bir deyiş vardır. “Kızağa oturtmak” ve biz süreci kızağa oturttuk. İki ay önce Rusya’daydım ve şimdi yine buradayım.

Bir hafta önce Igor Seçhin Karakas’taydı ve bir ay sonra hükümetler arası komisyon toplantıları için Igor Seçhin yine Karakas’a gelecek. Biz hızlıyız gençlerimizin dediği gibi sosyalizmin kızağına oturduk.

Sosyalist gençlik bir slogan yarattı: “Sosyalizmin pabuçlarını giyin”. Şu anda Rusya’dan şunu söylüyoruz: “Yeni dünya jeo-politiğinin pabuçlarını giyelim”. Tıpkı Simon Bolivar ve Jose Marti’nin söylediği gibi dengeli bir dünya.

PL: Sosyalizm pabuçlarının Latin Amerika’da ne kadar daha etkili olacağını düşünüyorsunuz?

Ooo, daha yeni başlıyoruz, sonra sosyalizmin deparına sıra gelecek. Bizimkisi Jose Carlos Mariategui’nin dediği gibi Yerli-Amerikan sosyalizmi.

Bolivya’da Evo Morales hükümeti yerli halkın desteği ile sosyalizmi inşa etmeye çalışıyor, Paraguay’da katolik bir rahip olan Fernando Lugo, yoksullar için İsa’nın gerçek doktrinini, Özgürleştirme Teolojisini hayata geçiriyor.

Yurttaşları ve Alfaro’nun devrimi ile Ekvator var, sonra Venezuela’da Bolivarcı proje sürüyor, Küba sosyalizmi, Daniel Ortega ve Sandinist Hareketi… Yeni bir çağa giriyoruz. Latin Amerika’da gerçek bir devrim oluyor. Ama ideolojilerin ötesinde, artık konu kapitalist ve sosyalist blokların varlığı değil. Yeni bir jeo-politika söz konusu, 20. yüzyılın iki kutubundan daha zengin ve daha çeşitli bir politika. Şimdi söz konusu olan daha çeşitli ve daha değişken.

PL: Sayın Başkan, Amerika’da neler olduğunu açıklamak için bir gelişim kuramının önemi üzerinde duruyorsunuz.

Fidel. Yine Fidel. Şu anda gezegeni etkisi altına almış olan felaket henüz yeni ortaya çıkarken Fidel, bundan bir kaç ay önce gıda, enerji, ekoloji ve finans krizi olduğundan bahsediyordu.

Ama en fenası, Fidel’in dediği kadarıyla fikirler krizi. Uzun süre Küba’da, Venezuela’da yeni Amerika’yı şekillendirmek için fikirler mücadelesine giriştik.

Tıpkı, Marti’nin bize kendi köklerimizle öğrettiği gibi. Kendi köklerimize dönelim. İdeolojimiz evrene açık olmalıdır, tıpkı bir ağaç gibi dalları ve yaprakları; bizimki gibi kökleri ve gövdesi olmalıdır.

İşte bu şekilde biz de yıllardır mütevazı bir ideolojik katkı koymaya çalışıyoruz: Bolivarcılık! 4 Şubat 1992’deki askeri isyandan beri.

Hapishanedeyken okuduğum bir başyapıtın Küba’lı büyük aydın yazarı Roberto Fernandez Retamar’ın yazdığı gibi diğer önemli katkılarının yanısıra Bolivar ve Marti kıtanın ilk anti emperyalist düşünürleri idi.

Köklerimizi tarihsel çelişkilerimizle en iyi şekilde açıkladılar.

Retamar 1980 ve 1990’larda, gelecek yıllarda Latin Amerika’daki temel ideolojinin Bolivarcılık olacağını söylüyordu.

Biz, ALBA’yı (Amerika Halkları için Bolivarcı Alternatif) geliştiriyoruz. Bolivar’ın ortaya attığı kavram, Neruda’nın dediği gibi “Bu sessiz enlemde herşeyin kendi adı var”

Artık sessiz değil, Latin Amerika adeta kaynıyor.

Bu kıtaya, Fidel’e, Raul’e ve Küba halkına Prensa Latina aracılığıyla Rusya’dan selamlarımı gönderiyorum.