Stratejist Erhan Göksel, son günlerde verdiği röportajlarda, "cesur" ve tutarsız çıkışlarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Şemdinli saldırısına ilişkin konuşan Göksel, Yaşar Büyükanıt'ı "teslimiyetçilik"le suçlayarak, Divan-ı Harp'te yargılanması gerektiğini söyledi.
soL (HABER MERKEZİ) Verso Araştırma Şirketi sahibi ve stratejist Erhan Göksel, "turktime" haber sitesine verdiği ve bugünkü Vatan gazetesinde de yer alan röportajda, Şemdinli saldırısına ilişkin görüşlerini dile getirerek, yine "ezber bozan" ama tutarsız analizleriyle dikkat çekti. "Büyükanıt Divan-ı Harp’te yargılanmalı" başlığı ile yayınlanan röportajda değinilen konular ağırlıklı olarak, önümüzdeki dönemde ülke gündemini belirlemeye aday görünen Kürt sorununa dair. Erhan Göksel, geçen hafta Milli Gazete’ye verdiği röportajda da, dünyadaki ekonomik krizin, Türkiye’de yeni bir etnik savaşı başlatacağını öne sürmüştü. "Asıl bölücüler…" Kürt ve Türk halkları arasındaki ayrımın aslında yeni yeni gelişmeye başladığını söyleyen Göksel, Kürt vatandaşların Karadeniz bölgesine fındık işçiliği için gelip türlü ayrımcı uygulamalara maruz kalmasını örnek verdi. Kürt sorununun sadece, devletin Güneydoğu bölgesine yatırım yapmaması ile ilişkilendirilemeyeceği, bu söylemin bir çeşit devlet propagandası olduğu, asıl bölücülüğün Türkiye’de Kürtlere karnını doyurmak için seyahat etmenin bile yasaklanmaya çalışılması olduğunu savundu. "Kürtler Türkiye’den kopuyor" "Kerkük sorunu PKK’dan daha önemlidir. Zira, Kerkük Kuzey Irak Kürt Yönetimi’ne bağlanırsa, akabinde önce Kürt Devleti kurulur. Ardından da Türkiye-İran ve Suriye’den de toprak alarak bir büyük Kürdistan kurulur endişesindeyim. Bu durum sadece Türkler için değil, bu coğrafyada yaşayan tüm Kürtler için de çok kötü sonuçlar doğurur" diyen Göksel, ayrı bir Kürt devletinin, Türkiye’de yaşayan iki halk açısından da "felaket" olacağını söyledi. Bu iki halkın kardeşliğini hiçbir şeyin bozamadığını, yakın zamana kadar ortadaki sorunların ayrılmayı veya savaşmayı gerektirecek şeyler olmadığını, ama artık Kürtlerin Türkiye’den koptuğunu, Türklerin de, Kürtlerin sistemden kopmasına göz yumduğunu belirtti. "PKK düzenli ordu oluşturuyor" Saldırının gece değil de öğle ortasında gerçekleştirilmesi ve 400-500 kişinin ağır silahlarla ve görünmeden sınırı geçmesinin imkansız olması nedeniyle, Aktütün saldırısının askeri açıdan bir ilk olduğuna değinen Göksel, "demek ki, ABD’den istihbarat kesilmiş" dedi. Büyükanıt, "PKK’lı teröristleri BBG evinde gibi izliyoruz" şeklindeki açıklamasını hatırlatarak, PKK militanlarının nasıl olup da sınırdan içeriye 40 km yürüyebildiğini sordu. Çatışmanın beş saat sürmesine rağmen, yardım gelmemesini, haberleşmenin "bir devlet" tarafından bloke edilmiş olabileceğine yoran Erhan Göksel, TSK’nın aylardır aralıksız bir şekilde Kandil’i ve Kuzey Irak’ı bombalamasının, yetkililerin açıklamalarının aksine PKK’yı etkisizleştirmediğini, aksine daha da güçlenip düzenli orduya evrildiklerine işaret ettiğini söyledi. "Uluslararası güçler Türkiye’yi masaya oturtuyor" Dağlıca baskını sonrasında, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın "Terör siyasallaştı ve legalleşti, psikolojik harekatı onlara kaptırdık" demesini "havlu atmak" olarak niteleyen Göksel, "Büyükanıt özetle, ‘biz demokrasi ve özgürlük bayrağını PKK’ya kaptırdık’ dedi. ‘PKK siyasallaştı’ dedi. Masaya oturmaya hazır bir Genelkurmay Başkanı portresi çizdi. Devletin en yüksek katı bunu diyorsa seni masaya oturturlar" sözleriyle, Türkiye’nin uluslararası güçlerce ikna edildiğini ve Öcalan’a Ankara’da politikanın önünün açılacağını öne sürdü. Saldırının hem gelen ekonomik kriz hem de yerel seçimler öncesi olmasını anlamlı bulan Göksel, "PKK, ayrıca DTP’nin kapatılmasını da istiyor gibi. Bu süreçte sıkışan DTP kapanırsa, yerel seçimlerde radikalleşme artar ve bölge belediyelerini, bağımsız adaylarla PKK silme kazanabilir" dedi. Altınova’daki etnik gerginliğin "etnik çatışma"ya taşınabileceğine işaret ederek, bunun tüm Ege bölgesine yayılması riskine değindi. Dünya ekonomik krizinin, ABD’nin Kafkaslar ve İran’da başlatacağı savaşlara neden olacağını da öne süren Erhan Göksel, bundan en çok Türkiye’nin etkileneceğini ifade etti.