Baştakilerin İşi Halkı Azarlamak Değil, Dinlemek

03 Ekim 2008

“Ananı da al git… Pis yalancı…”

Size bu sözler tanıdık geliyor mu ? Ben hemen hatırlatayım.
Biri Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın diğer ise eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın
vatandaşlarına söylemiş olduğu çok kötü sözler. O insanları yönetmek için
değil de hakaret etmek için bulunuyorlar sanki makamlarında . Görevleri halka
hizmet etmek, yaptıkları sorunları olan halkı azarlamak ve onurlarını
kırmak. Görevleri bu değil, olmamalı…

Bizim geçen seneki okulda bir müdür yardımcısı vardı. Gelin sorunlarınızı
bana anlatın, bir arkadaşınız size haksızlık yaptığında gelin bana söyleyin,
diyordu. Bazen çıkar söylerdik. Ya da başka arkadaşlar söylerdi kendi dertlerini. Hep aynı cevap: “Buna sorun mu diyorsun. Gözüm görmesin seni, yürü dersinin
başına…”

Bazen derse giren ama ders anlatmayan hocalar oluyordu konu. Bu onun
ilgilenmesi gereken bir konuydu ama ilgilenmezdi…

Şimdi bir de Erdoğan ve Arınç’a bakalım. Haksızlığı yapan
kendileri. Başta olan kendileri. Halkın sorunlarına
çözüm bulma görevi kendilerinde ama bizim öğretmenden farksız, daha acı bir biçimde azarlama yetkisini de
kendilerinde buluyorlar.

Şimdi düşünün bir organizasyon görevlisisiniz ve bir
yanlışlık oldu, kendinizden bir üst makama haber vermez misiniz? Verirsiniz.
Halk da bunu yapıyor ama azarlanıyor. Hakları azarlanmak değil; dinlenmek. Ama
yapan kim?

Atatürk’ün bir fotoğrafı vardır. Bir köylüyü dinliyordur.
Bakışları ne kadar şefkatlidir. Bir de şimdi başımızdakilere bakın . Ne kadar kötü
bir biçimde konuşuyorlar. Onları oraya azarladıkları insanların oyları getirmedi
mi? Kendi başlarına mı çıktılar bulundukları yere? Halk olmadan ne başkan
olurlardı ne de bunca refah içinde yüzerlerdi. Onları seçen halka yaptıkları
doğru mu?

Aslında bakın yaptıkları hangi şey doğru? Bir de üstüne tuz biber ekerek
bunları yapıyorlar. Aklım almıyor. Erdoğan bu sözü geçtiğimiz seçimlerden önce
söyledi. Bence bu söz sadece o
çiftçiye değil; tüm çiftçilere gitti. Ama hiçbiri umursamadı sanırım.

Ya da
hiçbiri üzerine alınmadı. Ama amaç “yaşamak bir
ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” değil miydi? Kardeşimize
söylenen söz nasıl oluyor da bizi alakadar etmiyor, anlamıyorum?  En
kısa zamanda bu sözler bizi de
etkilemeli. Canımızı acıtmalı. Belki o zaman birileri hatalarını anlar…(DT/EÜ)

* Deniz Türkeş, 15 yaşında.