Havana, 1 Ekim (Prensa Latina) Küba Devrimi lideri Fidel Castro ‘Kangamba’ filminin bugüne kadar gördüğü en ciddi ve dramatik filmlerden biri olduğunu belirtti.
Çarşamba günü Cubadebate internet sitesinde ‘Kangamba’ başlığı altığında yayınlanan yazıda Fidel Castro “[Filmi] küçük bir televizyon ekranından izlenimim, ama belki de film hakkındaki kanaatim, hatıralarım tarafından etkilendi. Yüzbinlerce Küba vatandaşı, bu filmi sinemaların büyük ekranından izleme ayrıcalığına sahip olacaklar,” dedi.
“Kübalı aktörlerin performansı mükemmeldi. Bir an bu yapımın onlarca Angolalının işbirliğini gerektirdiğini düşündüm. İnsani bir bakış açısından, emperyalistlerin Afrika kültür ve alışkanlıklarına yaklaşımlarındaki aşağılayıcı ve ırkçı tavrını yerin dibine batıran sahneler var.”
“Roketler tarafından vurulduktan sonra ateşler içinde kalan evlerin görüntüleri gerçekten unutulmaz. Bu roketlerse Güney Afrikalı yöneticiler tarafından Afrikalı bir etnik gruba, Angolalı kardeşleriyle savaşmaları için bizzat verilmişti.”
Fidel Castro “Angolalılarla birlikte savaşan Kübalıların başarısı gerçekten heyecan vericiydi. Kahramanca karşı koyuşumuz onları ölümden kurtardı” diye devam etti.
“Savaşın sonunda Kübalılar, Angolalı kardeşleriyle birlikte, Amerika tarafından korkunç aparteid rejimine temin edilen nükleer silahlarla vurulmayı göze aldılar”.
“Şu anda sinemalarda oynayan Kangamba’ya ek olarak bu süreci anlatan bir üçüncü film çekmek aslında çok yerinde olurdu,” diye yazdı.
Presenta Latina, Fidel Castro’nun film hakkındaki bütüm görüşlerini aşağıda yayınlıyor.
FIDEL’IN GORUSLERI
Kangamba, bugüne kadar gördüğüm en ciddi ve dramatik filmerden biri. Filmi küçük bir televizyon ekranından izledim, ama belki de film hakkındaki kanaatim, hatıralarım tarafından etkilendi. Yüzbinlerce Küba vatandaşı, bu filmi sinemaların büyük ekranından izleme ayrıcalığına sahip olacaklar.
Kübalı aktörlerin performansı mükemmeldi. Bir an bu yapımın onlarca Angolalının işbirliğini gerektirdiğini düşündüm. İnsani bir bakış açısından, emperyalistlerin Afrika kültür ve alışkanlıklarına yaklaşımlarındaki aşağılayıcı ve ırkçı tavrını yerin dibine batıran sahneler var.
Roketler tarafından vurulduktan sonra ateşler içinde kalan evlerin görüntüleri gerçekten unutulmaz. Bu roketlerse Güney Afrika’daki Aparteid rejiminin (ırk ayrımcı rejimin) yöneticileri tarafından Afrikalı bir etnik gruba, Angolalı kardeşleriyle savaşmaları için bizzat verilmişti.
Angolalılarla birlikte savaşan Kübalıların başarısı gerçekten heyecan vericiydi. Kahramanca karşı koyuşumuz onları ölümden kurtardı.
Ölenler boşuna ölmedi. Güney Angola’nın bağımsızlığına engel olmak isteyen Güney Afrika ordusu, Küba’nın 1976 yılında 42 bine yakın asker göndermesinin ardından yenildi. Irkçı rejimin orduları, işgale başladıkları noktaya geri çekilmeye zorlandılar, yani sömürge durumundaki Nambiya’ya.
Ancak savaş bittikten kısa bir süre sonra Kübalı savaşçılar, Sovyetler Birliği’nin baskısı karşısında bölgeden çekilmeye başladılar. Bunun sonucunda Güney Africa Angola’ya karşı eski tutumunu sergilemeye bıraktığı yerden devam etti.
Kangamba’dan 4 sene sonra gerçekleşen Cuito Cuanavale’de yaşanan dramatik olaylar, Sovyetler Birliği’nin Angola silahlı kuvvetlerini yanlış yönlendirmesi sonucuydu. Bizler her zaman ırkçı rejimin Angola’ya müdahale etmesinin karşısındaydık. Aynı şekilde, 1976 savaşının sonunda, Nambiya’nin bağımsızlığını kazanmasını talep ettik.
Bizler, UNITA çetelerine karşı savaşan Angolalı savaşcıları eğitirken, Sovyetler Birliği de silah temin etti. Ülkenin doğu sınırının merkezi yakınlarında yer alan Cuanza’da savaşan 32. taburun durumu buydu.
Bizler, hemen hemen her yıl karşıdevrimci UNITA’nın gerçek ve ikiyüzlü lideri Jonas Savambi’nin karargahına düzenlenen saldırıların parçası olmayı reddettik. Burası, Sovyet silah, tank ve taşıma araçlarının kullanıldığı başkentten 625 mili aşkın uzaklıkta olan Angola’nin güney doğusundaki kırsal bir alandı, ve burda Güney Afrika ordusuna ait birlikler, hava kuvvetleri ve uzun menzilli toplar tarafından kuşatılan Angolalı askerler ve subaylar, yapılan saldırılara yepyeni Sovyet silahlarıyla karşı koyamadan öldürüldüler.
Büyük kayıplardan sonra, Angola taburları eski bir NATO merkezi olan Cuito Cuanavale’ye 12.5 mil uzaklıktaki bir bölgeye çekildiler. Bizim Angola’daki tanklı taburlarımız da buraya gitme emri aldılar ve bu noktada, Güney Afrika güçlerinin Angola işgaline son vermeye kendi başımıza karar verdik. Yeni silahlarla desteklenmiş askerlerimizi Küba’dan Angola’ya gönderdik, askerlerimizin görevlerini tamamlamaları için gerekli olan herşeyi temin ettik. O evrede Angola’da bulunan Kübalı savaşçıların sayısı 55 binden fazlaydı.
1987 Ekimi’nde başlayan Cuito Cuanavale savaşına Angola-Namibya sınırlarına doğru ilerleyen birlikler de katıldı. Burada savaşın en önemli üçüncü adımı vuku bulacaktı.
Küba ve Angola’nın sergiledikleri kahramanlık, Güney Afrika Aparteid rejiminin yenilgisiyle sonuçlandı.
Savaşın sonunda Küba Savaşçıları Angolalı kardeşleriyle birlikte, Amerikanın ırkçı rejime temin ettiği nükleer silahlar tarafınan vurulmayı göze aldılar.
Şu anda sinemalarda oynayan Kangamba’ya ek olarak bu süreci anlatan bir üçüncü film çekmek aslında çok yerinde olurdu.
Bu arada, imparatorluk ekonomik kırzlerle sıkışmış ve tamamen gözden düşen Bush’ta saçma sapan açıklamalar yapmaktadır… Bu günlerde en çok tartışılan konu bu…
Fidel Castro Ruz
30 Eylül 2008